5 Ağustos 2016

Sokakta Gerçek Sanat Var


Siya Siyabend de dillendirecek zaten. Videoları izlerseniz. Kesinlikle dinleyin hepsini, kulaklığınızı takın gerçek sanat neymiş görün. Kapitalist sistemin bize sunduğu şarkılardan bin kat iyiler bana göre.



















Ben müzikle Dünyanın değişeceğini inanan insanlardan biriyim. Müzik Dünyayı değiştirmemizi sağlayacak oyuncaklardan sadece biri.







13 Temmuz 2016

Mersin

Mersin'e ikinci gelişim. Ama ilk gelişimde bu kadar çok gezememiştim. Sıcaktan dolayı genellikle akşamları dışarı çıktım ben. Hatta şehire güzel bir isimde buldum. Vampir Şehir. Geceleri de hareketli olduğu için. Gündüzleri bu kadar hareketli mi, bilmiyorum açıkçası. Tabi bana göre Vampir Şehir. Yakıştı da bu ad bence. Peki Mersin'e gelince. Ne yapmalı nereye gitmeli, ne yemeli, ne yapmamalı.

1. Cennet Cehenneme gidin. Ve oradan Astım Dilek mağarasına uğrayabilirsiniz.


 Astım Dilek Mağrası

2. Kız kalesi. 
3. Kushimoto caddesini gezin. Burada canlı müzik, barlar ve cafeler bulabilirisniz. Sırf Uzakdoğu'ya sempatim olduğu için merak ettim bu sokağı. Bazı yerlerde Japonya sözler bile var. Ne yazıyor anlamadım gerçi. Bu sokağın adı neden Kushimoto İki şehrin birbirlerini kardeş şehir olarak seçmeleri. Yani Kushimotonun sokaklarından isminin biri de Mersin.


video

4. Muğdat Cami. Türkiye'de 6 minaresi olan 3 Camiden biri.

5.Marina ya gidin. Özellikle akşam saatlerinde. Gittiğimde oturacak yeri zor buldum. Sahil kenarında hem alış verişinizi yapabileceğiniz hem de kahvenizi, biranızı içip ya da dondurmanızı yiyebileceğiniz güzel bir mekan. Favorilerimden oldu kendisi.



video

6. Mersin'in sıcağından bıktım. Yaylaya gidecek vaktim yok. Yakın bir yer olsa da azıcık serinlesem diye düşündüğünüzde gideceğiniz diğer bir yerse Babil. Mersin ayaklarınızın altında. Gittiğim vakit 16-17 sıralarıydı. Aksam buranın daha güzel olacağını düşünüyorum. 

7. Tantuni yiyin. Mersin'e geldin. Tantuni yemeden gittin Özlem demeyin. diye yedim. Beni bir dürüm doyurmadı. İki dürüm yedim yine doymadım. Benim için tehlikeli yiyecek. 
Tarihi yerleri çok gezmedim açıkcası. Artık başka bir sefere.
Bir de Tarsus şelalesini görün kesinlikle.
Tantuni

Mersin de bana göre yapmamanız gereken tek bir şey Kot pantolonla gezmemeniz..Bana mı öyle oldu herkese mi oyle oluyor bilemeyeceğim. Pantolonun bacağıma yapıştığını hissediyordum. Bayanlara önerim elbise ve şortlarla gezin. Erkeklerde şortla gezsin işte.  İlk gün hatadan sonra elbiselerimi ve şortlarımı iyiki koymuşum dedim. Akıllı kızım. O değilde belki üşürüm diye örgü cekette koymuşum. Mersin'de olurda üşürüm diye. :D :D

Fenerbahçeli olarak bunu paylaşmazsam olmazdı. :D
Görüşmek üzere.

18 Haziran 2016

Ki and Ka (Film Tavsiyesi)

Filmin fragmanını ilk izlediğimde gülümseme oluştu yüzümde. Fragmanı izleyince sizde anlayacaksınız. Şimdiye kadar izlediğiniz filmlerden oldukça farklı bir konuya sahip çünkü. Tabi benim gülümsemenin altında eril bir bakış açısı olduğu içindi. Benimsenmiş bir kanı vardır. Erkek çalışır evini geçindirir, erkek kariyer yapar. Kadın gerekirse kariyerinden vazgeçip ev hanımlığı  demiyorum artık, ev işi yapar. Bu gayet normal bir durumdur. Ama bu durumu tam tersine döndürelim. Kadının çalıştığı, erkeğin ev işi yaptığı. Olur mu öyle şey dediniz değil mi? 



Filmde kadın ve erkeğin yaptığı işi değiştirerek farklı bir bakış açısından bakmamız sağlanmış aslında. Belki çoğu kişi komedi diye izleyecektir bu filmi ama komediden çok zekice hazırlanmış bir senaryoyu içeriyor. Burada maskat kimin daha iyi iş yaptığı, hangi iş yaptığı değil. Yapılan işe yüklenen değer. Kabir erkek olarak evde iş yaparken, karısı Kai tarafından küçümseniyor. Başkasının sırtından geçinmek, hiç bir iş yapmamakla nitelendirilmek gibi. Eril bir gözle o bakıyor bu sefer eşine. 

Filmi eşinizle, sevgilinizle birlikte izleyin. Komedi diye geçiştirmeyin filmi. Kabir'in bu hayali (ona göre ev işi yapmak, annesi gibi olmak hayal) gerçekleşecek mi, toplum Kabir'in bu durumunu nasıl karşılayacak izleyin görün.

Tren düşkünü olan Kabir'in evi dekore ettiğinde kullandığı sürgülü kapı görüntüsünü de paylaşmadan geçemeyeceğim. 



Görüşmek üzere.  :))

28 Mayıs 2016

Aşk / Love İs

Farkındayım fazla paylaşım yapamıyorum, yazmıyorum. Yazıyla doldurmayım bu paylaşımı. Tatlı çizimler konuşsun. 


13 Mayıs 2016

ORADAN BURADAN VOL 4 - VİŞNENİN CİNSİYETİ

Uzun zamandır bloga uğramıyorum. Özlem söylemeseydin bilmiyorduk, diyenleriniz olacaktır şimdi. Belki yokluğumdan habersiz kişiler vardır diye söyledim. Neden eskisi gibi paylaşım yapamıyorum. İşim çok yoğun onun için diyeceğim, ama bu da basit bir bahane olur. İnsan yazmak istediği zaman vakit bulur değil mi? Gün içerisinde ne kadar çok gereksiz şeye vakit ayırıyoruz. Eski ilgim kalmadı sanırım bloga en büyük nedenim bu. Ama yine de bloguma uğrayanlara teşekkür ederim. Misafir sayım gittikçe artıyor.

Oradan buradan vol başlıklı yazılarımı beni uzun süredir takip edenler biliyordur. Bilmeyenler için kısaca şöyle diyebilirim. Bir kaç farklı konuya değindiğim paylaşım diyebiliriz. Hadi bakalım nelerden bahsedeceğim:

BİRİNCİSİ:

BARFİ. Ben bu filmi bir kez izleme zahmetinde bulunup sonra yarısında bırakmıştım. Ne kadar saçma diye. geçen günlerde tesadüf eseri karşıma tekrar çıktı. Yorumları okuduğumda herkes harika diyor. Tekrar izleyeyim bari dedim. Gerçekten güzel bir filmmiş ben neden izleyemedim, anlamadım. Filme daha doğrusu Hint filmlerine eleştirim 1 saat sonra filmi başlaması. :) Filmin içeriğine, konusuna değinmeyeceğim tek kelimeyle sessiz aşk diyeceğim sadece. Keşke o kısımları daha çok olsaymış dedim izlediğimde. Hatta bu film bu konu üzerine işlenseydi daha güzel olabilirdi.


İKİNCİSİ:

Bugün haberde "Kitap alma hastalığı" diye bir makale okudum. Anlatılanların hepsi uyuyor. Kitap alma hastalığı var bende. Bir kitapçıya girince kitap almadan çıkamıyorum. Üstelik evde okuyacağım kitaplarım daha bitmemişken. Kitap alma hastalığı olan kişiler bu tarzda davranışları söz konusuymuş. Üstelik hiç okumayanlarda var. Kitabı alıyor ama okumuyor. Şükür o ben de yok. Ama bugün itibariyle şu kararı verdim. Okunacak kitaplarım bitene kadar başka kitap almak yok. Hatta kitapçının vb. önünden bile geçmek yok. Hipnoz olmuş gibi içeriye dalıyorum. :)

Mesela şimdi "Vişnenin Cinsiyeti" kitabını çok merak ediyorum. Ama elimdeki kitapları bitirmeden almak yok. Alsam mı ki. Bir kereden bir şey olmaz değil mi? :D

ÜÇÜNCÜSÜ:


adında güzel bir siteden bahsedeceğim. Açıkçası daha sipariş vermedim. Ama çok hoşuma gitti ve kısa sürede fotoğraflarımı basılı hale getirmek istiyorum. Ve çektiğim doğa fotoğraflarını magnet haline getirmek istiyorum.

Şimdilik benden bu kadar. Görüştüğüm zaman görüşürüz! :)

Sahipsiz Cümleler



29 Şubat 2016

Muhteşem Film Tavsiyesi (PK)

3 idiots ve Taare Zameen Par’ı izledikten sonra böyle muhteşem filmler izleyebilir miyim? Derdim. Arayış içine de girmiştim, arama motorlarında Amir Khan’ın yönettiği film, oynadığı filmler gibi filmler var mı diye? Tabi bu istediğimi karşılayacak hiçbir film bulamadım. Ve yine bu cevabı Amir Khan’ın rol aldığı film cevapladı. PK filmi. Bugün itibariyle en favori filmim. İzlediğim en muhteşem filmdi şimdiye kadar.



Filmi anlatmayacağım. Ama dini eleştirdiğini, daha doğrusu dini kullanan insanları, dini kültleri, din adına yapılan yanlışların eleştirdiğini göreceksiniz. İlginçtir, PK’yı kendime çok benzettiğim için sevdim belki. Aynı soruları soruyoruz onla. Benimle aynı şeyleri eleştiriyor. Mesela, televizyona çıkıp insanların, halkın açlığından bahsedip paraları götüren din tüccarları vb.

Ve benim sürekli dediğim bir cümle vardır. Din sosyalleşerek öğrenilir. Bunu sınıfta dediğimde töbe töbe cevaplarıyla karşılaştığımı da belirteyim. Bulunduğunuz ortam, doğdunuz aile, ortam, zaman çok önemlidir bunda. Müslüman bir aile de doğarsınız Müslüman olursunuz. Hristiyanlığın hakim olduğu bir ülke de doğarsınız Hıristiyan olursunuz. Aynı şekilde, Budist, Yahudi…. Uzar gider. Kimse size doğdunuz anda, ya da İnsan Hakları Beyannamesinde denildiği gibi “ Herkes kendi dinini seçme” hakkına, özgürlüğüne sahiptir. Oysa hiçte öyle değildir. Doğduğunuz andan itibaren kimliğinize Müslüman vb. olduğunuz iliştiriverilir. Kimse sormaz size, sorgulamanızı istemez. Böyle bir şeye cüret edemezsiniz. Çünkü sizin dininiz en muhteşemdir, en mükemmelidir. Sizin dininiz dışındaki insanlar cehennemde yanacaktır. Bu her din için geçerli. Kendi dini dışındaki bütün dinler aptallıktır, yanlış yoldur.

Bir matematik işlemi var elimizde. Farklı yollardan aynı sonuca ulaşıyoruz. İllaki matematik sorusunu benim gittiğim yoldan çözeceksiniz diyoruz. Aynı matematik sonucuna ulaştıktan sonra çözüm yolunun ne önemi var.

Şimdi önyargı, ideoloji elbisenizi hafifçe üzerinizden sıyırın. Dinle toplum üzerinde nasıl bir algı oluşturulur izleyin ve görün. Bunun dışında sosyolojik bir çok şeyi bulacaksınız. Statü, toplumsal yapı.... 

Doğru numaraya ulaşmanız ümidiyle. Görüşmek Üzere.




Sahipsiz Cümleler

26 Şubat 2016

Hayatım bir mutluluk inşaatıydı Pollyanna


video

 Muhabbet kuşumuz öldü
Arkasında uçuşan tüyleriyle mavi bir sonbahar bırakarak.
Biliyorsun ölüm, mavi boş bir kafestir kimi zaman.
Acıyı hangi dile tercüme etsek şimdi yalan olur Pollyanna
Uyumadığım gecelerin sabahında
Gözaltlarımdan mor çocuklar doğardı
Mor çocuklarıma ninni söylerdi sabah ezanları
Fırtınada ters çevrilen şemsiyelere benzerdi
Duaya açılan avuçlarım
Avuçlarıma kar yağardı
Kimi zaman tipi
Kaç kere avuçlarımda mahsur kaldım
Birkaç kış geçti Pollyanna
Ben hep mahzun kaldım.
Kocaman bir kardan adam yaptı içime bir çocuk şair
Tuhaf şarkılar mırıldanarak: Şiirime kenar süsü olsam ben
Bir kenar süsünün gülü olsam ben
Sarı deftere tuttuğum bir günlük
Aşk olsam ben
Sonra yazları
Yaseminlerle sarmaş dolaş bir balkonum oldu
Balkon yaseminlerle sevişirdi
Yaseminler yaseminlerle sevişirdi
Rüya hülyayla sevişirdi
Ben o beyaz kokan çadırın altında
Geceyle sevişirdim.
Bir davet gibi oturdum balkonda
Beyaz bir örtü gibi sarardım acılarımı başıma
Ben sevgilisi çile olan bir gelindim Pollyanna
Gel derdim gel, kim olursan ol yine gel
Çiçekli bir düğün davetiyesi gibi otururdum balkonda
Yıldızlar ürkerdi, titrerdi davetimden
Ayın etrafında beyaz bir hale dönerdi.
Bileklerimi uzatırdım çıplak, beyaz ve ince
Işıktan bir kelepçe istedim yüz görümlüğü olarak Pollyanna.
Secde eden alnımı,
Şarap içen dudağımla öpmek istedim.
Dizlerimde ve dirseklerimde nasır tutan arayışımı
Beyaz bir merhemle ovmak istedim.
Beyaz bir günahtır aramak kimi zaman Pollyanna
İtiraf etmek gerekirse
Domates biber biçiminde tuzluklar aldım pazardan
Kalp şeklinde kül tablaları
Kalbimde söndürülmüş birkaç sigaradan kalan kül
Yetmezdi yeniden doğmaya.
Orhan Gencebay dinledim itiraf etmek gerekirse
Bedelini ödedim ama Pollyanna
İtiraf artık tedavülden kalkmış bir kağıt  para.
Hayatım bir mutsuzluk inşaatıydı Pollyanna
Çimento, demir, çamur
Duvarlarımı şiir ve türkü söyleyerek sıvardım.
En üst kattan düşerdim her gün
Esmer bir işçi gibi dilini bilmediğim bir dünyaya
Hayatım bir mutluluk inşaatıydı Pollyanna
Sana ve mutluluğa yazılmış mektuplarıma
Cevap beklediğim zamanlarda.
Benim bir köyüm olmadı.
Hiçbir şehir karlı sokaklarıyla bana
Pazen gecelik giymiş bir anne gibi sarılmadı.
İstanbul’u evlat edinsem
Benimsemezdi nasıl olsa otuz yaşlarında bir anneyi
Yüzyıllarca yaşamış bir çocuk olarak
Mütemmim cüz olamadım hiçbir aşka Pollyanna
Bir kitaba bir cüz olamadım.
Yukarıdan aşağı, battal bir intiharı denedim.
Hiçbir bulmacayı tamamlayamadım.
Bir kediyi okşasam ellerim yumuşardı
Biri okşasam bir yumuşardı
Bire bir olamadım.
Fırfırlar olmalıydı oysa hayatımın kenarında Pollyanna
Kırmızı puanlı bir şiir olarak uyumalı, mor puanlı uyanmalıydım.
Pişman olmamalıydı orada olmalarından yeşil farbelalarım.
Bir çingenenin çıkardığı dil olmalıydı şiirlerim
Sana bu son mektubu,
Artık senden mektup beklemediğimi söylemek için yazıyorum Pollyanna
Son şiirini yazmaya cesaret edememiş bir şair olarak.
Seslendiren Sem.

Sahipsiz Cümleler