1 Ocak 2013

Ölüm Defteri


İnsanların animelere önyargısını anlamış değilim! Bildiğin çizgi film o cevabını alıyorum çoğunlukla. İzlediğin bir anime var mı diyorum. Verilen cevap hayır oluyor.  Animelerin iki türü mevcut birisi tamamen çocuklara yönelik olan Tsubasa, Pokemon gibi animeler. İkincisi ise yetişkin insanlara hitap eden animeler. Bazen öyle kurgu oluyor ki, sinema da şimdiye kadar izlediğin onlarca filmi çöpe at.  Genellikle de manga, animeden sonra filmleri de çekiliyor. Anime karakterlerini sevmiyorum, yerine insanların olduğu filmler daha iyi diyenlere söyleyecek bir sözüm yok.

Death Note ( Ölüm defteri) şahane kurgusu olan animelerden biri.  Zekâ derecesi hat safhada olan diyaloglar ve satranç karşılaşması gibi ilerleyen bir anime.  Kurgunun, diyalogların, hikayenin, zekanın sınırlarını zorlayan bir animeyi izlerken oha, yok artık, vay, hııım gibi tuhaf sesler çıkarmadan duramıyorsunuz.  Ölüm Meleği/ Tanrısı ölüm defterini Dünya’ya düşürür. Defter, Light adında gencin eline geçer. Defterin üzerinde yazan en önemli kural, bu ölüm defteri kimin eline geçerse, defterin boş sayfalarına yazdığı ismin sahibi ölür.  İlk önce inanmasa da birkaç isim yazar ve isim sahibi kişilerin öldüğünü görür. Light hukuk okumak istemektedir, fakat adaletin suçluları cezalandırmada yeterli olmadığını düşünmektedir. Ona göre bu Dünya çürüyen bir pisliktir ve Dünya’yı çürütenler ölmelidir. Bu nedenle ölüm defterine birçok suçlunun adını yazar. Ve bu ilginç ölümler kamuoyunun dikkatini çeker. Bu ölümlerden şüphelenen bir kişi de bay L’dir.


İlk başlarda “heyt yürü be” işte adalet böyle sağlanır demiştim, hatta böyle bir güç sahibi kişi olsa sıkı bir destekçisi olabilirdim, fakat sonra başkarakterimiz Dünya’yı suçlulardan arındıracağım diye sapıtmasıyla düşüncemde değişiklik oldu. Ayrıca 13 bölümden sonra iyice psikopata bağlamamı sağlamıştır:

“ Ben de istiyoruuuuummm o defterden. Evet  evet benim olmalı o defter.” ( Bakmayın öyle bir defter gerçekten olsa ve ben görsem arkama bakmadan kaçarım. Yoksa kullanır mıydım? )


Animenin baş karekterleri. soldaki Light, sağdaki dedektif bay L.

Animenin 3 serilik filmi çekilmiş. Onu da izledim. Ama animeyi, filmden daha çok sevdim açıkçası. Film de kötü olmamış. Filmdeki Light karakterini beğenmedim. Filmdeki Bay L karakteri çok güzel olmuş. Yalnız kitapları ilginç, tuhaf tutuşu sürekli güldürdü beni. Mangasını okumadım bu yüzden manga, film ve anime karşılaştırması yapamayacağım.

Bu da filmdeki baş karakterler soldaki Light, sağdaki dedektif bay L.

Film de, anime de yer yer katilin, Light’ın yerine kendinizi koyar düşünürsünüz bazen de dedektif L’nin haklı olduğunu düşünürsünüz. İkisinin de birbirlerinin hareketlerini önceden bilme ve plan yapma konusundaki zekâlarına hayran kalırsınız. Çoğu yerde “tamam şimdi her şey bitti” diye pis pis sırıtırken ani bir değişimle şok olursunuz.

Anime mi filmi mi derseniz Anime derim. Film de eleştirilecek çok kısım var. Tamam, 37 bölümlük animeyi 3 serilik filme aktarmak zor ama filmde bir şeyler yavan kalmış. Fakat animenin, filmin ilk kısımlarında defteri kullanan karakterin belli olması doğru bir seçim olmuş. Eğer bu Hollywood yapımı olsaydı kesin, deftere sürekli bir kişi insanların isimini yazardı ve biz o kişinin sadece elini görürdük. Filmin sonuna kadar şüpheli arayıp, filmin ana konusundan uzaklaşırdık.

Filmi izledikten sonra izleyenler tarafından yapılan eleştirileri okumak hoşuma gider. Ölüm Tanrı’sı ile yapılan yorumlar çok güldürdü beni.  Birkaç kişi bu filmi izlemeyi dini açıdan saçma bulmuş. Film fantastik, gerçekdışı bir filmdir ve bunu izlemek ona inandığın anlamına gelmez. 

Bir de çevremdeki kişileri anime bağımlısı yapmak için Ölüm Defteri animesi iyi bir yem oldu benim için.
-yok izlemem çizgi film bu.
+ Ya bir bölümü izle 20 dakikacık. Sonra izlemezsin.
- iyi hadi izleyelim bari.

Ve 20 dakika geçer. 

-woooww süper. Diğer bölümü de izlesek mi?

Birkaç gün sonra…

- Animeyi iki günde bitirdim valla. Başka anime var mı tavsiye edeceğim. 

Yine uzattım yazıyı farkındayım.  Yazıları böyle çok uzatınca S’onsuz geliyor aklıma. Çok uzun yazdığımı söylüyor da kendisi.  Oysa yazıya başlarken animenin konusundan bahsedip bitirecektim.

Tamam tamam bitiriyorum. 

Son bir şey o sonunda bir tanesine sahibim! bu akşam eve dönüş yolunda ıssız, pis arka sokağı seçtim, iyi ki o sokağı seçmişim.  Yoksa başkasının başına düşecekti “Ölüm Defteri”. Dünya’yı temizleme zamanıııı! ehehehe….


39 yorum:

  1. =) yok uzun olmamış daha da kısa olamazdı zaten, bu defter hayal ürünü ama susturuculu bir silahın olabilir Anarschi hahaha

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) evet susturucu bir silah olarak kullanabiliriiimm! :D

      Sil
  2. BU güne kadar hic anime okumadim. Ama kitapcilarda anime kitaplari dolan raflara hep göz atarim. Galiba bir kac tane almam gerekiyor ne dersin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de anime kitapları/ manga okumadım genellikle ilk önce animeleri izlemeyi tercih ediyorum. Sonra; çekilmişse filmlerini izliyorum. Merakın varsa kesinlikle hemen al derim. Okuduktan sonra animesini varsa filmini de izlersin.

      Sil
    2. Şunu belirteyim anime filmine, manga çizgi romanına denir =)

      Sil
  3. Anıme olayına girince çıkamıyor ınsan bi parçan hep anime kalıyor:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uyuşturucu gibi bir şey bağımlılık yapıyor. :))

      Sil
  4. bende onlardandım 'bildiğin çizgi film o' ama önyargıyı ağırdan yavaştan yeniyorum yenmeye çalışıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sinirlendim şu an ama sen göremiyorsun. :) Çizgi film değil onlaaaar! Bence de yen önyargını.

      Sil
  5. Sen ve S'onsuz bahsettikçe ilgimi çeker oldu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D sen böyle yorum yapınca acaba çok mu bahsediyorum diye düşündüm. Biraz ara vereyim anime anlatmaya :D

      Sil
    2. :) Yok yok :)İkiniz arasındaki diyaloga dahil olayım istiyorum ama izlemiyorum, pek bilmiyorum da açıkçası, araştırdım az önce Sailor Moon diye bir film mi desem çizgi film mi desem (yanlış bir şey diyip sinirlendir miyim şimdi seni)onu ben izliyordum, sarışın kızı görünce hatırladım :)

      Sil
    3. Sana sinirlenmem beeen! Sen istediğini diyebilirsin :)). Niye yaw niye dahil olmuyorsun. :))

      Sil
    4. Eheheh o zaman sen ne diyorsan sana katılıyorum diyorum :)
      Bir sürü örnek veriyorsunuz, bende o ne bu ne diye Google amcaya soruyorum :)

      Sil
  6. Persepolis'te çizgi film ama siyasi. Yani çizgi film deyince akla tom jerry gelmesin saygılar =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Marjane Satrapi'nin aynı ismi taşıyan ve çizgi roman olarak yazılmış otobiyogrofisinin sinemaya uyarlanmasıyla yapılmış animasyon filmdir, persepolis çizgi film değildir S'onsuz :))

      Sil
    2. Karar verin çizgi film mi değil mi? =)

      Sil
  7. Animation diye sözlüğe gir bakalım ne çıkacak !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Animasyon'un Türkçe karşılığı canlandırmadır. Kim bulup bu adı taktıysa birisi çizgifilm demiş. :D

      Sil
  8. Çizgi film, gerçekçi olmayan veya yarı gerçek çizim veya karikatürlerin görselleştirilmiş halidir.
    Anime de çizim sanatıdır, çizgi filmle aynı teknik özelliklere sahip olsa da çizgi filmler çocuklara hitap eder ve konusu çocukların anlayabileceği türdendir. Anime ve animasyonlar çizgi film terimden çok farklıdır. Duygusal, drama, fantastik, siyasi bir çok özellikleri bünyesinde barındırır ve seslendiği insanlar yetişkinlerdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben animenin ne olduğunu sorgulamadım Özlemcim =) İçerdiği içerik ne olursa olsun çizgilerle oluşturulan bir film ise konunu ana başlığı çizgi filmdir. Animede çizgi film tarzlarının bir koludur anlattığın gibi..

      Sil
    2. Heeeytt blogumu dondurdunuz lannnn! Valla iyice karıştı ama ben animasyonla çizgi filmi aynı kategoriye koyamıyorum. Teknik olarak aynı yöntemler kullanılabilir. O zaman niye animasyon diye bir ad çıkartıyorlar. Ona da çizgi film deselerdi. :)) Ya Cin Ali, Tom ve Jerry ile Persepolisi aynı kategoriye koyup çizgi film olduğunu düşünemiyorum. Ben halen çizgi filmin çocuklara hitap ettiğini savunuyorum. :D :D iki inatçı keçi.

      Sil
    3. S'onsuz şimdi beni kimse anlamıyor diyip, bloğunda bir süre ara vereceğim postu paylaşacak diye korkuyorum :))

      Sil
    4. İnatçı keçi oooo... hem de ne inatçı. Ben de inatçıyım. :D

      Sil
    5. Aaaa... bir de sen vardın biz inatçılık konusunda senle yarışamayız galiba Özlem. :D

      Sil
    6. 1.belli, 2.lik için yarışın :))

      Sil
    7. Hem ben Oğlak burcuyum varmı daha keçisi ? Senin algın çizgi film diyemiyor. Benimde mantığım hepsinin anası çizgi film diyor. Benim tezim bu, kimseye kabul ettirme çabasında değilim =) Animasyon canlandırmaysa çizgilerle canlandırılan filme nedenir =)))))

      Sil
    8. Ben de hepsinin temelinde çizgi film vardır ama tıpa tıp aynı değildir diyorum. O zaman niye farklı isimler kullanılsın. :D Öfff sıkıldım valla çok uzattık aman neyse ne çizgi film mi animasyon mu? Belli oğlak burcu seni. :D

      Sil
    9. Ankara'da da havalar biraz soğuk, kış ayındayız ama normal dimi. Şu an Zaz'dan Je Veux dinliyorum.
      Konuyu dağıtma becerim nasıl ?? SIFIR :))

      İstediğiniz algıdan anlayın canımmm, bana fenalık geldi buradan, Özlem zaten patlamış gibi gözüküyor :))

      Bende Koç'um S'onsuz hangimiz daha inatçı olabiliriz sence? 2. lik için yarışıyorsan sorun yok tabi. Rakibin ben değilim :)

      Sil
    10. Hobaaaa! hadi birde burç konusuna girelim. Koç inceler, oğlak organize eder, akrep yönetir. :D Bir de olumsuz açıdan bakalım burçlara:

      Koç
      Ego tatminine en çok ihtiyaç duyan burç. Bay ukala, ya da bayan buz. En önde olacağım diye yapmayacağı yoktur. aşkta, işte, güçte en bencil burçtur. Karşısındakini kırdığını da en anlamayan burç. Kolay kolay da beğenmez. Asla af dilemez. Onlara kalsa dünyada herkes beceriksiz, bir kendisi becerikli! Millete öğütler verir, ukalalık taslar.
      Ben bilirim gerisi boş,
      İstiyorsan peşimden koş.
      Emir almam, ben veririm,
      Önderiyim bu feleğin…

      Akrep
      Adı üstünde, Akrep gibi sokar adamı. İçten pazarlıklı. Kıskançlık krizlerine girer. Aşkta, yatakta, işte, ilişkilerde sert bir tutumu vardır. Duygusuzdur.
      En güçlü şüphesiz benim,
      Herkesi ezip geçerim.
      Hele bana ters yapanı,
      Doğduğuna pişman ederim…

      Oğlak
      En duygusuz burçtur. Duvar gibidir. Tepkisizdir. Aşırı maddiyatçıdır. Cimridir. Risk almaktan kaçar, buna rağmen iş hayatında da tuttuğunu kopartır.
      Cimrilik mi, benimkisi?
      Hesabını bilmek gerek.
      Günler aylar düşünürüm
      Kararlarım şaşmaz benim…

      Not: alıntıdır ehehehehe..

      Sil
    11. Oğlak burcu için abartacak fazla birşey bulamamışlar. Hahah en güzel burç, duygusuz olma kısmı en abartı kısım en duygusal eşine sadakatla bağlı burçtur benim burcum hıh Özlem Keçi inadı diye birşey duymadın galiba toslarım haa :D

      Sil
  9. Yanıtlar
    1. Ben o seviyeye ulaşmadım daha Otaku olmam için daha çok anime izlemem lazım benim :D

      Sil
  10. İzlediğim en iyi animelerden biriydi. Senaryosu çok başarılıydı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben neden cevap vermemişim unutmuşum galiba Hare kusura bakma :( Yorumları karşılıksız bırakmıyorum çünkü. Kesinlikle şahane bir senaryo

      Sil
  11. Ben filminden yanayım 2 bölümden oluşturulmuş ve gerçekten çok başarılıydı. Tabi ki de herkes gibi benimde kahramanım L. Bu film anlatılmaz izlemek gerek o derece :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi acaba tekrardan izlesem mi diye aklıma getirttin şimdi. Bay L hala favorim :)

      Sil