20 Aralık 2013

Sinsirella

Bir varmış bir yokmuş;  belki iki varmış bir yokmuş ya da bir varmış iki yokmuş. Neyse işte. Evvel zaman içinde kalbur zaman içinde, Develer tellalken, pireler berber iken.  Çok çok uzak diyarlarda bir ülke varmış. Bu ülke o kadar büyükmüş o kadar büyükmüş ki, ülkenin birçok kralı, kraliçesi, prensesleri ve prensleri varmış.  En büyük toprakların yönetimini elinde bulunduran kırmızı toprak ülkesinin kralı yaşamını yitirdiğinde yerine geçecek bir varis yokmuş.  Kraliçenin iki öz kızı varmış. Diğer prenseslerde Kralın önceki evliliğinden olan kızlarıymış. Kimmiş bu kızlar tahmin et bakalım… Pamuk Prenses ve Sinsirellaymış.  Sinsirella mavi toprak krallığındaki prense aşıkmış. Öyle fakir falan değil işte, yemekten başka bir şey düşünmeyen şişman,  hatta hiçte güzel değilmiş, mızmızın tekiymiş.  Kendisinden güzel olan üvey kardeşlerini kıskanırmış. Tehditle baloya gönderdiği üvey kardeşinin eline kendi ayakkabısını tutuşturarak, balodan ayrılırken merdivenlerde kasten bırakmasını söylemiş. Prens ayakkabının sahibini aramış aramış, kime denediyse kocaman ayakkabı herkese bol gelmiş. Sonunda Sinsirella ayakkabıyı giydiğinde, prensesimi buldum diye onunla evlenmiş.

- Vay salak vay… Kül kedisini, ayakkabıdan tanıyan prense de böyle prenses..



Pamuk prenses, adının pamuk prenses olduğuna bakmayın.  Teninin bembeyaz olmasından değilmiş pamuk prenses denilmesinin altında farklı nedenler varmış.  Ormanın derinliklerinde yaşayan yedi cüceyle organ mafyacılığı işine girmiş. Organlarını boşalttıkları kişilerin içine pamuk bastıkları için adı pamuk prenses olarak kalmış. Krallıkta gözü olan pamuk prenses, kraliçenin cadı olduğunu kendisini zehirlemek için zehirli elma yedirdiğini, yakışıklı bir prensin onu bu durumdan kurtardığı rivayetini halka yaymış. Bu Pamuk prenses ne cadıymış, ne kötüymüş.  Organ mafyacılığı işine sonradan Kırmızı Başlıklı Kız da katılmış. Kırmızı Başlıklı kızda o kadar kötüymüş ki kurtla iş birliği yapıp, babaannesini öldürmüş. 

Yeşil krallıkta uyuyan prenses varmış.  Ülkede ne kadar prens varsa öpmüş, ama uykusundan uyanmamış.  Kötü kalpli perinin yaptığı büyüden dolayı zavallı prenses uyanamıyormuş. Herkes derin bir uykuda olduğunu sanıyormuş. Oysa geceleri herkes uyurken uyanıp, karnını kanla doyuruyormuş. Herkes perinin uyuma büyüsü yaptığını sana dursun, uyuyan güzel bir vampire dönüşmüş. 
Yeşil krallıkta herkes bu tuhaf ölümlerden korkuyormuş.  Bu insanların kanını emen yaratığın vampir olduğu anlaşılmış. Bu vampirden kurtulmanın tek yolu, kötü şeylerin olacağını sezen, sadece tehlike anında burnu uzayan tahtadan şövalye pinokyo imiş. Vampirin uyuyan prenses olduğunu gören pinokyo vampir olsa da uyuyan prensesin güzelliğine aşık olmuş ve onunla birlikte kaçmış. Ama ölümler halen devam etmiş.

Sarı krallıkta ise küçük mavi yaratıklar yaşarmış. Adları şirinmiş. Bu şirinler yaramaz olamayan çocukları, geceleri korkutarak yaramaz olmaları konusunda tehdit ederlermiş.  Sarman adlı kedisiyle iyi kalpli polis amiri Gargamel bu kötü kalpli şirinlerin peşine düşmüş. Polis amiri mi? Neyse… Okumaya devam edelim masalımızı. Bunlar bir şey mi Gargamel’i asıl uğraştıran Robin Hood ve çetesiymiş. Roobin Hood ve çetesi insanların hayallerini çalarmış. Anlayacağın çığırından çıkmış ülke. Hadi hadi vakit çok geç oldu . Sütünü iç,  dişini fırçala ve uyu. Uyuyabilirsen…

Eski yazıları arada hatırlatacağım size


Sahipsiz Cümleler

4 Aralık 2013

Bu Ayraçlar Kitap Okutur

Yok ben iki blogu aynı anda idare edemeyecek gibi duruyorum. Blogum karman çorman olmasın diye ayrı bir çizim blogu açayım dedim ama benimseyemedim blogu. Ben çizimlerime de buradan devam edeceğim, zaten tarhana çorbası gibi karmakarışık bir blogun var. Blogun adını Tarhana Çorbası koysam yeri. Elimle çizdiğim ayraçlarım var demiştim ve bilgisyardaki çizimimden kat kat iyidir çizdiklerim. Fotoğraf makinem yaşayan bir ölü olsa da dayanamadım çektim. Yazıcıyla da şimdi gece gece uğraşmak istemedim. Daha orjinal görebilirdiniz ama idare edeceksiniz artık.  Otuz tane ayracım var, ama ben en beğendiklerimi sizinle paylaşacağım. ( Ohaaa! kızım işin gücün yok ayraç mı sutokladın kendine diyebilirisniz ya da diyor biri. Çok kolay çizdiğim için yarım saatte 10 ayraç çizerim ben hehehe...) Çok uzattım yine ben yaaa! Tamam tamam fotoğraflara geçelim.

Psikolojime göre ayraç seçimi yapıyorum. O kitap bitene kadar ayracım bana eşlik ediyor.

Şuan kullandığım ayracım. Bu ayracımı en sevdiklerimden biri azcıkta olsa bana benzediği için, sempati oluştu aramızda :)

Ayraclarımın hepsi güzel yaa! Bazen muzurluğumun üstünde olduğu ayraçta çiziyorum kediyle kirpi gibi :D

Şu fotoğraf makinesinin kötü çekmesine rağmen çok güzel gözüküyorlar. Tabi çizim  kartları böyle mavimsi gözükmüyor. Bembeyaz kar gibi hepsi.


Bu da en çok sevdiğim diğer ayracım. Sırf bu ayraçlar yüzünden kitap okuyorum ben :D :D

Neyse efendim kapttığım blogta çekiliş vardı oda yattı sanmayın. Pehi dışında çoğu kişi istekli olmasa da ben blogum hakkımda yorum yapanları listeye ekledim. Tabi Pehiyi kuraya katmadan ekledim. Geriye iki kişi kaldı. Altı kişi yorum yapmış, çekilişe katılıyorum demese de onlar kendilerini biliyor isimleri yazdırmayın şimdi bana. Kağıtları katladım ve çektiğimde iki şanslımız da şu kişilerdi. Maviye İz Süren ve Kahve Tadında. Pehi'yi eklersek üç kişi. Dediğim gibi benden bir şey isteyebilirsiniz. Banner, Sticker, Kutu ya da Anarşik bebek. Hatırlamanız için her birinden örnek veriyorum.