27 Ekim 2014

Bekliyorum

Siz karşılık beklemeden sevebilir misiniz? Doğanın kanununda bu yok, dediğinizi duyar gibiyim.
Ağaçlar, çiçekler, toprak, doğa yağmur sevgisini ister ki yeşersin, çiçek versin, meyve versin. Ya da buğdaylar güneşe kavuşsun, hasretini gidersin ki sapsarı saçlarını buğdaylarıyla süsleyip güneşine daha da güzel gözükebilsin. Karşılıksız sevgi doğanın kanununda gerçekten yok gibi.


Bense doğanın kanununa karşı gelen bir deliyim. Hiçbir zaman ortada olan biri olmadım. Uçlarda gezindim hayatı hep. Mesela, biraz sevdiğim yemek yoktu, biraz sevdiğim renk yoktu. Ya tutkuyla bağlı olur severdim ya da sevmezdim. O da benim için öyleydi. Biraz sevemezdim, biraz aşık olamazdım, biraz özleyemezdim. Biraz sözüne karşı diğer insanlara göre daha dayanıklıydım ya da bir hastalık gibi bağışıklığım vardı biraza karşı. İnsanların biraz kelimesini hep kaçış olarak düşündüm. Çoğu dile getirmiyordu; ama kalplerinin, akıllarının bir köşesinde “Biraz” kelimesi yer edinmişti. Sevmezse, ben de zaten biraz sevmiştim der olur biterdi. O kıyafeti alamazsam zaten ben rengini pek sevmemiştim der olur biterdi. Biraz, biraz, biraz…İnsanın kendisini kandırmak, teselli etmek için kullandığı bir kelimeydi.  Lügatıma hiçbir zaman girememişti bu kelime.

Onun beni sevip sevmediğini ya da ona karşı olan sevgimden haberi olup olmadığını merak ediyorsunuz değil mi? Biliyor, ama bazen düşünüyorum ki acaba gerçekten biliyor mu? Bendeki sevgininsin şiddetini bilseydi boynuma atılırdı demeyeceğim, korkardı benden. Korkardı sevgisinin okyanusun içinde bir damla tanesi olmasından.

Ona sevdiğimi söyledim o sustu, özlediğimi söyledim yine sustu. Susmak!...

( genç adam bir müddet sessizce kalır ve sonra devam eder)

Susmak, bana göre sevgisizliğin göstergesi. İçinde volkan kaynayan bir yanardağ nasıl volkanını tutamazsa; içinde sevgisini barındıran insan da elbette tutamaz sevgisini. Bazen bir bakışa yansır, bazen jest mimiklere ve genellikle de sözcüklere. Cevap alsam vazgeçer miydim? Cevap aldım, şu elimde tuttuğum mektup ondan:

Kelimelerle aram hiç iyi olmadı benim. Ne konuşurken ne de yazarken. Düşüncelerimi nasıl bir kelime, cümle halinde getirebilirim, bunu başarabilir miyim bilmiyorum. Bir şeyi itiraf etmek gerekirse senin hep bu özelliğini kıskanmıştım. Konuşurken, yazarken düşünceni bu kadar iyi ifade edebilmen oldukça mükemmel gözüküyordu. Biliyorum asıl konu bu değil. Sana bu cümleleri konuşarak anlatmayı çok isterdim. Belki benden duydukların seni şaşırtacak ya da üzecek bilmiyorum. Farkında mısın, bu mektubu yazarken bile kaç kez bilmiyorum dedim. Tabi aklımdan geçen bilmiyorumları saymazsak. Ben seni sevip sevmediğimi bilmiyorum. İnsan ne hissettiğini bilemez mi derdin, zeki bakışlarınla bunu yüzüne karşı söyleseydim. Bilmiyorum. Bu kelimeyi yazarken kalbimin sızladığını hissediyorum ama. Bildiğin bir şey yok mu diyeceksin. Var tabi olmaz mı? Mesela, çırpılmış yumurtayı sevsen bile sırf ben çırpmadan yemeği çok sevdiğim için yumurtayı o sabah çırpmadığını iyi biliyorum. Birine ödünç bir kitap verdiğinde o kitap gelmediği için kızdığını, üzüldüğünü iyi biliyorum. Üzgün olduğunda o buz gibi soğukta bile saatlerce balkonda sessizce oturup yıldızları izlemeyi sevdiğini iyi biliyorum. Annen için canını verebileceğini, çayı şekersiz içtiğini hatta belki şaşıracaksın ama üniversite de okuyan öğrenciye gizlice yardım yaptığını bile biliyorum en önemlisi beni ne kadar çok sevdiğini biliyorum. Bilmediğim tek bir şey var seni sevip sevmediğim. Şimdi bekle beni diyemem. Bunu istemek çok acımasızca olur değil mi? Ama kalbim beni beklemeni istiyor senden.

( Genç adam titreyen sesiyle)

İşte böyle ne kadar acımasız bir kız değil mi? Bekliyor muyum, bekliyorum. Bu mektubu yazalı bir yıl geçti.

( Mektupta silikleşmiş kelimelere bakarak)

Bekliyorum!....

( Sessizlik ve titreyen sesine hıçkırıklarla ağlaması da eşlik ediyor ve ağlayarak cümlesini tamamlamaya çalışıyor.)

Bekliyorum. Bir çiçeğin yeşermek, açmak için yağmuru beklediği gibi. Bekliyorum bir buğdayın sağlıklı olup, güzelleşmesi hayata dönmesi için güneşinin doğmasını beklediği gibi. Lanetlenmiş çorak toprağım ben. Kurudum,.. parçalara ayrıldım... ama yaşıyorum. Şimdi o toprağın gözü hep gökyüzünde o ölmüş toprak onun bir damlasıyla yeşerecek derece de.

( Gözyaşlarını elinin tersiyle silip)

"Bana başka gülüyor. "Ben de seni sevecek gibiyim ama daha değil" der gibi gülüyor. Bekle diyor sanki bana. Ben de bekliyorum." Ben de bekliyorum…

Sahipsiz Cümleler



12 yorum:

  1. Geriye sadece üzüntü, kırık bir kalp, boş bir umut kalıyor hep karşılıksız sevmenin ardından...
    İnsan değişiyor, ruhu kavruluyor, kalbi taşlaşıyor ve o sokaklarda gördüğümüz acımasız insanlar var ya onlardan birine dönüşmeye başlıyor sonra ve bir gün hiç kırmak istemezken kendisini karşılıksız seven bir kalbi kırıyor ve dönüşüm tamamlanıyor.

    Artık ruhsuzlar dünyasındaki bir insan yeryüzünde yürüyor...

    Yani benim bildiğim hep böyle oldu :-)
    Güzel hikaye eline sağlık!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Farklı bir bakış acısı ve doğruluk payı var dediklerinin. Sonra yağmursuz kalan o toprak kuruyor,betonlaşıyor. Hiç bir bitki, canlıya hayat vermez oluyor toprağında.

      Sil
  2. Geleceğin yazarı güzeldi. :)

    YanıtlaSil
  3. Yaa hikaye miydiii :)
    O kadar derinden başlamışsın ki gerçek sanmıştım :)
    Tabi ki yine yeniden çok güzeldi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazım kurgudur maalesef :) Teşekkür blog şekeri.

      Sil
  4. Merhaba canım, aslında bir insanın bunca özelliğini, yaptığı, sevdiği, sevmediği şeyleri bilen biri karşısındakini deli gibi seviyor demektir. Güzel bir yazı olmuş ellerin yüreğin dert görmesin şekercan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oy benim güzel şairm gelmiş. Değil mi ama aptal kız bilmiyor sevdiğini

      Sil
  5. Bir an gerçek sandım :D Ama kurgu tabi. Emeğine sağlık anarşi Emrah bu yazıyı beğendi .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte böyle hissetmenizden aşırı zevk alıyorum. Kötü müyüm ne? :) Yazacağım karaktere o nasıl hissederdi diye başaralı bir şekilde büründüğümü düşünüyorum. Bu sefer bir genç adamın penceresinden baktım aşka. Cinayet işleyen birini yazıp psikopat mısın diye yorum almışlığım var :D

      Sil
  6. sevdiğini bilmemek karşıdakini çok üzebilir..
    çok güzel bir hikaye yüreğine sağlık :)

    YanıtlaSil