31 Temmuz 2013

Küçük Prensim


Ev ve iş yeri arasında geçiyordu günlerim. Sabah yedide kalıyordum, kahvaltımı yapıp yedi buçukta evden çıkıyordum. İş yerine girdiğimde merdivenleri silen temizlik görevlisiyle karşılaşırdım her sabah, aynı saatte, aynı yerde. Kapıdan içeri adım atar atmaz temizlikçi kadın gülümser, ben de günaydın diyerek karşılık verirdim. Ama adını bilmezdim temizlikçi kadının, doğrusunu söylerseniz pekte merak etmezdim. Öyle tembelleşmiştim ki faturalarım için elektronik ödeme talimatı vermiştim. Böylece fatura ödemek için zaman kaybetmeyecektim. Modern insan için zaman çok önemliydi çünkü. Bu fatura ödemeden artan vakitte daha çok projelerimle uğraşacak, televizyon izleyecek evimde daha çok vakit geçirecektim. Yalnız mutsuzdum bir şeyler eksikti hayatımda. Birçok insanın göremeyeceği maddi olanağım vardı, arabam, kendime ait bir dairem vardı. Ama ne için kazanıyordum ben bu parayı eve gelip televizyon izlemek için mi?

Monoton bir günün sonuna daha gelmiştim. Bilgisayarımı kapattım, çantama yerleştirdim ve dosyalarımı yerlerine yerleştirdim. Günlerim bir önceki günün tekrarı gibiydi, sanki programlanmış bir robottum. Belirli görevler verilmişti bana bunları istisnasız düzenli ve aynı şekilde yerine getirmeliydim. Arabama binecektim, her zamanki uğradığım fırından ekmeği alacaktım. Apartmanın karanlık koridorundaki harekete duyarlı ışığın yanması için saçma sapan hareketler yapacaktım. Eve gidip yemeğimi yedikten sonra biraz televizyon izleyip uyuyacaktım.

Arabama doğru yöneldiğimde küçük bir çocuğun beni beklediğini gördüm. Kahverengi saçları, ela gözleri vücuduna göre küçük, tombul parmakları vardı. Tombul elleri ile bana bakarak sıkıca bir şey tutuyordu elinde. Gülümseyerek saçını okşadım, elinde tuttuğu bir kitaptı. Kitabı ellerime bırakıp hiçbir şey demeden gitmişti. Arkasından seslenecek olsam da elime tutuşturduğu kitabı merak ettim. Çocukların okuduğu bir hikâye kitabıydı bu

Kitabın adı “Küçük Prens’ti” Küçük bir prens tutuşturmuştu bu kitabı elime. Gülümsemeye başlamıştım arabada, diğer araçlardaki sürücüler kahkahalarıma şaşkın şaşkın arabalarından bakıyorlardı. Endişeli bakışlarından aklımı kaçırmış olduğum düşüncesi rahatlıkla okunabiliyordu. 

Eve ilk girdiğimde çantamı bir köşeye atıp hikâye kitabını incelemek oldu.
-Bakalım küçük prens bana nasıl kitap hediye etmiş.

Rastgele bir sayfayı açmıştım. İşim gücüm yok küçük bir çocuğun elime tutuşturduğu hikâye kitabını okuyamazdım. Çünkü daha önemli işlerim vardı, yapılması gereken projeler, SPSS programına girilmesi gereken veriler… Açtığım sayfada gözüme kestirdiğim ilk paragrafı hızlıca okuyordum. Yalnız gülümsemem yerini afallamaya bırakmıştı. Kitabın rastgele açtığım sayfasında şunlar yazıyordu:

“ Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: " Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?" diye sormazlar. "Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?" diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere: "Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinden sardunyalar, damında güvercinler vardı" derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: "Yüz bin franklık bir ev gördüm" demeniz gerek. O zaman: "Aman ne güzel!" diye bağırırlar. Ama bizlere, hayatı anlayan bizlere numaralar vız gelir.”

Şaşkınlık içinde başka sayfayı açtım. Bana verilmek istenen mesajlarla doluydu bu kitap. Nasıl çocuk hikâyesi bu diye şaşkın şakın sayfaları çeviriyordum.

“ - Her şeyi birbirine karıştırıyorsun... Kafan darmadağın...
- Ben bir gezegen bilirim, içinde al yanaklı bir bay oturur. Ömründe bir çiçek koklamamış, bir yıldıza bakmamıştır. Hiç, hiç kimseyi sevmemiştir. Yalnız toplamalar yapar. O da senin gibi sabahtan akşama kadar: " Ben ciddi bir adamım, ciddi bir adamım" der durur. Çok da övünür. Ama adam değil ki o, mantardır.”

Bir sayfa daha,

“ Su satan adama sordu prens. Peki, bunları niçin satıyorsunuz?”
-Çünkü bu, insanlara çok vakit kazandırıyor. Uzmanlar bunun araştırmasını yaptılar. Haftada tam elli üç dakika kazanıyorsun.
-Peki bu elli üç dakikada ne yapıyorlar?
-Canları ne isterse.
-Eğer elli üç dakikam olsaydı, dedi küçük prens, “bir su pınarına doğru ağır ağır yürürdüm.”

Elimden hışımla kitabı bırakmıştım. Çevremdeki insanların yüzüme söyleyemedikleri cümlelerle doluydu bu kitap. 

Devamı Sonra....
Sahipsiz Cümleler


Not: Eski yazılarımı arada hatırlatacağım. 

9 yorum:

  1. Okurken çok ilginç bir şey oldu. Karakter faturalarına otomatik ödeme talimatı verdiğini, böylece zaman arttırdığını söylediğinde aklıma, son hikayedeki verilmek istenen mesaja benzer şeyler geldi.

    Bazen eleştirel yaklaşıyorum.. Bir sonuca bağlamaya çalışıyorum okuduklarımı :)

    Yazının sonunda da böyle bir hikayeyle karşılaşmam hayli manidar oldu :)

    Ayrıca kitaptan alıntılar şahane seçilmiş..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Manidar oldu gerçekten. :) Yazının tümünü paylaşacaktım ama çok uzun olacaktı. Artık onu da yarın paylaşırım.

      Sil
    2. Evet, 2 parçaya ayırman güzel olmuş. Gerçi okurken sıkılmadım, uzun olsa da okurdum, ama gözü korkuyor insanın yazı uzun olunca :)

      Sil
  2. Eski hikayelerini hatirlatman cok iyi canim. Zira ben bunu tanimiyordum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eski yazılardan paylaşım yapacağım canım okunması mümkün değil ki hem o kadar blog takip ediyoruz. Benim yorum yaptığım kişi sayısı bile belli hepsine yetişemiyorsun yoksa sabahtan akşama kadar blogta vakit geçirmek gerekir. Bir de eski paylaşımları nasıl okusun insanlar arada hatırlatmak lazım eskileri.

      Sil
  3. Bu kitabı çok merak ettiğimi belirtmeliyim. "Büyükler sayılardan hoşlanır" üzerine konuşulacak bir konu. Görmek istediklerimizi ama istemediğimiz için göremediğimiz şeyleri farkına varabilmek için bu kitabı alıcam.

    İkinci olarak, SPSS kısmı senin hikayenin bir parçası sanırım. SPSS'i nerden nasıl aklına geldi merak ettim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de hikayeyi okuduktan sonra nasıl çocuk hikayesi bu dedim. Upuzun sayfalarca romandan, kitaptan daha dolu içeriği.
      SPSS programı benimle alakalı evet. Bildiğim program olduğu için aklıma geleni yazdım :D

      Sil
  4. Küçük prens i çok severim:)
    gerçekten önemli mesajlar içerir
    senin öykünde çok iyi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayfası az ama içeriği, mesajları mesajı kalın bir kitap. :)

      Sil