23 Şubat 2013

Senden Nefret Ediyorum - 1


Yıkılması çok zor olan bir duvar örmüştün aramıza. İkimizde duvarın dibindeydik, duvarı bir çırpı da yıksan ya sen kalacaktın o duvarın altında ya da ben. Bir duvarı inşa etmesi kolaydı da yıkması zordu işte. Tek tek ellerinle, kalbinle ördüğün o duvarı narin bir şekilde yıkılmasına müsaade etmeden bozmalıydın.  

Ama benim ne bekleyecek sabrın ne de gücüm kalmıştı. Kapalı bir kutu gibiydin seni hep anlamak için vakit geçirdim. Bazen kordan bir kalbin olduğunu düşünüyordum, bazen de yanıldığımı düşünüp buz kalplisin diyordum.  Özlüyor muydun beni, seviyor muydun, ben olmasan, beni tanımamış olsan neler hissederdin, daha mı mutlu olurdun? Bu soruları her gün sordum biliyor musun, yaptığım tek yanlış sana söyleyememiş olmamdı bu düşünceleri mi?

Hep yanımda olacaksın diye düşündüm, hep beni seveceksin, beni kollayacaksın. Az önce en sevdiğin yemeği yaptım, bir de en sevdiğin böreği. Artık yemek yapmakta ustalaştım. Böreği de yakmıyorum eskisi gibi. Yiyemedim,  ne yemeği ne böreği!  Bir tabak dolusu börek öylece masa da duruyor!  Sevdiğin yemekleri yapıp yapıp çöpe döküyorum. Halen üzmeye devam ediyorsun beni. Bu cümleleri yazarken nasıl gözyaşı döktüğümü görüyor musun?


Hep gülüyorum, mutluyum çevremdekilere göre benden güçlü kız yok!  Evimin dışındaki her mekân tiyatro alanına çevrildi benim için, iyi tiyatro çeviriyorum yani, oscarlık derecesinde. Zeki kız, güçlü kız, güzel ve başarılı kız, mutlu kız……(oyuncu kız! ) gibi rollerim var benim.  İki işte çalışıyorum yani, oyunculuğu da ekle buna. 

Seni hatırlatacak ne varsa, halen aynı yerindeler, hep yanımdalar. Bana almış olduğun papatyalar vazosunda kurudu, en sevdiğin elbisem dolabımda. Ve yatarken her gün dinlediğim müzik kutusu…. atamadım, kurtulamadım onlardan. Bu yüzden mazoşistsin sen diyorum sürekli kendime. Fındık, o da benim gibi üzgün, en sevdiği mamasını yemiyor, o da sana kızgın, kırgın belli. Uyurken birbirimize sarılarak gidermeye çalışıyoruz sana olan kırgınlığımızı, nefretimizi.

Nefret ediyorum senden nefreeet!
Bizi yalnız bıraktığın için
Bizi sevmediğin için
Bizi üzdüğün için
Bensiz öldüğün için
…………..
Hani demiştim ya insan hep sevdikleriyle birlikte olacağını zannediyor, hep birlikte yaşayacağını. Ben hep, seninle birlikte öleceğim sandım.  Beni bırakıp gideceğini hiç düşünmemiştim. Hani az önce dedim ya nefret ediyorum diye. Kızma bana nefret sevginin kalbidir bunu bil. İnsan sevmediği birinden nefret edemez. Sadece sevgimin kalbi biraz kırgın, üzgün ve azıcık ta yanıyor…Şimdi aramıza hiç yıkılamayacak bir duvar ördün. Bu Dünya'dakine benzemiyor. Daha acı verici. Sana son bir kez sarılacağımı bilseydim o duvarın altında can verceğimi bile bile o duvarı yıkar, sana sımsıkı sarılırdım. Son bir kez, son bir kez.....

Masa da bir tabak börek var en sevdiğin. Bu mektubumu da yanına koyuyorum. Okuyor musun sana yazdıklarımı, yazdığım tüm bu satırlar sana ulaşıyor mu? Olsun ben her gece sana mektup yazmaya devam edeceğim, taki yanına gelene kadar.



Sahipsiz Cümleler

18 yorum:

  1. Ahh ne dokunaklı bir öykü
    yitirilenlerin acısı hiç dinmiyor..
    kalemine sağlık canım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim! Ama bu yazınında mutlu sonu vardır elbet.

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Güzel diyeceğim! İçim acımasına mı güzel dedin diye kızarsın belki. Yok öyle değil, bu hissi yazıyla aktarabilmem güzel, demek başarabilmişim.

      Sil
  3. Öleceğini bilmenin en güzel yanı bu herhalde. Senden önce gidenlerin, hele ki sevdiklerinle kavuşacağını bilmek...
    içimi acıttın, ruhuma dokundun...
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ölüm kimine göre her şeyin sonu
      Kimine göre başlangıç
      Ama nasıl görülürse görülsün
      Ölüm geri de kalanlar için acı bir son!

      Sil
  4. Yanıtlar
    1. Masanın üzerine koyduğum mektubu okumadın mı? Şimdi o yazıyı oku senden neden nefret ettiğimi anlarsın :D

      Sil
    2. benden nefret etme sevgıyle askla bak bana heheh

      Sil
  5. içimizi burkan sancılar umarım bir gün en uzak,bilinmedik yerlere göç ederler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok kalıcı olunca can yaktığı kesin; ama yine de acı çekmek de güzel.

      Sil
  6. Göç Eden Aşklar Gider Saklı Kente..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O saklı kente mutlu olurlar mı aşklar?

      Sil
  7. Senin yazılarını hep okuyordum, amma bundan sonra hiç okumam. Sevmediğimden değil, kendine eziyet eder gibi hüzünlü yazıyorsun. Biraz mutlu bir çocuğun sek sek oynaması gibi yazmalısın. Neyse yazın ve yazım hayatında verimli sonuçlar dilerim canım vesselam!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsız yorumları yayınlamadığımı söylemiştim, ama görmemiş olabilirsiniz. Saygı duyarım sizin tercihiniz. Eziyet etmiyorum aslında, öyle anlaşılmam kötü olmuş. Ne yapalım, o zaman bugüne kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. :)

      Sil
  8. Bir yerler de denk gelmiş idi. Bir gazetede köşe yazısı olarak..

    Ne olur geri dönme sanırım yazıtın adı.. Okur iken o geldi aklıma.. İncitici ve bir o kadar da hüzünlü..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de Cennetin Postacısı filminden esinlendim. İnsanların yazdıkları mektupları ölen yakınlarına götüren postacı. Acaba sevdiğim birini kaybetsem nasıl bir mektup yazardım ona dedim, hayal ettim ve bu yazı çıktı.

      Sil
    2. Ben bu konuda toprak atıyorum ruhuma.. Kaçıyorum diyemem hayat iki yönüyle işler sadece toprak atıyorum..

      Sil