19 Mayıs 2014

Hayat Otobüs Yolculuğu Gibi




Hayat, bilinen şehirden bilinmeyen bir şehre otobüsle yolculuk yapmak gibidir. Acılarını, üzüntülerini, mutluluklarını, gözyaşlarını hatta bazen sevdiklerini ardında bırakıp gidersin bilinmeyen bir şehre.  Sarı, mavi, pembe, siyah hangi renkse hareket eder otobüsün.  Sonra otobüs penceresinden hayata bakarsınız. Geçtiğiniz şehirlerdeki evler, ovanın ortasındaki koyun sürüsü, yamaçlardaki kar, uçurtma uçuran çocuklar, tren yolu kenarında ot toplayan kadınlar, sırtında okul çantasını almış okula giden çocuklar, simit satan yaşlı amca, yaramaz çocuğunun ardından terlikle koşturan anne, bacalar, elektrik direkleri, kuşlar, bulutlar…  Hayatınızdan akan insanların hızlandırılmış görüntüsünü görürsünüz sanki.

Geçtiğin yerden bir daha geçmiş hissi verecek kadar birbirine benzeyen kurak alanlar, yol boyunca serilmiş sapsarı otlar. Birbirinin aynısı olan bu görüntüye bakmaktan vazgeçmezsiniz, çünkü kaçıracağınız güzel bir görüntü olacaktır. Ve yanılmazsınız da o sapsarı otların, kurak alanların görüntüsünden sonra yemyeşil, ağaçlar, çiçeklerle bezeli bir alanla karşılaşırsınız.

Geceleri ise uzaktan size göz kırpan köy evlerinin ışıklarını görürsünüz. Hayal kurarsınız o köyle ilgili. Şimdi neler yapıyorlardır. Soğuk hava da sobaları yanıyor mudur? Sobaları yanıyorsa mutlaka üstünde çay vardır ya da kestane kokusu sarmıştır odayı. Kahkahalar eşliğinde sohbet edip kestanelerini yiyorlardır ya da bu evlerin birinde ağladığını kimse görmesin diye yorganını kafasına çekmiş, gözyaşına boğulmuş biri vardır. Ateş böceği gibi parlayan ışıklardır o evler, dışarıdan bakınca ışıldamasından olsa gerek o evdeki insanların hepsini mutlu olduğunu düşünürsünüz, hayatlarına konuk olmadığınız müddetçe.

Sonra bulunduğunuz otobüste birkaç kişi kendi şehrine geldiği için otobüs yolculuğundan ayrılır. Otobüs camından muavinin valizlerini, eşyalarını o kişilere verişini izlersiniz. Kimini karşılamaya gelmiştir bazıları, kimi ise yalnız başına çeker bavulunu ve kaybolur gözden. Eğer uzunsa yolculuğunuz, yorgunsunuzdur dinlenmeniz için mola verirsiniz dinlenme tesisinde. Bütün düşüncelerden, duygulardan uzaklaştığınız andır molalar.

Hayat otobüs yolculuğu gibi insanlar giriyor hayatınıza bazı duraklarda iniyor ve yolculuğunuzda sizi yalnız bırakıyor. O indi diye yolculuğunuzu yarıda mı bırakacaksınız. Ya da ardındaki duraklarda bıraktığın kişileri, üzüntüleri, acıları düşünüp duracak mısın şehrine ulaşana kadar, belki şehrine ulaştıktan sonra bile.

Demem o ki yolun başının belli sonunun belli olmadığı bir otobüs yolculuğundasınız. O yüzden otobüs yolcuğundaki anın tadına varabilmek önemli olan. Kurak bölgesiyle, yemyeşil ağaçlarıyla bezeli hayatın o anını o şekilde kabul etmek.  Duraklarda bıraktıklarımızı düşünmeden, yolculuk sırasında geçirilen güzel anların tadına varabilmek önemli olan. Yolcuğumuzda bizi bekleyen duraklarda üzüntüler, mutluluk, hayatımıza uzun süre konuk olacak hayat arkadaşın bekliyordur belki. Ne geri de bıraktığın duraklar ne de gelecek durakları düşünerek anın tadını kaçırma! Ardında bıraktığınız duraklara dönme ihtimaliniz yok, düşünseniz de düşünmeseniz de gelecek duraklar sizi bekleyecek.

O duraklarda güzelliklerin beklemesi dileğiyle! Hadi herkes kendi otobüsüne binsin. 

Belki seninle aynı otobüsteyizdir ya da bir sonraki durakta karşılaşacağız kim bilir.

Not: Eski yazılarımdan hatırlatmalar.

Sahipsiz Cümleler

8 yorum:

  1. Ne güzel yazmışsın :)
    Hayatımı hep bir otobüse benzetirdim bende ama her gidene üzülürdüm..
    Şimdiyse gidenlere alıştığımdan mıdır bilmiyorum ama o kadar üzülüyorum artık ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler tatlı prenses. Üzülmeyi hak edecek kişiler var onu da ekleyim ama hak etmeyecek kişiler için üzülmez.

      Sil
  2. Ben bu yazıyı hatırlıyorum ve aynı tadı bıraktı hafızamda :)

    YanıtlaSil
  3. aın tadına her daim varabilmeye canım..
    çok güzel..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Süpersin sen! Ve şahane bir annesin.

      Sil