10 Ekim 2014

50 TL Üzeri Alış Verişlerde Kargo Bedava




Bir markete ya da sanal markete gidilir, Süslü püslü rengârenk renkleri olan ambalajlardan dikkat çeken aşk satın alınır, eve gidilir tüketilir ve çöpe atılır. Daha da modern aşk mı yaşamak istiyorsunuz eve gitmeden sokakta ambalaj açılır, tüketilir. Aşktan geriye kalan ambalaj buruşturulup çöp tenekesine atılsa iyi, bir köşeye atılır. Bir de tekme ambalaja. Gelen geçen de aşkın ambalajına tekme attılar mı tamamdır. Alının size modern aşkın tarifi.

Çevremde ilişki sorunları yaşayan o kadar insan var ki.  Birisi bir ayda ilişki bitiriyor.
-Canım,
-Aşkım,
-Ayrılalım.

Birisi ne istediğini bilmiyor. Biri ne hissettiğini çözemiyor daha. Bir çözse tamamdır. Biri deli gibi seviyorum diyor, ama ne olur olmaz diye markette cebine gizlice birkaç tane aşk paketi sokuşturuyor. Gerektiğinde kullanıyor.

Tüketim çağının çocuklarıyız biz. Daha telefonu alalı birkaç ay olmuştur ama daha yeni bir model çıkmıştır, at eski telefonu. Dolabımızda mağaza açacak kadar giysi vardır, bana yeni giysi lazım deriz. Kullandığınız bilgisayardan daha hafif diye yeni bilgisayar peşine düşeriz. Giysileri, ayakkabıları, televizyonu, mutfak eşyalarını, arkadaşları, dostları, aşkları… aman at gitsin çöpe.  Raflarda bir sürü var nasıl olsa.

Raftaki paketlenmiş aşkların son kullanma tarihi de var değil mi. Aman, çabuk tüketelim bayatlamasın. 

Aşk, bir tek şıp sevdi paketlerindeki o güzel yazılarda kaldı galiba. Onu da para verip alıyoruz ya!

Kapitalist sistem tek çocuk olan aşkın yanına bir kardeş getirdi. Kim mi? Arzu diyorlar ona. Aşk ve arzu kardeşlermiş duymadınız mı? Nasıl duymadınız ya.  İki kardeşin hikâyesini anlatayım size:

Aşk ve Arzu adında anaları bir babaları farklı iki kardeş varmış. Arzunun babası Kapitalistmiş. Babasından o kadar çok şey öğrenmiş ki. Arzunun bedensel yanı ağır basarmış, tüketim onun için her şeyden önemliymiş. Elde ettikleriyle yetinmeyip daha fazlası daha fazlası dermiş. Her şeyden kısa sürede bıkarmış. Hızlı yaşamayı severmiş çünkü. Sabırlı da değilmiş. Aşk ise arzunun tam tersiymiş, sabırlıymış, hızlı yaşamak onun minik yüreğine zarar verirmiş. O yüzden hep yavaş hareket edermiş. Arzu bu özelliği ile hep dalga geçermiş. Ama kardeşini umursamazmış aşk.  Gözü de tokmuş. Elindekiyle yetinmesini bilir ve elindekileri sarıp sarmalar saklar korurmuş. Gizlice onunla yarışa tutuşmuş arzu.

İnsanlar tarafından en çok ben tercih edileceğim diye. Ama ne yaptıysa aşkı seçiyormuş insanlar. Arzu her şeyinin olmasına rağmen mutlu değilmiş, içten içe aşkı kıskanırmış. Onun da mutsuz olmasını insanlardan uzak tutarak sağlayacağını anlamış. Onu karanlık bir zindana hapis etmiş.

Arzu haberlerde, dizilerde, internette, reklamlarda çıkmaya başlamış. Daha fazla eşya, daha fazla aşk demek, daha fazla tüket demiş insanlara. Aşkı unutmaya başlamış insanlar. Aşkın yerine arzuyu koymuşlar. Daha çok tüketmişler, daha çok âşık olduklarını zannedip arzu duymuşlar, daha çok telefonları, ayakkabıları olmuş. Aşk demişler ama aslında hiç âşık olmamışlar. Cinsel dürtüleriyle hareket edip iki günlük ilişkiyi aşk olarak değerlendirmişler.  Daha kısa süre de ayrılmışlar. Çabuk âşık olup çabuk bıkmışlar birbirlerinden ve ertesi gün yeni aşk bulmuşlar.  Arzunun fazlası zarar vermeye başlamış insanlara. Arzu bu sefer kahkahalara boğulmuş. Nasıl da köle yaptım insanları kendime diye.

Aşkta karanlıkta günlerce ağlamış, hıçkırıklara boğulmuş, bağırmış kimse duymamış onu. İnsanlar mı daha farkında değillermiş ama hepsi mutsuzluğa mahkum olmaya başlamış. Arzu mutlu olabilmek için mutluluklarını emiyormuş. Yani en büyük kötülüğü yapmışlar insanlar kendilerine. Güven yoksunu, arzulara hapsolmuş mutsuz insan olup çıkıvermiş hepsi. Daha fazla, daha güzeli, daha iyisi diyerek huzursuz bir yaşama hapis etmişler kendilerini. Daha fazlasına sahip olmuşlar ama kalplerinin sokakları arzu paketlerinin çöpleriyle dolmuş.

 Filmlerdeki gibi ilk görüşte oluşan bir şey değildir aşk. Aşk sizinle birlikte büyür ve ilişki süresince zamanla öğrenilir. İlk görüşte hissettiğiniz aşk değildir, arzudur

Kısa sürede markette başka albenili paket arayışı içerisine gireceksinizdir.

Belki aşkın bağırışını bir gün duyarız kim bilir. Herkese aşk sarısından uzak güzel, gerçek, uzun ömürlü aşklaaaar!

Sahipsiz Cümleler

14 yorum:

  1. Anaaaarrrşiiii... Öncelikle Aşk ve Arzu kardeşlerin hiyakesi için ayakta alkışlıyorum seni.. Cidden hem çok güzel bir benzetme olmuş, hem de tüm olayı inanılmaz güzel anlatmışsın :) artık aşkın nerden nerelere nasıl geldiğini sorsalar, alın okuyun diyebililirim :))

    Ama diğer yandan aşık olduğun zaman hissettiğin şeyleri arzuya bağlamışsın. Özlem olmalı birazcık arada demişsin. Sanki Aşk olan bir ilişki de 5dakika bile özlemek için yeterli gibi? Çok sevmek aniden sevmek ayrı bişey gibi.. Anlatamadım ama anladın sen ;)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler :) Anladım ne demek istediğini. Belki ben yeterince anlatamadım. Elbette özlem aşkın bir parçasıdır. Benim de anlatmak istediğim buydu zaten bir süre bekleyip, konuşmayıp özleyip özlemediğini görebilir insanlar. Şimdi ilişki yaşayan insanların bir kısmı bir süre uzak kalsın birbirlerinden bir kısmı bir şey hissetmiyorum diyecek. Belli bir süre özleyip sonra onsuzda yapabildiğini görecek. Sürekli muhabbet kurarakken insanlar gerçek duygusunun farkında olamıyor.
      Bir de benim yanlış bulduğum şey. Hemen karşısındaki kişiye aşkım, sevgilim, hayatım gibi sevgi sözcükleri kullanmaları. Artık bu sözcüklerinde anlamı yitirmeye başladı. Bir de bazı kişiler aşkın bellirli özellikleri vardır özlersin, ondan başka kimseyi düşünemezsin, sürekli aklındadır diyebilir. Tamam bunlar belki aşkın belirtileri, yalnız bir kişiyi arzularken de özlem duyarsın, sürekli aklındadır. Bana göre burada önemli olan arzu ile aşkı ayırt etmek. Aceleci davranmamak, değerli kelimeleri kolayca harcamamak.

      Sil
    2. Gel gel biz Ankarada buluşalım. Sen ben özlem. Bu konu tam kocaman bir bardak kahvelik ;))

      Sil
    3. Kesinlikle elbet bir gün buluşacağız. Zaten normal şu sanllaktan çıkıp görüşmek istediğim kişilerden birisin :)

      Sil
  2. Özleeeem aşık mı oldun sen bakiym..
    )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşksın aşkınsın sen aşkısın arkadaaaş! Aşka inanmayıp aşkı arayan bir deliyim sadece :)

      Sil
  3. günümüzde ne yazık ki bir çok kavramın içine atıldığı bir sözcük oldu aşk.. hızlı tüketen bir neslin yanlış kavrayışları ve yaşayışları. çok üzücü çook.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ve bu nedenle de aşka inanmayan nesiller çoğalıyor. Çünkü her şeyi kolayca çabuk elde etmeye başladık.

      Sil
  4. Ne kadar güzel anlatmışsın. Bende bu sefer birkaç şey karalamak istiyorum. Açıkçası şu anki ruh halimin bu yazıya ne kadar anlamlı bir cevap verebileceğini bilmiyorum. Aşk ile Arzu ikilisinin bir arada götürüldüğü bir yerin henüz var olduğunu, çevremdeki kişiler arasında ben hiç göremedim. Belki de göremiyorumdur bilmiyorum ama dünya sevgi üzerine kuruldu derler, Aşk'ın daha ağır basması gerek derler. Ancak bireyler, ihtiyacı olana değil istediği şeye doğru yönelimlerini arttırıyorlar ve dediğin gibi tüketim toplumundayız. Tüketmeye çok hazırız. Bunu her alanda görebiliyoruz. Bu yüzden biraz geri kalmak bu konularda, çok daha iyi diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk önce bulunması gerek aşk sonra arzuyla güzel bir şekilde taçlandırılır ama çoğumuzun yanlış yaptığı arzuya öncelik vermek ve bana göre aşk kolay kullanılacak bir kelime değil. Geri kalmaktan öte yavaş adımlarla ilerlemek daha doğru sanırım.

      Sil
  5. görüyorsun dünyanın hallerini
    mutlu bi aşk yok bu dünyada

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten aşkı öğrenseydik, sevgiyi bilseydik bu Dünya böyle olmazdı. :(

      Sil
  6. aşk güzel şeydi, bazılarınca kirlenmeden önce =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen ve biz şansız çocuklardık, gerçek aşkı tatmadığımız için.

      Sil