6 Temmuz 2014

Fast Food İlişkiler

Merhabaaa pisicikleeeer! Ben geldim.  Özlediniz mi beni? Yazıya nasıl giriş yapsam diye düşünmekten helak oldum. Direk yazıya giriyorum. Daha ne uzunca giriş cümlesinden daha doğrusu cümlelerimden kurtuldunuz.

İnsanlar geliştirdiği teknoloji sayesinde her şeye çözüm bulacak, yaşlılığa bile bir şeye çare bulamayacaklar mutsuzluğa.  Gelecekte insanların hastalığı mutsuzluk olacak. Bu ünlü birinden duyduğum söz değil. Bizzat patenti Anarşiye, bana aittir. Hehehe… 

Yaşlılığı yok edici teknoloji bulundu. Bunun dışında insanların hatıralarını yok eden ciplerin üretilebildiği haberine değinildi bir iki ay önce. İnsanın hatıraları silinebiliyorsa nasıl mutsuz olacak ki diye de düşünüyor insan. Ama insani bir duygu yok olup robotlaşmaya başlayacak insanlar. Böyle olduktan sonra mutlu olmuşsun, mutlu olmamışsın ne önemi var. Bu bir disütopya değil, gelecekte bunlar bizi bekliyor. Tıpkı iki, üç sene önce arkadaşıma dediğimde:

Sosyal medya insanlara mutsuzluk getirecek, inanmadığı gibi. Çevremdeki insanları gözlemlediğimde bu durumu yaşayan ne kadar çok kişinin olduğunu gördüm. Buna bir, iki sene önce ben de dâhildim. Bu nedenden dolayı bu yazımda bu konuya değinmek istedim. İnternetin bilgisayarın ne zararı olabilir ki, diyebilirsiniz? Elbette yararlarını görmemezlikten gelemem ama çokça zararlı yönlerinin olduğunu söyleyebilirim. 

Fast food ilişkilerle doldu ortalık. Hızlıca yaşa, tüket çöpe at.  Herkesle aniden samimi ol. Nasıl olsa hayatımızda DEL tuşu var. Rahatlıkla sanal arkadaşlarımızı silebiliriz, engelleyebiliriz. Bu gerçek hayatımıza da yansımaya başladı. Artık insanlara tahammülümüz kalmadı. Nasıl olsa vakit geçirecek bir sanal kutu bizi ev de bekliyor. Sanal arkadaş, sanal oyuncakta çok nasıl olsa. Biri olmazsa birini buluruz. Oturduğumuz yerden, kebap! :) İşten gelip bilgisayarın başına, okuldan gelip bilgisayarın başına, telefona. Sosyal medyadaki arkadaşlıkların sanal dünyasına. Evdeki ahali önemli değil, gerçek hayatta konuşabileceğiniz dostlarınız önemli değil, önemli bir işin mi var, biraz sanal aleme takılalım sonra bakarız.

Çocuklarımıza, bizden küçüklere kızarız da kendi plansız, programsız halimize bakmayız. Hiç kimseye öğüt vermek haddime değil. Ama hayat bu değil evet sana sesleniyorum, hayat bu değil! Hayatın işine gidip, evine gelip bilgisayarın başına oturup sanal rüyaya dalmak mı, bunu yapmaktan sıkılmadın mı? Saatlerce o blogtan o bloğa gezip, sanal hesaplara girip vakit geçirmek mi? Böyle yaşayacaksa insan bence yaşamasın daha iyi.  

Peki ne yapabiliriz, plan. Bildiğiniz çocuklara yaptırdığınız günlük plan. Çünkü çevremizde dikkatimizi dağıtacak o kadar çok şey varki.  Daha doğrusu bizi tembelliğe sevk edecek o kadar çok şey varki. Ben plan yapıyorum arkadaşlar. Bunu dediğimde bazı insanlar gülüyor bana, ama umursayan kim. Adını öncelikli koyduğum , öncelikli planım var benim. Üç aşamalı birinci aşama da o gün mutlaka yapmam gerekenler. İkinci aşamada o gün yapmasam da olurlar. Üçüncü aşamada ise tamamen tembellik, sosyal medya, blog vb. şeyler. Birinci aşamayı yapmadan ikinci aşamaya geçmek yok. İkinci aşamayı yapmadan üçüncü aşamaya geçmek yok.

Ne planı olacak ki insanın diyebilirsin? Herkesin bir planı, gerçekleştirmek istediği bir hayali vardır ya. Ben internetin gereksiz bir şey olduğunu düşünmüyorum. Yararlı ve zararlı hale çevirmek sizin elinizde, internetten istesek de uzaklaşmak mümkün değil. Yalnız zamanınızı kaliteli harcamak mümkün. Çocuğunuza, kardeşinize ya da küçükken kendinize plan yaptığınız gibi gece yatarken yarın ki planınızı yapın. Ve değişmeyecek belirli şartlarınızı belirleyin. Mesela sadece yarım saat bloggerların yazılarını okumaya vakit ayırmak gibi. İllaki her gün aynı saatte bilgisayarın başına oturup okumak değil. İstediğiniz yarım saat diliminde.

 Blog benim yazma, düşünme ve dil, hayal gücü, çizim kabiliyetimi daha da geliştirdi bu bir yararı bana, dediğim gibi yararını görmezden gelemem. Ama bloğu zararlı hale getirmekte benim elimde. Mesela saatlerce blogta vakit geçirebilirim, sürekli yazı paylaşabilirim bir de öyle vakit kaybederim. Ben mutluyum bu halimden diyen varsa bir şey diyemem ama ileri de o mutsuzluk çıkacak. Bunu iki sene önce yaşadığım için söylüyorum.

İnsanlarla sürekli iletişim kurmaktan sıkılacaksınız önce.

Bırakın sanal ortamdakini, gerçek hayattaki insanlara bile tahammül edemeyeceksiniz.

Kendinizi gereksiz, yararsız, amaçsız hissedeceksiniz.

En kötüsü de suçlu hissedeceksiniz, sevdiklerinizle daha çok vakit geçirmediğiniz için. Ve bütün bunlar size mutsuzluk getirecek.

Şimdi düşünün kaç saatinizi blogta, sosyal medya da  ne kadar vakit geçiriyorsunuz. Bir saatten fazlaysa bence düşünmenin vakti gelmişte geçiyor bile.

Aslında şanslı insanlarız biz. Daha teknolojinin uç boyutlara varmadığı noktadayız.  O yüzden sanal kutuya hapis olup hayat geçirmek yerine hayallerinizin, gerçek hayatınızın okyanusuna dalın.  Her şeyden uzaklaşmak değil benim kastettiğim. Anlatmak istediğim sizi mutlu edecek şekilde planlı yaşamak.

Sanal ortam bir kuşun kafesi . Bir süre o kafeste mutlu bir şekilde vakit geçiriyoruz sonra sıkılmaya başlıyoruz, mutsuz olmaya başlıyoruz. Yalnız kafeste kalmayı o kadar kanıksamışız ki kafesin içinden çıkmayıp oradan oraya bocalıyoruz. Oysa kafesin kapısı hep açık.

NOT: Ayrıca planımı sizinle paylaşmak istedim. Aslında kağıda çiziyorum ama sizin için paintle çizdim. Eğer böyle bir şey yapmak isterseniz örnek olsun. Ya da PDF’in çıktısını alıp bunu kullanın. Görüşürüz pisicikleeeer!


Sahipsiz Cümleler

17 yorum:

  1. ben bunların hepsi i hissediyoum insanlarla konuşmak istememe falan bende büyük sorun mu var acaba.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence büyük bir sorun değil halledilebilecek sorun. Önemli olan neden böyle olduğunun sebebini bulmak. Sosyal medya olmayabilir.

      Sil
    2. Bir de blogunuz varsa adresini yoruma yazarsanız sevinirim. Ya da profilinizden bağlantılar kısmına blogunuz eklerseniz iyi olur. Çünkü takip edemiyorum profilinize tıkladığımda. Size söylüyorum. Çünkü bir kaç arkadaşı da takip edemedim. Onlarda okur umarım yorumları. :) Hoşgeldiniz!

      Sil
  2. Çok doğru bir noktaya parmak basmışsın Sevgili Anarşi. Birçok insan sanki elinde bilgisayarla dolaşıyor gibi. Ben sanal alemde bu kadar çok zaman geçirilmesine karşıyım. Her şeyi yeteri kadar, sınırları aşmadan kullanmak lazım, fazlasının zarar getirdiğini hepimiz çok iyi biliyoruz aslında ama hiç farkına varmadan bağımlı olup çıkıyoruz. Hoş geldin, bu güzel bir yazı ile yine ben bu işi iyi bilirim demeyi başardın. Sevgiler, çok öpüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen her şeyin ne fazlası ne azı orta yolunu bulmak lazım. Sevgiler :)

      Sil
  3. aynen katılıyorum şimdi bile herkes yersiz mutsuz özletme kendini:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl sen özelletme! Kayboldun mu bir daha seni görene aşk olsun. Hoş geldin

      Sil
  4. oha bunu paintlemi çizdin =O bu başlık bana tanıdık geldi sankim =)
    birşeyi zararlı hale dönüştürmek biizim elimizde, herşeyin fazlası zarardır.
    Gelirim ama bloguna uğramadan yazar giderim diyosun yani =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hehehehe... Sonsuz benim indirebileceğim İlüstarasyon programları var mı ücretsiz sen bilirsin. Yazın azıcık uğraşmak istiyorum, çizimle. Kursa gideceğim olmazsa.
      Olur mu? Dün uğradım ama neyse ya yarın gireyim okuyayım ne olmuş hikaye de diye. Yemin ediyorum. Hatta girerken Sonsuzun bloguna bir uğrayım diye girdim bloga hehehe..

      Sil
  5. Mehmet Cabar senin için paint uzmanı demişti de inamamıştım valla. Güzel çizmişsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Niye inanmıyorsun bakıyım :) Eh işte idare eder.

      Sil
  6. çok doğru gerçekten o dengeyi kurmak çok önemli.
    çıktıyı alacağım güzel olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ve bazen o dengenin tartısını ayarlayamıyoruz. Hep küçüklerimize eleştiri de bulunuruz ama bizim de çevremizde artık dikkatimizi dağıtacak çok şey var.

      Sil
  7. Bide millet "paintle mi çizdin?" cümlesini dalga geçmek amaçlı kullanır. Seni tanımamışlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dalga amaçlı kullandıklarını sanmıyorum. Bilmiyorum iyi bir karakter midir, kötü müdür, neyle uğraşırsan uğraşayım o uğraştığım şeyi ya en iyi şekilde yapmaya çalışırım ya da hiç yapmam. Yarım yamalak, üstün körü işler yapmayı sevmiyorum ben. Bin evi kendimle yarışıyorum, kendimi geçmeye çalışıyorum.

      Sil
  8. Sevgili özlem
    Makrome ile bileklik örme adlı paylaşımında sitemin linkini Aktif tıklanabilir link olarak paylaşman beni çok mutlu eder. Biliyorsun ki o zaman baclink almış olurum. Kolay gelsin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabiki de! yaparım. Genellikle yapıyorum üşünemişliğime gelmiştir. Size de kolay gelsin sesimi pek çıkarmasamda blogum yokken bile takip ettiğim sitelerden birisiniz. Çok güzel paylaşımlarınız var.

      Sil