12 Mayıs 2014

Hiç Bilinmeyenli Denklem


Kahvesini yudumlayarak ağaçların sarı, kahverengi, kızıl ve turuncu elbiselerini yere dökülüşünü izliyordu. Ağaçlar elbiselerini dökerken diğer yandan rüzgârın çaldığı müziğe uygun şarkı söylüyorlardı.  Bu aralar zihni o kadar karışıktı ki, ağaçların söylediği şarkıyı bastırıyordu zihnindeki kalabalık düşünceler.  Belirsizlikti asıl onu rahatsız eden.  Hayatında olacakların ve hayatından çıkan arkadaşlık, aşk, ölüm… neler bekliyordu onu, bu belirsizlik…insanın zihnini kemirip bitiriyordu. Yaşadıklarından dolayı hayatı anlamanın formülünü çıkartmak istiyordu artık. Bir daha üzülmemek, eline geçirdiği fırsatları değerlendirmek için, bir matematiksel formül olmalıydı hayatın.
Masa da duran kağıdı önüne çekip tükenmez kalemi eline aldı.

Hayat,  X+ y= 2x+ y
                 X= 0,
yani hayat koskocaman sıfırdan ibaretti. Ne yaparsak yapalım bom boş koskocaman bir sıfırdı elimizde kalan.
Kalemi eline alıp tekrar bir formül yazdı.

Hayat,  X+y+ 2xy+ 45+ z= 3xz+ 3y+ yz-8

Hayat öyle karmaşıktı ki sonucuna ulaşmak için çok uğraşırdık belki de çözemezdik.  Kimi bu çok bilinmeyenli denkleminde bazı bilinmeyenlerin cevabını bulmadan yaşamına devam ederdi, bazısı devam edemezdi. Y ye ipini geçirerek intihar ederdi.

Sonra masanın üstünde duran kağıda kocaman bir eşittir çizdi.

=

Kağıt, eşittir ve eşittirin üzerine bıraktığı kalem. Eşittir işareti hareketlenmiş onunla dalga geçmeye başlamıştı.  Hayatı çözmek mi aptal aptal diye dil çıkarıyordu eşittir ona. Sonra bir hışımla kalemi eline aldı. Yüzlerce bilinmeyen yazdı eşittirin sol tarafına.

x+y+z+k+m+l+….=

Eşittir dalga geçmeyi bırakmış sol tarafındaki bilinmeyenlere şaşkın şaşkın bakmaya başlamıştı. Bu kadar çok bilinemeyen hayatta ne kadar çok bilinemeyen varmış diye şaşkın bir şekilde sol tarafına bakıyordu eşittir. Ucu bucağı görünmüyordu bu bilinmeyenlerin.  Elinden kalemi bırakıp, ayağa kalkıp cama yöneldi tekrar. Rüzgar, ağaçların şarkısına yağmurda katılmıştı. Cama vuran yağmurun sesini dinledi bir müddet.
Pıt…
Pıt..pıt..
Pıt…. Pıt…pıt..

Sonra tükenmez kalemi tekrar eline alıp eşittirin sağ tarafını doldurmaya başlamıştı. Eşittir merakla sağ tarafına çevirdi yüzünü.

x+y+z+k+m+l+…= ?

O kadar bilinmeyenin karşısına sadece bir şey yazmıştı. Kocaman bir soru işareti.
Eşittir anladı neden böyle olduğunu hayat hiç bilinmeyenli bir denklemdi. Hayat kendisi öğretiyordu aşkı, sevgiyi, üzüntüyü, kırgınlıkları, yalnızlığı, mutluluğu..yani hayatın matematiksel formülü yoktu. Yaşanarak öğrenilecekti her şey.  Hem dememiş miydi? Can Yücel. “Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil.”
Ve şöyle devam etmişti şiirine:

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... 

Sahipsiz Cümleler




11 yorum:

  1. Ne kadar çok yazıyorsun sen ya =)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hehehehe.... valla şimdi yazdıklarım değil önceden olan karalamalarımı paylaşıyorum. Bi de yazma kabiliyeti işte :D herksete olmuyor hehehe

      Sil
  2. Yazıların o kadar akıcı ki.Bazen cümlelere takılı kalıyorum, kendimden bir şey bulduğum cümlelere..Sen hep yaz,daha çok yaz,daha çok paylaş :)
    Yazma kabiliyetinin herkesde olmadığı bir kesin.
    (Bknz:S'onsuz) hehehehehe

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim canım benim. :) eski blogtan da beğendiğim yazıları paylaşacağım arada. Yazmayı çok seven biriyim okuduğum bölümden kaynaklanan bir alışkanlık galiba.

      Sil
  3. aklıma ne geldi biliyo musun :)

    bu : http://www.livemsntr.com/komik-denklem/resim768

    :)

    YanıtlaSil
  4. Yine her zaman ki gibi harika.

    YanıtlaSil
  5. Ve eşitliğin sağ tarafına soru işaretinden sonra ne yazılmış Özlemcim
    Sevgilerimle, özlemişim
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim hayatlarımız o eşitliğin sol tarafındakilerden daha karmaşık ve zor :) Ben de seni çok çok çok çoooook özledim.

      Sil
    2. Sanki blogtan bu aralar çoğumuz uzak kaldık gibi, eski zevk yok gibi, yazı ve paylaşım konusunda yoksa ben mi öyle hissediyorum.

      Sil