26 Aralık 2012

Tombul Tırtıl


Güneşin ilk ışıkları ile uyanır, kimse uyanmadan bahçeye çıkardım. Gizli bir yerim vardı bahçe de kimsenin bilmediği, öyle gizli bir yerdi ki saatlerce beni ararlardı, bulamazlardı. Bu Dünyaya yalnız olmak için gelmiştim ben, kimsenin benim yanımda olmasını istemiyordum, sevmelerini de. 

Küçük bir tırtıldım ben güneşle birlikte uyanıp bahçesinde gökyüzünü seyreden.  Küçük, yaramaz, çirkin, tombul tırtıl…. Çimenlerin üzerine uzanır gökyüzüne bakar. Kendime yakıştırdığım sıfatlardan uydurduğum şarkımı söylerdim:

Küçük
Yaramaz,
Çirkin tırtıl.
Büyüyünce kelebek olacak.
Tombul tırtıl.
Küçük tırtıl, çirkin tırtıl, tombul tırtıll!

Kelebek, görmeden uzandığım çimenden kalkmazdım. Şarkımı söylemeye başladığım zaman hemen bir kelebek belirirdi gökyüzü, güneş ve benim aramda.  Şarkımı söylememi beklerlerdi sanki. Kelebek değil de periydi onlar sihirli şarkıma çıkan. Baharda ilk gördüğüm kelebek hangi renkte ise, senemin nasıl geçeceğini ona göre yorumlardım.  Beyaz kelebek, sarı kelebek, kahverengi kelebek, rengarenk kelebek… en çok beyaz kelebek heyecanlandırırdı beni. Güneşin ışığında bembeyaz tülleri ışıl ışıl parlardı. Beyaz kelebek güzel bir yıl demekti benim için.


Çok konuşan bir tırtıl değildim, arkadaşlarımda sevmezdi beni pek. Öğretmenimiz hangi hayvan olmak isterdiniz hadi resmini çizin dediklerinde, resim kağıdıma kocaman bir kelebek çizmiştim. Bütün tırtıl arkadaşlarım gülmüştü bana.

-          Salaksın sen, tırtıl olarak kalsan daha iyi kelebekler çok az yaşarlar.

Tombul olduğum için dalga konusu olmuştum arkadaşlarımın arasında. Sırama bir kağıda çizilmiş kocaman şişman bir kelebek bırakırlardı. Bazen hep bir ağızdan:

-          Tombul kelebek, tombul kelebek!!...

Yalnız kalmayı, sevilmemeyi umursamayan ben, kelebeklerin ömrünün kısa olduğunu söylemelerine sinir olurdum. Gizli bahçeme çekilip ağlamıştım uzun bir süre. Hayır, kelebeklerin ömrü kısa olmazdı, önceden tırtıldı onlar yerde sürünen tırtıllar, uzun bir süre kanadının çıkmasını bekliyordu o tırtıllar. Nasıl ömrü kısa denirdi ki kelebeklere. Uzundu işte ömürleri.  Kelebek olunca mutlu olacaklardı sadece o. Belki de kelebek olmak istemesinin nedeni de buydu, mutlu olmak. Yalnızlığı sevdiğini söylese de yalnızlıktan kurtulmak. Ya da ölmek korkutmuyordu onu, kısa bir süre de olsa bu yerlerde süründüğü yaşamdan tırtıl olmaktan kurtulup, uzun yaşamında sahip olamadığı; korkuların olmadığı, yalnızlığın paylaşıldığı, mutluluğun resminin çizilebildiği ve kelebeğin ömrüne razı olmaktı bu.

Rüyasında beyaz bir kelebek olduğunu görmüştü. Nehir kenarında uçup, güneşin sıcaklığını kanatlarında hissetmişti. Küçük, yaramaz, çirkin tombul tırtıl kelebek olmuştu işte. Yıllar geçmişti üstünden ama hala tırtıldı. Seneler önce gördüğü rüyayı hiç unutamamıştı, hani beyaz kanatlı kelebek olduğu rüyayı. Ayrılma vakti gelmişti artık buradan. Sevmediği, yalnızlığını hatırlattığı Çocuk Esirgeme Binasına bir kez daha baktı. Sonra dedi ki:

“ Ben insan olduğunu düşleyen bir kelebek miyim, yoksa bir kelebek olduğunu düşleyen bir insan mıyım."
Sonra ıslık , ayakkabısının çıkardığı ses eşliğinde. Şu şarkı sözünü mırıldandı:

“ Ben bir kelebeğim, yarın öleceğim,
kanatlarım emanettir,
çırıl çıplak, gömüleceğim.”

Sahipsiz Cümleler








7 yorum:

  1. Aklıma "Bir Böceğin Yaşamı" - "A Bug Life" daki tırtıl geldi. =)
    http://photos.lucywho.com/a-bugs-life-photo-gallery-c17490774.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Bu tırtıl çok tatlı :))İzlemem lazım bunu Ah ahhh biraz büyü Özlem biraz büyü :D

      Sil
    2. Büyük küçük meselesi değil mizac yapısı ! Ben oyuncakları hala sever hala ilgi gösteririm.

      Sil
  2. böyle biten yazıları sevmiyorum ben, soğukkk..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bari masallar güzel sonla bitse değil mi? Hayatın kendisi zaten soğuk. Gerçi masallar hep güzel sonla biter.

      Sil