25 Aralık 2012

Kapalı Günlük ( Kapalı Not )


Kader, insan kendi kaderini çizebilir mi, çizebiliyorsa ne kadarı mümkündür bunun.  Kendi hayatını şekillendirebilir mi insan, bu kaderim değil; ben kendi tercihlerimle seçimimle bunu yaptım, elde ettim. Ya bu seçimi yapmış olmamızda kaderse. Peki insanlar neden başına hep olumsuz bir şey geldiğinde kaderi suçlu bulur. Kadere sığınır:

“ Kaderim böyleymiş”

Neden iyi, mutlu günleri olduğunda, başarılı olduğunda kader kelimesini ağzına bile almaz. Çünkü bunu kendi tercihleriyle yapmıştır. İnsanın seçtiği hep iyi midir, kötü tercihler yapamaz mı? Kim bilir insan hayatını bazen yönlendirirken bazen yönlendiremez. Ya da dediğim gibi kendi seçimim dedikleri bile kaderdir. Bazen hayatta öyle olaylarla, cevaplanamaz sorularla karşılaşırsın ki kader inadına varlığını ispatlamaya çalışıyordur.



Bu aralar Japon, Kore filmlere merak sardım. Kışın film izlemek ayrı bir keyif benim için. Sıcacık ev, Kahve, çikolata ve film vazgeçilmez üçlüm.  Kaderden bahsederken neden bu filme geçtim. Kaderle ilgili pek diyalog bulamazsınız film de ama öğretmen olmak isteyen Kae’nin yaşadıkları kaderi aklıma getirdi. Taşınmak için seçtiği ev, ve ev de aynalı dolabın arkasında bulduğu başkasına ait bir günlük. Başkasının günlüğünü okumanın doğru olmadığını düşünse de günlüğü okuması. Kim bilir o günlükte kendi kaderini okuyordu.  Kader bir kitap gibidir ve sen sadece onu açıp okuyansın…

Not: Japon ve Kore filmlerinin sevmediğim tek noktası genellikle çok uzun olması. 

13 yorum:

  1. Kaderi değişmez bir alın yazısı gibi düşünenleri anlamıyorum. Çünkü herkes kendi kaderini yazar. yaptığımız iyi ya da kötü şeyler bizim eserimiz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen bir de dediğim gibi başlarına kötü bir şey geldiğinde kader, ama başlarına iyi bir şey geldiğinde kendi tercihim. Kaderi bir kaçış olarak kullanıyor bu insanlar.

      Sil
  2. sıcacık ev 1 kahve 2 çikolata 3 film 4 etti Özlem =) hahaha uzak doğunun sadece animelerini severim, birde japon kültürü,

    Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten,ne yapalım kaderimiz böyle deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi illaki bir eksikliğimi bul dört olsun. :D Kader konusunda aynı fikirdeyiz, ama insanın değiştiremeyeceği çok şey var ne yaparsa elde edemediği. "hayatının hakimiyiz, ne de hayat karşısında çaresiziz"

      Sil
  3. mutlu olmaktan şikayet etmez ki insanlar. kadere yapılan suçlamaların sebebi mutsuzluk ve şikayet zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani kader başarısızlığa ve mutsuzluğa bahane.

      Sil
  4. Kader beni neden yoruyorsun? diyoruz ya o bizi yormuyor aslında biz biraz yorulmak istiyoruz.
    İşler kötü giderse birini suçlamak isteriz baktık suçlayacak adam yok o zaman kesin kader suçludur deriz.
    İşler yolunda giderse adam bulmaya çalışmayız çünkü; bu bizim eserimizdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen canım hep öyledir başımıza kötü bir olay geldiğinde kaderin böyle üzülme denir. Aslında iyi yönü de var avutuyor insanı.

      Sil
  5. kader nedir bilirmisiniz kader düzyollardır, siz düz yollardan ilerlerken karşınıza kavşaklar belirir işte özgür iradenizle seçersiniz kavşakları fakat kader süsler düz yoldaki yolculuğunuzu. hayatımızı belirleyen ise kavşaklarda aldığımız kararlşardır.
    japon filmlerini seviyorum ama sesler çok kaba geliyo bana:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoğumuz kader konusunda aynı fikirdeyiz demek ki. :) Evet konuşmaları kaba geliyor, hatta bazen gülüyorum konuşmalarına ama Türkçe'ye çok benzetiyorum. Tıpkı Türkçe gibi sondan eklemeli bir dil. Japonya sevdası ben de ayrı bir şey. :))

      Sil
  6. size bir mochha tarifi:)) madem kahveyi seviyosunuz
    mudo (reklama girmez dimi :))) dan aldığım manuel espresso cihazı var. ona orta kıyım çekilmiş kahveyi yerleştikten sonrakaynatıyosunuz buharı çıkınca zaten köpürüp üst hazneye espressoyu basınçlı olarak gönderi yo (bu arada her tarafa çok güzel kahve kokusu yayılıyo). süt cezvesine koyduğunuz sütü ısıtmaya başlıyosunuz bu arada köpük çıkarıcı aletled sütü çalkalıyosunuz süt tam kaynamadan altını kapatıyosunuz.
    kupa bardağınızın en altına sıvı çikolata üstüne espresso onun üstüne süt ve en üste sütten elde ettiğiniz köpük olacak şekilde baoşaltıyosunuz. köpüğün üzerine hafif çikolata taneleri ve hafif toz tarçın serpiştirip içmeye hazır hale getiyiyosunuz.
    ama ben mochayı yalnız içmek istemem eğer isterseniz beraberde içebiliriz
    :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu çok zahmetli ama :)).. Benim kahveden kastım Türk kahvesi.
      Kahve yalnızların içeceği derler, belki ondandır aksam olunca bir başıma kahvemi içip kalabalığı seyre dalmam! Teşekkürler yine de. :)

      Sil
  7. Film nasıl tavsiye eder misin?

    YanıtlaSil