10 Ağustos 2013

Siyah Süt

Eskiden doğum yapan kadınların döşeğinin üzerine bir çan bağlanırmış. Çan çaldığında anlarlarmış ki cinler musallat oldu. Evdeki diğer kadınlar çanı çekmeye başlarlarmış. Bir yandan cinler bir yandan kadınlar çekiştirirmiş çanın bağlı olduğu ipi. Yaklaşık 40 gün boyunca ara da sürermiş bu mücadele. Cinler pes edip gidinceye kadar kadın sütünü sağlıklı bir şekilde bebeğine verirse depresyondan çıkarmış, cinler galip gelirse sütün rengi griye çalar, siyahlaşmaya başlarmış. Siyah Süt böyle oluşurmuş.

Küçükken hayal meyal hatırlıyorum köyde yeni doğum yapmış kadının yanında illaki biri bulunurdu. Neden bekliyorlar diye sorduğumda Al basar kızım, korkar sonra sütü gelmez derlerdi. Çocuksunuz tabi anlayamıyorsunuz. Şimdi ise postpartum dönemi aldığım eğitimden az çok bildiğim için büyüklerimin yaptıkları güldürmüyor değil. Bazı kadınlar doğum sonrası hormonal değişikliklerden dolayı depresyona girerler, kimi bir iki ay kimi dört beş ay kişinin yapısına da bağlı bir durum. Bu süre içerisinde çocuğu kabullenememe, vücudundaki değişikliklerden dolayı kendini çirkin görme, sütünün kesilmesi, iyi bir anne olmadığını düşünme gibi birçok problemle karşı karşıya gelir kadın. Siyah süt kitabı Elif Şafak'ın evlilik, kariyer ve annelik arasındaki ikilemi yansıtıyor. Bir tarafta annelik duygusunu tatmak isteyen bir kadın bir tarafta anneliğin kariyerini yerle bir edeceğini düşünen kadın. Bu ikilemi beni düşündürmedi değil, ben de böyle bir ikilem içerisine düşebilirim diye ürktüm açıkcası.

Kitabın beğendiğim ve beğenmediğim noktaları var. En çok beğendiğim kısım parmak kadınları ile sohbet ettiği kısım olmuş. Farklı kadınlardan, yazarlardan bahsetmiş fakat bence kitapla bütünleşememiş o bölümler. Sanki farklı bir kitaptan koparılmış, zorla sayfaların arasına iliştirilmiş gibi. En az 100 sayfası bu şekilde geldi ve beni okurken sıktı açıkçası. Doğum sonrası depresyonu biraz daha anlatmalıydı, o kısımda tamam 200 sayfayı aştık bu kadar yazmak yeter der gibi birden kesilmiş sanki. Kitapta en sinir olduğum şey ise, kitap kapağının üstündeki 50.000 yazısı, kitabın ticari olduğu baştan hatırlatılmış içeriğini öldürmüş. Kitabın büyüsünü yok etmiş.

Kitapta hoşuma giden kısımlar ve cümleler var. Biraz da onlardan örnek vereyim.

"Konserveleşmiş Hayaller ( Bu iki kelimeyi duyduğumda bu kelimeler üzerine çok güzel bir yazı yazılabilir blogta diye düşündüm.)

Ev de Kalmışlık Manifestosu güzel kısımlardandı.

Sen bir elinde oltayla denize koşan bir balıkçı gördün mü hiç. Göremezsin. Çünkü balık kovalanmaz. Balıkçı dediğin bekler balık kendine gelsin. O zaman bekle deniz sana gelsin.

Hamileyken evlatlarının zekası yüksek olsun diye hesaplar yapan annenin, doğduktan sonra çocuğunun düşüncelerine, heveslerine ket vurması ne ilginç.

Neden muris, evcimen olunca hayatın dar, dışa dönük ve kaotik olunca da hayatın geniş olduğunu sanıyorum hep. Gerçekten öyle mi? ( Ben de neden böyle düşünüyorum? dedim bu cümleyi okuduğumda )

Sen istediğin kadar hayatı planladığını zannet, o gene bildiğini okur.

Ressamın eli kayınca yanlışlıkla ekleyiverdiği bir fırça darbesiydik.

Kim bilir belki bizde.....

Bu güzel cümleler için bile kitap okumaya değer.

Not: Elif Şafak röportajında kitabın adını neden Siyah Süt koyduğunu şöyle açıklamış: "Özellikle Fransız feminist kuramcıların sorduğu bir soru var. Süt mürekkebe dönüşebilir mi, kadınlıktan beslenerek kadın yazarlar ayrı bir edebiyat, yazın türü geliştirebilirler mi... diye o mürekkep imgesine de, depresyona da gönderme olsun diye bu ismi verdim."


Sahipsiz Cümleler


20 yorum:

  1. Özellik ile doğum ve kariyer kısımı ile ilgili yorum yapacağım.

    Kariyer dediğin 21. yüzyılın ergenlikten sonra gelen en büyük saçmalığıdır. Bunu kadın ya da erkek diye ayırarak söylemiyorum. Genel olarak ingilizce tabir ile bullshit

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazıyı yazarken ilk sen aklıma geldin kesin eleştiri gelir dedim. Nasıl tanıyorum nasıl tanıyorum. :D

      Sil
    2. Çok eleştirmen bir insanım :D

      Sil
    3. Boş yere filozof demiyorum sana çok sorguluyorsun. :)

      Sil
  2. Alıntılar güzel Anarsi, ''konserveleşmiş hayaller''le ilgini yazını da sabırsızlıkla bekliyorum :)

    YanıtlaSil
  3. Elif Şafak'ı okumayı bir türlü sevemedim. Ama "konserveleşmiş hayaller" gerçekten çok güzel bir imgeleme olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İl defa bir kitabını okuyorum ama bana vasattı herkesin abarttığı kadar değildi.

      Sil
    2. "simyacı" yı önerebilirim o zaman.. küçük prensi seven mutlaka bunuda sever.
      alıntılar güzelmiş özellikle balıkçı ve insanın dışa dönük oluşu :)

      özgür..

      Sil
    3. Bu arada kaba blog sahibi olmayım. Hoş geldin bloguma :)

      Sil
    4. bende kibar misafir olayım, hoş bulduk efendim :)
      başka takip ettiğim bir bloktan (yazmak keyiftir) sürüklendim buraya ve haddim olmayarak güzel yazılarına aklımdan geçen notları düşmeden geçemedim..

      özgür..

      Sil
    5. Blogun var mı, varsa takip ediyor muyum, takip etmiyorsam blogun varsa linkini yorumda paylaşırsan sevinirim. (Bir cümle de ne kadar çok soru sorulur, örneğini bir önceki cümle de gösterdim.) Ayrıca teşekkür ederim.

      Sil
    6. bloğum yok, dolayısıyla takip edemiyorsun (bende bir kaç cevabı aynı anda yazayım).
      şimdilik kağıtlara yazmayı tercih ediyorum, blog dünyasına giremedik daha. Hem böyle güzel resimler çizemiyorum ki, yazılar süslensin resimlerle :)

      özgür..

      Sil
    7. Hııım! olsun blog açarsan haber verirsin. :)

      Sil
  4. Al karisi diye bir varlik vardir. Bilmem biliyormusun? Genellikle tanidik birinin seklinde görünür annenin gözüne ve aslinda bebege zarar vermek icin geldigine inanilir. Annemin anlattigina göre bana gelmis ve son anda idrak edip beni yatagimdan cikarmis. Aklima gelince ürperiyorum nedense.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmiyorum canım bana böyle şeyler hurafe gibi geliyor. Çocuk rahatsızlanıyor onu bazı şeylere yoruyor insanlar.

      Sil
    2. Kimseyi korkutmak istemem. 3 harfli dedikleri fln gözüme göründüğü icin inanıyorum ;)

      Sil
    3. Ya nasıl tipleri var anlatsana. Benim babamın halasının başına böyle bir şey gelmişti. Telvizyon da haberlerde çıkmıştı. Sadettin Teksoy gelmişti hahahaha...ben nasıl diye ona da sormuştum. Tanımınız uyuyor mu karşılaştıracağım :)

      Sil
    4. Allah senin iyiligni versin. Tip falan degil benimki. Bogazimin üzerine birisi oturdu canim benim. Gidiyordum tahtali köye. Hadi sus :)

      Sil
    5. Kedi canını senin biz ona karabasan deriz. Onun tıbbi açıklaması var. Çok yorulduğunda, uyku anında kasların geçici felce uğramasından dolayı kıpırdayamama, konuşamama. Dah doğrusu yardım istersin ama sesin çıkmaz. Ama gerçekten Cinleri görmüş büyük halam vardı. Şaka falan yapmıyorum ha ciddiyim. Kamreya çekildi ve kanıtlandı biz göremiyorduk ama kıpırttattğı, attığı şeyleri görüyorduk. Büyük halamın tarifi ise küçük insanlar.

      Sil