3 Aralık 2012

Sessizliğin İçindeki Ses


Bu şehrin gürültüsünden kaçtığım tek vakitti geceleri. Sokaklar sesiz, bütün evlerin ışıkları sönmüş, bir sokak lambaları eşik ediyordu her adımıma birde gökyüzündeki ay ve yıldızlar. Her adım atışımda tık, tık tık adımlarımın sesleri bomboş sokakta yankılanıyordu.  Gecenin dördünde beni bu halde gören insanlar ya deli gözü ile bakarlardı ya da hırsız diye mahalleyi ayağa kaldırırlardı. Normal bir insanın davranışı değildi çünkü bu yaptığım. Geceleri uyunur, gündüzleri gezilir, işe gidilir… Oysa kahrolası bu şehrin sokaklarında sessizlik ve huzur arıyordum. Daha çok insanlardan kaçıyordum aslında. Onlardan uzak olmak, seslerinden, yalancı dostluklarından, imalı bakışlarından, çıkarcı ilişkilerinden uzak olduğum tek zaman dilimiydi işte geceleri.

Fakat bu sokaklar hiç boş kalmıyordu ki. Kurtulmak istiyordum bu insanlardan; ama sokaklar onlardan kalmış artıklarla, izlerle, nesnelerle doluydu.  Bir sigara izmariti, pencerenin önündeki kasımpatı, ağacın dibindeki küçük yavru kedi,  duvarda kocaman yazı ile yazılmış seni seviyorum yazısı… sessizliğin içindeki ses bu olmalıydı. Tüm sokak lambaları sönse, hatta ay ve yıldızlarda sönse, kapkaranlık olsa sokaklar, Dünya hiçbir nesne hatırlatmasa hayatımıza giren insanları. Zifiri karanlık, bomboş bir sokak…


Yalnız kalmak için çıkmıştı, ama yalnız kalmak ne mümkündü bu sokaklarda. Üstelik bir de davetsiz misafir katılmıştı bu sessizliğe. Gök gürlemeye başlamış, aniden sokakları yağmur damlaları basmıştı. Öyle şiddetli bir yağmurdu ki.  Sokağının sessizliğini bozduğu için rahatsız olmuştu bu durumdan sonra düşündü sokaklardaki insanlardan kalan izi temizleyecek tek şey yağmurdu.  Her damlada ve sokaktaki bir iz, bir damla sokaktaki başka bir iz daha siliniyordu.

Duygu bulutları yoğunlaşmıştı gökyüzünde, kalbinin sokaklarındaki insanların izleri bir bir buharlaşıp  duygu bulutunda toplanıyordu, sonra kalbinin sokaklarından insanların izleriyle dolu damlaları yeryüzüne, dış dünyanın sokaklarına atıyordu tek tek. Bu yağmur kalbinin sokaklarına yağmıyordu, ama kalbindeki üzüntülerle, kötü hatıralarla dolu yaşanmışlıkları bir su dalmasına yükleyip kalbinin sokaklarını temizliyordu sonunda.  Bu yüzden daha şiddetlendi yağmuru. Her damla da daha temizdi kalbinin sokakları ve daha huzurlu.

Elinin tersiyle kalbinin yağmurlarını siliyor, her bir damla tekrar gökyüzüne buharlaşıyordu. Bu buharlaşan damlalar belki başkasının gözünde ya da kendi hayatında tekrar yoğunlaşırdı, kim bilir. Yeniden..yeniden…yeniden…

Allah’ın insana verdiği bir mükafattır gözyaşı. Çoğu kişiye garip gelebilir, ama gerçekten öyle. Hangi Harvard veya Oxford diplomalı pisikolog sağlayabilir bu ruh arınmışlığını ve dinginliğini, huzurunu! Gözyaşı ruhu yıkayan bir mücevherdir. O yüzden ağlayacağınız zaman ağlamayı bir zayıflık olarak görmeyin ( özellikle erkeklere diyorum) hüngür hüngür ağlayın. Ağlamanız bittiğinde ruhunuzda bir dinginlik, huzur hissedeceksiniz.
Gözyaşlarınızın değerini bilin!

Sahipsiz Cümleler

10 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Özellikle de geceleri ve yatağında.

      Sil
  2. o dinginliği hissedebileceğimizi bilsek ohooo. şahsıma durmadan ağlarım da....

    öyle bi dinginlik olmuyor, sadece baş ağrısı oluyor biraz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi ne diyeyim ben sana! :) Beni rahatlatıyor ağlamak.

      Sil
    2. Yağmurun sesinden dolayı başın ağrıyordur senin. Bir de ağlayamadığını düşün.:) Başın ağrıyabilir ama ruhun gerçekten rahatlar, sen farkında değilsin demek ki. Ayrıca duygular bedene ağır geldiğinde, gözyaşı bezlerinin '' seni burada istemiyoruz '' dediği şeymiş gözyaşı. Sen saklamayı seçiyorsan bilemem :))

      Sil
  3. gözyaşı ruhu yıkayan mücevherdir kesinlikle doğru..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Farkında olmadığımız en değerli mücevher

      Sil
  4. Ağlayabilmek güzel bir şey ama ben kimse ağlamasın isterdim. İki gündür çok fazla gözyaşı gördüm :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlginçtir ama ben hiç mutluluktan ağlamadım. Bu Dünya'da üzücü olaylarla karşılaşmamak mümkün değil. Ama ağlamanın ilaç olduğunu düşünüyorum ben, üzücü yaşanmışlıklar karşısında. İçindeki acıyı o su damlalarına yükleyip atıyorsun. Keşke kimse üzülmese kimse ağlamasa ama bu pek mümkün değil.

      Sil
  5. Güldüğüme bakma sen yastığıma ağlarım ben..

    YanıtlaSil