2 Kasım 2012

Hastane Kokusu


Annem bir gün önceden bir sürü hazırlık yapmıştı yaş pastası, börekler… bir çok şey. Doğum günü heyecanıyla yatmıştım o gün, beş yaşına girecektim.  Sabah kalkamamıştım yatağımdan çok hastaydım annem kucağında beni sağlık ocağına götürmüştü, yüzümü atkıyla sıkıca sarmıştı, Ekim ayının sonuydu ama yerlerde benim dizlerime kadar gelecek kar vardı. Oldukça dikkat çeken bir çocuktum çevremi hemşireler, ebeler ve sağlık görevlileri sarmıştı.

- Çok tatlı bir çocuk bu, oyuncak gibi.
- Kıyamam ben bu şirineye, iğneyi sen yap.

 İlaç ve üstüne en korktuğum şey iğne,  yalnız küçük tombul elime tutuşturdukları şeker ve çikolata yanıma kar kalmıştı. elinden tutup paytak paytak yürümüştüm annemle birlikte, beni bir oyuncakçı dükkanına götürmüştü, ne istiyorsan onu al bir tane kırmızı elbiseli bir bebek ve birçok boyama kitabı almıştım. Doğum günüm geldiğimde hep o günümü hatırlarım bir de o kokuyu.

Anneannem hastaneye kaldırılmış,  annem bir haftadır ninemin yanında refakatçi olarak kalıyordu. Elimden tutup ninemim yanına götürmüştü,  beni görmek istemiş ninem.  Hastane kapısının önünde ziyaretçi saatini bekliyorduk, çünkü refakatçiler dışında ziyaretçi saati haricinde kimseyi almıyorlardı içeri.  Oturduğum bankta yere değmeyen ayaklarımı boşlukta sallıyor bir yandan da simidime küçük ısırıklar atıyordum. Ziyaretçi saati gelmişti,  hastaneye girmiştik. Yine o koku! sağlık ocağında da vardı bu kokudan. Yüzümü buruşturmuştum, elimdeki yarım simidi anneme uzatıp.

- Yemeyeceğim bunu al!
* Niye yemiyorsun?
- Kokuyor.
* Ne simit mi? Çok güzel kokuyor ama.
- O değil!
* Bak anneannenin odası geldik.

Nine diye koşup sarılmıştım. Yatağının başucuna oturup onu izliyordum. Hastaların yemek saatiydi, annem ninemle ilgilenirken ben odanın dışındaki yan yana dizilmiş gri sandalyelere oturmuştum. Kalabalığı izliyordum. Sonra annem beni eve götürmek için yanıma gelmişti.

- Anne burası niye böyle okuyor?
* Nasıl kızım?
- Hasta gibi okuyor.
* Hasta hane böyle kokar kızım, ilaç kokar.
- Giysilerim hasta okuyor, saçım hasta kokuyor.
* Yıkarız saçını canım, giysilerini çıkartırız.

Bu koku burnu değil, ruhu etkileyen bir kokuydu. Annem ninemin yemeğini yedirirken uzunca koşuşan, diğer sandalye de oturmuş ağlayan teyzeyi elinde çiçeği ile hastaneye gelmiş insanları izlemiştim.  O kokuya rağmen sürekli koşuşturan bir kalabalık, ağlayan ve gülen insanlar, hayata tutunma çabası bütün bunlara o an şahit olmuştum.

Hastanenin duvarlarını, sandalyeleri incelemiştim sonra her yer beyaz ve gri, rengini de sevmemiştim hastanenin. Neden pembe, sarı, mavi renge boyamazlardı ki.  Yaşam enerjini alan bu kokuya üstelik bir de görüntüsü eşlik ediyordu. Burası yaşamla ölüm arasındaki mekândı, yaşam ve ölümün arasındaki renk ve koku griydi işte.  

* Yine gitmek ister misin, ninenin yanına?
- Ninem iyileşecek mi?
*  Hafif gülümsemişti annem, Tabi!
- O zaman saçım hasta kokabilir, o iyileşecekse gidelim…

Sevmediğim koku hastane kokusu, ölüm kokusu.  Halen nefret ederim bu kokudan.

Sahipsiz Cümleler



11 yorum:

  1. Bir hastane nasıl kokabilir? Evde yemek yaparsın yemek kokar ama hastanede iğne filan mı kokuyor.Nasıl oluyor bu iş?
    Yoksa hastaların,hasta yakınlarının çaresiz bakışları,belki ağlayışları,hüzünleri,biryerlere koşturma telaşları,bekleyişleri bunlar havada bir koku yayıyor olabilir mi?Duygular kokar mı?Belki de kokuyordur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel yazmışım evet belki de kokuyordur.

      Sil
  2. Hayatım boyunca hiç sevmediğim yerdir hastaneler. O kokuyu bende alıyorum. Hatta o koku bana bazen çaresizliğin kokusu gibi geliyor. Sağlıklı bile girsem hasta çıkıyorum hastanelerden.

    YanıtlaSil
  3. şimdi ben de hiç sevmem hastaneleri ve kokusunu diyeceğim biri de çıkıp ironik bi tavırla " ben çok severim, bayılırım" diyecek. En iyisi ben çıkıntılık yapayım ; ben severim hastane ve kokusunu :)

    ama ciddi bi rahatsızlık yaşadım ve bile bile 24 saat gitmedim hastaneye, düşünün ki kendimden geçtiğimde apar topar götürülmüşüm hastaneye. aşırı kan kaybı ve kansızlıktan....

    İşte ben o kadar sevmiyorum doktorları, hastaneleri v.s.

    bu hikaye senin mi, hayal mi yine?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanmıyorum ben hastane kokusunu seviyorum diyecek biri var mıdır? :/ Bilmem hayal mi gerçek mi :)))

      Sil
  4. en sevmediğim koku hastane kokusu idi. Ve 7 yıldır hastanede çalışıyorum. Bahsettiğiniz o ağlayışlar, çaresizlik, hüzünler, koşuşturmalar, ölüm kokusuyla bir arada...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kokuya yedi yıldır çalışmanıza rağmen alışamadınız değil mi?Allah sabır versin mesleğinizde insanların çaresizlikleri, üzüntüleri her gün görmek zor olsa gerek.

      Sil
    2. Zor ama iyi olanı hatırlayıp kötü olanı unutmaya programladım kendimi. O kokunun içinde bazen iyi şeylerde olabiliyor...

      Sil
    3. Kesinlikle o olmasa tahammülü imkansız olurdu. :)

      Sil
    4. Evet hayat böyle işte hem acı hem tatlı. Bizde bunun sık sık canlı şahitleri oluyoruz.

      Sil