8 Aralık 2012

Pembe Duygu


Dışarıdaki rüzgârın sesi evin duvarlarını yaylıyor. Pencere çerçevelerinin açık kısımlarından içeriye girmeye çalışıp pencereyi titretiyordu. Uzun bir süre rüzgârın ve pencerenin sesini dinledi.

-Uuuuuvvvvvvvv, uuuvv. Tak, taaakk…

Sobanın içine birkaç odun atıp, üzerine çaydanlıkta bir su koymuştu.  Elektrikler de yoktu, daha akşam olmamıştı ama gökyüzünü kaplayan bulutlar yüzünden oda şimdiden kapkaranlık olmuştu. Tam korku filmlerinde heyecanın en doruğa ulaştığı bir sahne mevcuttu evde. Kedisi zeytini saymazsak üstelik evde de yalnızdı.  İlginçtir ama rüzgârlı havaları severdi. Yalnız kalmak, düşünmek için biçilmiş kaftandı. Televizyonun gürültüsünden, internetin Sanal Dünyasından uzaklaştırırdı rüzgâr onu. Sobanın üzerinde demlemiş olduğu çayı doldurur, Yanındaki sehpaya mum koymuş olduğu pencerenin kenarındaki koltuğa oturur. Ağaçlardan dökülen yaprakları, hava da uçuşan poşetleri ve sokakta bu rüzgârlı hava da yürümeye çalışan insanları izlerdi.  

Zeytin korkmuş olacak ki önce ayaklarına sürtünür sonra koltuğa çıkıp yanına sokuluverirdi. Rüzgâr hafif hafif dinmeye başlar yerini yağmura bırakırdı. Pencereden yağmur damlaları bazen ayrı ayrı bazen de birleşerek aşağıya doğru kayarlardı. Zeytin cama vuran yağmur damlalarını duyduğunda gözlerini açar. Yağmurun cam da oluşturduğu sesi kısa bir süre dinleyip.

-pıt pıt pıttt…

Pencerenin kenarına çıkar yağmur damlalarını izler ve pencere kenarına uzanıp gözlerini yumardı. Bu sessizlik ne kadar huzur veriyordu insana. Çayı içmiş masada duran kahverengi kaplı defter ve gri renkteki kaleme bakmıştı. Hep yağmurlu günlerde düşündüklerini, yalnızlığın beynindeki ve çevresindeki seslerin azaldığı günde bir şeyler karalıyordu defterine.  

“ İnsan neden yalnız kalmak ister, neden sevilmek istemez, neden sevmek istemez, yalnızlık neden mutluluk verir ona şimdi daha iyi anlıyorum.  Yalnız kalmak istemek bazen insanın ihtiyacı bazen de yalan duygulardan, düşüncelerden, insanlardan kaçısın göstergesi ya da içimizde çözemediğimiz bir problemim bizi yalnız kalarak düşünmeye sevk etmesi.

İnsan neden sevilmek ve sevmek istemez; âşık olmak istemez. Aşka sırt çevirir. Şu camdaki ayrı akmayı tercih eden ve birlikte akan yağmur damlaları her şeyi anlatıyor aslında. Bir çok kez şans verir insan kalbine bu son olsun diye kalbimin sokakları terk edilmiş harabe evlerle dolar tıka basa. Artık kalbimin sokağına alacak ve bir kişiyi dahi kaldıracak gücü yoktur. Üzülmeye tahammülü yoktur. O yüzden şu yağmur damlası gibi tek başına akmaya, yaşamaya devam eder. Bazı yağmur damlaları birleşerek sonsuza kadar birlikte akarlar hayat denen pencereden, onlar şanslı yağmur damlalarıdır. Bazıları da yarı yolda ayrılırlar birbirinden, onlarda bu pencerede tek başına akma kararı almışlardır artık.

Ya damlaların rengi, suyun, yağmurun, gözyaşının rengi neden hep aynı, şeffaf renkte.  Mesela aşk acısından dolayı akan gözyaşının rengi mavi olsaydı. Mutluluktan akan gözyaşının rengi pembe… Yok yok olmazdı böylesi her şeyden iyi. Ağlamaktan bile çekinen insanlar neden ağladığının nedeninin bilinmesini ister mi hiç?

Not: Şu aralar çok yoğun bir döneme giriyorum çalışma açısından. Blog yazılarımı sürekli güncellemem pek mümkün olmayacak gibi.  Bu aralar İlham perisi de peşimi bırakmıyor. Yazacak bir sürü hikâye konusu var aklımda. Ama kısa bir süreliğine def etmek zorundayım ilham perimi. İnternete girdiğim kısa kaçamaklar da bloglarınızı takip etmeye çalışacağım. Kısa bir süre sonra ( umarım kısa olur) tekrar görüşmek üzere. Hepinizi çok seviyoruuuum! :))


Sahipsiz Cümleler

3 yorum:

  1. Kapalı hava sevilmezmi birde Chopin çalıyorsa =) bir dağ evinden kalmak okadar çok istiyorumki, yağmur, rüzgar, içecek sıcak birşey =) camda seyir alan yağmur taneleri gerçekten öyleler. Zamanla canı tatlı geliyor insanın canı yansın istemiyor ama şu sıralar aşk denen yalancı zehri almayı çok özledim diyebilirim, izlediğim duygusal filmler gözü yaşlı izleniyor =P birde renkli göz yaşları ahahaa çok komik olurdu bence, göz yaşı masum olduğu için şeffaf bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonra renkli göz yaşını ben de beğenmedim yok olmaz dedim! Ne güzel bir ortam umarım hayalin gerçekleşir.

      Sil
    2. Serdar Kılıç dağ evi belgeseli vardı çok süperdi =)

      Sil