7 Şubat 2013

Kalbin Çiçekleri


Neredeyim ben! Daha ne olduğunu anlayamıyorum; ama annemle babam yok artık yanımda. Benim gibi bir sürü çocuk var, benden küçük bebekler ve benden büyük ablalar, abiler.  Annem, babam gelip beni alacaklar buradan biliyorum; pencerenin kenarına gidip onları bekliyorum saatlerce. Bir abla kucağına alıp götürüyor beni, yatağa yatırıp bundan sonra burada uyuyacaksın tamam mı yakışıklı diyor. İçimden, bundan sonra burada uyuyacağım, diyorum minik sesimle.

Ama annem, babam beni almaya gelecekler, biliyorum bir süreliğine burada kalacağım. Her gün mavi çerçeveli, incir ağaçlarına ve binanın giriş kısmına bakan pencere de onları bekliyorum.  İkinci gün, üçüncü gün, beşinci gün…. gelen olmuyor.

Burada bize bakan ablalar var, bakıcı diyorlar onlara.  Vücudunun üst kısmı şişman, bacakları incecik, orantısız bir vücuda sahip olan bakıcının beni pencerenin önünden zorla ayırmaya çalışması yüzünden elini ısırdığım için benden çok hoşlanmıyor sanırım.  Beni her gördüğünde ters ters bakıp.

Şeytan ! diyor bana.


Yirmi beşinci gün ve ailem hala ortada yok, beni almayı unuttular mı yoksa. Her gece anne, baba sayıklamaları içinde uyuyorum burada. Acaba uykumda ben de annemi, babamı sayıklıyor muyum? Belki yanlış zamanda bekliyorum diyorum, sabah gelmiyorlardır gece bekliyorlardır beni kapı da, beni görmeyince gidiyorlardır. O yüzden artık geceleri de beklemeye başlıyorum onları.  Pencerenin betonuna dayanmış, uyumuş şekilde buluyorum kendimi.  Bakıcıların sesleri geliyor yan odadan:

“ Daha üç yaşında, küçücük çocuk insan nasıl bırakır böyle güzel bir varlığı. Psikolojisi iyice bozuldu hiç konuşmuyor, geceleri de yatağına gitmiyor artık. Ona nasıl anlatacağız; artık annenle babam gelmeyecek diye!  Küçücük beden bu yükü nasıl kaldıracak”

Elini ısırdığım şişman bakıcının sesi giriyor araya.

“ Bir şey olmaz o şeytana, her zaman onu o pencerede görmekten bıktım. Söyleyin işte senin annen, baban yok. Seni istemiyorlar, sevmiyorlar deyin işte.”

Annem, babam beni istemiyordu artık, sevmiyorlardı da. Sessizce pencereye gitmiştim, giriş kapısına bakmıştım yine. Bu sefer gözlerimden tuzlu damlalar düşüyordu yere, bağırmaya da başlamıştım anneee, babaaaa! Bakıcılar yan odadan çıkmış bana bakıyorlardı. Söylenenleri duyduğumu anlamanın verdiği şaşkınlığın yanında ilk defa sesimi duymanın verdiği şaşkınlıkta vardı yüzlerinde.

(Kaynak: Wallcoo free picture)

Sarı kıvırcık saçlarını annesinden, mavi gözlerini babasından almış üç yaşında küçük bir çocuktum ben.  Sahip çıkamamışlardı bana.  Oysa nasıl güzelde büyütmüşlerdi beni, onlar her mutlu olduğunda daha güzelleşen bir bebektim ben. Onlar her güldüğünde, birbirlerine sevgilerini söylediklerinde Saçım sarısı güneş gibi, gözlerimin mavisi ışıl ışıl parlardı. ilk önce onları kavga ederken görmüştüm, bir süre düzelmişti araları ama sonra çok kötü sözler sarf etmişlerdi birbirlerine sevmiyorum seni artık diyorlardı birbirlerine, nefret ediyorum diyordu annem. Onlar her kötü söz söyleyişlerinde saçımın ve gözlerimin rengi soluyordu. Gittikçe uzaklaşmaya başlamıştı sesleri benden. Tek başına kalmıştım oracıkta. Sonra buraya getirmişlerdi beni. Aşk Esirgeme Kurumuna.  Buradaki bütün çocukların adı Aşk’tı.  Aşkına sahip çıkamayan yetişkinlerin Aşklarıyla doluydu burası.  Onların sevgisiyle beslenen Aşklardık, onlarsız, sevgisiz ışıltımız kayboluyordu, soluyorduk yavaş yavaş ölüyorduk.

Üç yaşında sarı kıvırcık saçlı, mavi gözlü bir aşktım ben, belki gelirler diye hala annesini babasını pencere kenarında bekleyen. 

Sahipsiz Cümleler


18 yorum:

  1. Kimileri hayata 2-0 yenik başlıyor =(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok adaletli davranmıyor Dünya!

      Sil
  2. Bu konu üzerine o kadar çok şey söylenir ki aslında, inanamıyorsun gördüklerine, duyduklarına.. Bu kadar da olmaz diyorsun, minicik, masum çocuğa nasıl kıyıyorlar!! Çok güzel yazmışsın canım, her zaman ki gibi! Pazartesiyi beklemek kötü olacak:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında burada iki konu durmak istedim biri hiç kıymadan çocuk esirgeme kurumunu bıraktığımız minicik yürekler. İkincisi ise hiç düşünmeden harcadığımız küçük aşklarımız, onlarda ölüyor bir yerde. Bu küçücük, minik yüreklerde ölüyorlar. :( Böylece daha güzel yazılar yazarım canım benim. sık yazdığım zaman yazının kalitesi düşüyor sanki.

      Sil
  3. NERESİNDEN BAŞLASAN ESKİSİ GİBİ KOLAY OLMUYOR(MUŞ)...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok geç kalmadıysan başlanması için geç değil(miş) Bize küsen aşklarımızın gönlünü almak zor! Ama onlar küçük, büyükler gibi değiller!

      Sil
  4. heheheh :) nedenmi güldüm
    :)
    ayh şu bloğunun sağında üstteki gadgedini gördüm :)
    anti mimcilerdenmsin sende:)
    açıkcası bende bıktım bu araaa:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bıkmamak el de değil! Sevdiğim blog ortamından iki haftadır nefret ettirdiler beni. Takip ettiğim blog yazıları listesindeki yazıların yüzde 90'nın başlığı mim. Bir bitmedi. :)

      Sil
  5. Minicik bedenlere kıyımlar çok acımasız :(Bunlar büyüklerin sorumsuzluklarından kaynaklanıyor.Nasılda yüreğim burkuldu minik güneş sarısı deniz mavisi miniğin saçları,gözleri umarım pırıl pırıl parlar bundan sonraki hayatında desem de illa ki bir solgunluk bir kırıklık olacak hayatı boyunca.Canım güzel yazına güzel paylaşımına çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim. Okuduğunuz için, yorumunuz için.

      Sil
  6. blogunda izleyiciler bolumu goremedim nie yok izlemek isterdim blogunu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bloguma izleyici gageti koymak istemedim. Çünkü gerçekten takip etmek isteyenler blogumu takip etsin istiyorum. Herkesi zan altında bırakmak değil amacım ama çoğu kişi beğendiği için blogu izlemiyor. Belki zor oluyor ama ulaşmak, izlemek isteyen izliyor. Bu da yetiyor açıkcası bana. Teşekkür ederim, izlemek istediğin için. E posta aboneliğinden yazıları takip edebilirsin. Hoş geldiiiin! :)

      Sil
    2. e-posta yoluyla abone oldum fakat burda blog okulu seyine abone oldunuz diyor yani galiba orda abone olan kisiler blog okulu adli bloga abone oluyorlar bir hatta yapmissindir :/ onu ekleyerek bir gozder gecir derim

      Sil
    3. Vaaayyy! uyanıklar bizde ne güzel bize yardımcı oluyorlar diyoruz. Şimdi suçlamayım onları. Kod kısmına kendi adresimi yazmıştım ama halen blog okuluna mı yöneliyor ilginç. Neyse sildim o kodu yerine blogtaki e posta takibini yerleştirdim teşekkürler haber verdiğin için. :)

      Sil
  7. ona yonlenyıormu bılmıyom ama blog okulu cıkıyordu heralde ona yonlendırılıyor yada sen eksık duzelmısın :) rica ederium daha guzel temacik kullanmak istermisin blogunda istersen soylersin bana

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kod özürlüyüm beeen! Tabi onları suçlamıyorum kesin eminim bir yerde hata yapmışımdır. Sürekli blog teması değiştiriyorum. İşte bu dediğim blog teması olmadı. İsterim tabi neden istemeyim! Yalnız ben blogumu birbirine katarım yeni tema ekleyeceğim diye. Anlamıyorum kod işlerinden :)

      Sil
    2. hmm o zaman bu temadan vazgecme analmyiosan yenisini ekleyecem dersin tamamen bozarsin :)

      Sil
    3. Evet, tamamen bozarım sonra blogumu! Yazdıklarım ulaşşsın gerisi önemli değil. Elimden geldğince bir şeyler yapmaya çalışıyorum işte. :)

      Sil