1 Ekim 2013

Aşkı Adımlamak

Aylardan Kasım, soğuk bir kış günü.  Kış Perisi öfkelenmiş olmalı ki kar tanelerini rüzgârıyla oradan oraya savuruyor. Yere düşen kar taneleri değil de sanki keskin küçük kırbaçlar. Ve keskin kırbaçlardan kaçışan insanlar. Kafe de salebini yudumlayan sevgilisinin elini avucunda arada nefesi ile ısıtan genç. İnsanlar buna aşk, sevgi diyorlar. Sevgi, aşk ruhundan bir parça vermek mi, öyle olmalı; çünkü gencin sevgilisinin elini ısıtmak için üflediği o sıcak nefesinde ruhundan giden parçayı görüyorum.  Ruhundan bir parça vermek o üşüyen ellere ve yavaş yavaş kendini öldürmek. Sevmek, aşk gönüllü bir intihar!

Sevgi gönüllü bir intiharsa o zaman, karşılık beklemeden sevebilir mi insan? Elindeki güzel mücevherini sırf başkasından daha güzel ışıldadığı için, onunla mutlu olduğu için verebilir mi? O yanında değilken bile sevebilir mi uzaktan? Yüreği kahrolsa da o mutlu olduğu için yüzü güler mi? Sevgi bu değil midir?
Karşılık alınmalı sevgiden öyle mi, sevgi ticarettir diyorsun yani.

İnsan sevmeye de sevilmeye de muhtaç, diyorsun.  Herkes sevdiği tarafından seviliyor mu diyorum ben de. Evet, insan sevmeye ve sevilmeye muhtaç. Ve bir yerlerde birbirlerine sırtlarını dayamış sevgililer, eşler seviyor hala uzaktaki mücevherini.  İnsanlar acı çekmekten mi hoşlanıyor yoksa bu yaptıkları aptallık mı, kader mi denmeli buna, korkaklık mı, cesaret mi?

Şu masa da oturan çifti görüyor musun,  sarı saçlı bayanla, esmer tenli şu bayı. Onlar yedi aylık evli, çok mutlu görünüyorlar değil mi.  Ne güzel bir çift diye parmakla gösteriliyorlar. Sarı saçlı bayan oysa geçen yaz bu kafeye eski sevgilisi ile gelmişti, üstelik aynı masa da oturuyorlardı. Suçlu, suç mahalline dönüp dolaşıp geliyordu işte. Ayağı geliyordu, gözü geliyordu, eli geliyordu, bunlar gelmezse yüreği geliyordu. Bu masa da sevgilisinin elini üfleyerek nasıl ısıttığını hatırlıyordu.


Nasıl bu duruma geldiler merak mı ettin? Çok bilindik hikâyelerden işte uzunca anlatmaya gerek yok. Bazıları gönüllü intiharından vazgeçiyorlar. Ölmek, ruhlarından sevdiğine bir yavaş yavaş bir parça vermek onları korkutuyor olmalı. Yalnız bu genç bayanın unuttuğu bir şey var. Sevgilisinin eli ısınsın diye üflediği o sıcak nefesindeki ruhundan parçası çoktan bulaştı tenine, zihnine, yüreğine; ölmekten, kendisini kaybetmekten korkan genç kız şimdi sevdiği tarafından lanetli. Laneti mi, lanet o ellerine bakıp onunla birlikte olsaydım hastalığının zamanını, mutluluğunu, yüreğini yavaş yavaş yemesi. Yazık kendini kaybetmekten korktu, ama her gün kendini yavaş yavaş yok ediyor ve sevgisiz ölüme gidiyor. Sevgi karşılık beklemeden sevmek dedim, evet. Bu genç bayan da seviyor diyorsun, yalnız o sevgisine pişmanlık, hata bulaştırdı ve artık mutlu olması çok zor.

Ben kim miyim? Ben, onu eşinin elini tutarken bu pişman haliyle görüp onu hala sevecek kadar ebedi sevgiyle dolu bir ruhum.

Sevmenin, sevilmekten daha önemli olduğunu anlamış bir ruh. Bu yüzden sevginde  pişmanlığa, hataya yer verme, lanetlenmiş bir sevgi istemiyorsan.


Not: Uzun süre yazı yazmıyorum. Birden içimden yazmak geldi, ilham perim deneği ile dürtüp duruyor, Anarşi yaz hadi ya hadi yaz. Ya git sonra yazarım diyorum. Yok sen unutursun yaz, hatta bu sefer ben söyleyeceğim sen yaz dedi. Kıramadık perimizi o söyledi ben yazdım. Bu da İlham Perimizin hikayesi… Bu arada pisicikleeeeer!!! hepinizi vakit buldukça takip ediyorum. Daha doğrusu röntgen yapıp kaçıyorum bloglarınızdan. Sonra unuttu bu kız bizi ha demeyin. Bu aralar canım yazmak istemiyor, keyfim de yerinde. Ne zaman düzenli yazmaya başlarım bilmiyorum. Şimdiden gelecek sorulara cevap vermiş oldum sanırım. Görüşürüüüüz! 

Sahipsiz Cümleler

16 yorum:

  1. Gebersin hak etmiş. Hoşgeldin =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahaha...gebersin ha :) Hoş bulduk!

      Sil
  2. Güzeldi gerçekten, ilham periniz iyi ki ısrar etmiş, unutuluyor çünkü gerçekten yazılmak istenenler:) çok hoştu.. Kış mevsimi aşk başka.... içini sıcak bir sevgiyle doldurmadıkça evet minik kırbaçlar gibi yere vuruyor soğunu yerden tekrar bizlere:)) Herşey sevgiyle anlamlı ve sıcak..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaramaz bir ilham perim var :) Teşekkürler beğenmenize sevindim.

      Sil
  3. Ana sayfada seni görünce çok sevindim :) İlham perin ve sen yine harika bir yazı çıkarmışsınız ortaya..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oy fındık sevineceğini bilseydim daha önce yazardım. Biraz da zeki bir ilham perisi yaramaz ama. Teşekkürler.

      Sil
  4. O kadar özlemistim ki senden bir sey okumayi cok iyi geldi bu. Periye tesekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pisicik Blogunu röntgenlediğim pisiciklerden biri de sensin. Peri de sana teşekkür ediyor. :)

      Sil
  5. Yazanlar iyi bilir ilham perisini. Bazen küser gelmez.. Ellerine sağlık güzel bir yazı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim yazma konusunda pek iddiam yok, ama ben ilham perimi susturuyorum. Ben ondan kaçıyorum bu aralar.

      Sil
  6. Ellerine sağlık :-)
    İlham perisinin daha sık dürtmesi dileğimizle, yeni yazılar bekliyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni dürtmesi için bulması lazım :) O yaramazsa ben ondan yaramazım. :D

      Sil
  7. Bir ilham perisinin yazdırdığı belli oluyor.. Çok samimi anlatmışsın çünkü.. Ben de seninle aynı durumdayım.. Düzenli yazmayı bıraktım.. Umarım, yakın zamanda geri döneriz yazmaya :)

    Bu arada aşkın kirlenmesi konusunda düşüncelerine katılıyorum.. Kimse görmemiş olsa bile, hissedilen duygu kirlenmiş oluyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım! Ama seni üzgün görüyorum seni hikayelerindeki her bir kelimeye, hatta harfe hüzün yansıyor. Hikaye olarak adlandırmak ne derece doğru orası da ayrı bir soru. Gerçi hayatın kendisi hikaye değil mi

      Sil
  8. İlham perilerin pek hoş, pek doğru şeyler söylemiş!

    YanıtlaSil