29 Aralık 2012

Açlık Oyunları


Bir haftadır elimden bırakamadığım romanları sonunda bitirdim. Oldukça sürükleyici kitaplardı. Açlık Oyunları filmini kitabı okuyunca izlemek için uzun süredir erteliyordum, sonunda filmi de izledim. Buraya uzunca kitapların içeriğini yazmak istemiyorum.  Fakat kitabı okumayan ve filmi izlemeyenler için kısaca değinmenin yerinde olacağını düşünüyorum.  Ülke de 12 tane mıntıka vardır. Biz buna günümüz tabiri ile bölgeler diyebiliriz. Her mıntıkanın kendine has görevleri vardır. Mesela 11. Mıntıka tarımla uğraşırken, 12 mıntıka taş kömürü, ticaretle uğraşan mıntıkadır. Önceden 13. Mıntıka olan ülkede 13. Mıntıkanın bu ekonomik eşitsizliğe karşı gelip ayaklanması sonucu ülke de büyük bir kargaşa çıkmıştır. Bu ayaklanmayı bastıran Capitol “Açlık Oyunları” adında bir oyun üretmiştir. Her mıntıkadan her sene yaşları 12 ile 18 arasında değişen erkek ve kız haraçlar seçilmektedir. Açlık oyunlarında hayatta kalabilmek için diğer seçilen kişileri öldürmek zorundadırlar. Capitol’un amacı seneler önceki ayaklanmalarını hatırlatmak ve insanların bir daha Capitol’a karşı gelmelerini önlemektir.



Kitabı okumayanlar ve filmi izlemeyenler için bu kısa tanıtım yeterli sanıyorum.  Benim üzerinde durmak istediğim konu romanın içeriği değil.  Kitabı okurken mıntıkaları ülkelerin bölgelerine benzettim. Mesela Türkiye’nin Coğrafi bölgelere ayrılması gibi.  Bu bölgeleri tıpa tıp mıntıkalar ile aynı olduğunu söylemek çok ütopik olur ama bazı bölgelerin bir kısım bölgelerden daha avantajsız ve ekonomik, sosyal açılardan daha kötü olduğu ortada.  Bunun dışında gittikçe insanlar arasında statü, sınıf farklılıkları artmakta.

İnsanların sosyal hayatını açlık ve tokluk baştan aşağı belirler.  O yüzden Maslow’un ihtiyaçlar teorisine katılmamak elde değil.  İnsanların ilk ihtiyaçları açlık ve güvenliktir, yaşama ihtiyacıdır. Tıpkı açlık oyunlarında olduğu gibi. İnsanların eline yaşamda kalabilecekleri kadar ekmek verirsin ve yaşamlarını bağışlayarak güvenlik sağlarsın.  Yaşamda kalabilmek için karnını doyurmak için hayatı boyunca uğraşan insan, kariyer, statü vb. şeylerle uğraşacak ve ezilmişliği görecek vakti yoktur.  Bu durum Dünya’daki birçok ülkeyi tanımlıyor değil mi? Sana ekmek veriyorum bana karşı ayaklanma beni destekle.

Survivor, Fear Factor oyunlarını biliyorsunuz, hepimiz izlemişizdir. Survivor da ada da kalan, açlıkla uğraşıp, avladıkları hayvanlarla karınlarını doyurup haftada bir düzenlenen oyunlarla elemenin olduğu ve birçoğumuzun dikkatle ve büyük bir zevkle izlediğimiz yarışma. Tamam, bu Açlık Oyunları kadar gaddar bir oyun değil. En azından insanlar birbirine zarar vermiyor. Hepimizin boş vakitlerimizde EĞLENDİĞİ bir oyun işte. Collins röportajında Dünya’nın geleceği ile distopik bir öngörüde bulunarak ileri de böyle oyunlarla karşılaşılabileceğini söylemiş.  Bunu 100- 900 yıl arasında sınırlandırmış. Yok canım bu da abartı dedim okuduğumda, fakat düşündüm televizyonda zaten izliyorduk açlık oyunlarını sadece yarışma olarak adlandırılmıyordu o kadar. Teknolojik, siyasi, ekonomik açıdan güçlü olan devletler birçok ülke de insanları öldürüyordu.  Güçlü olan, tok olan aç olanı yok ediyordu ve buna demokrasi, özgürlük getiriyorum adı veriyordu. Her gün televizyon da ölen insanlar, kadınlar, çocuklar görüyoruz ama o kadar tepkisiziz ki…

Filme gelince aldığı puanı hak etmediğini düşünüyorum. Birçok önemli ayrıntı filmde atlanmış. Filmin birkaç kısmında kitaba bağlı kalınmamış. Mesela kitapta alaycı kuş rozetini Katness’e belediye başkanının kızı hediye ederken, filmde pazardan satın aldığı gösterilmiş. Yalnız Capitol haklının iyi yansıtıldığını düşünüyorum. Elbiseleri filme nasıl yansıtacaklar diye düşünüyordum onu da başarılı buldum. Fakat Alacakaranlık serisi gibi başarılı olduğunu söyleyemem. Alacakaranlık kitaplarını okumama rağmen filmlerini büyük bir ilgiyle izledim. Açık Oyunları filmi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

2 yorum:

  1. Açlık oyunlarını bi ben izlemedm sanırım izlemelıyım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzle bence, bilmiyorum belki kitabı okuduğum için bana film tuhaf geldi. Ama berbattı diyemem, vasat bir filmdi.

      Sil