5 Ekim 2014

Sahipsiz Cümleler Sokağı

Her sokağın kendine ait bir kokusu vardır, hiç dikkat ettiniz mi? Bu sokağında kokusu Türk kahvesi kokusu. Tek huzur bulduğum yerdi burası. Üzgün olduğumda ya da bir şeyleri unutmak istediğimde ilk işim bu sokağa gelmek ve bir müddet de olsa Kahve Tadında bir hayat yaşamaktı.  

Kaynak: Walcoo net

Sadece kahvenin piştiği bir mekândı burası. Kahveci Cemil abinin dediğine göre kahve közde pişerse Dünyanın en lezzetli kahvesi olurdu.  Kahveyi köz dışında pişirmek nimete hakaretti ona göre. Beni görünce küçük yüzüne kocaman gülümsemesini yerleştirir, hiçbir kelime etmeden damla sakızlı Türk kahvesini elime tutuştururdu. Tarifini alıp birkaç kez denemiştim ama Cemil abinin dediği gibi ocakta pişen kahvenin tadı hiç güzel olmamıştı. Ya da bu sokağa uğramak için kahve içme bahanesi uydurmuştum kendime.

Boş sandalyeyi gösterip gözleriyle otur işareti yapmıştı yine. İlginç bir adamdı hiç konuşmazdı ama gözleriyle, mimikleriyle söylemek istediğini binlerce kelime kuran insanlardan daha iyi anlatırdı. Gülümseyerek gözümü deniz kenarındaki çimlere çevirmiştim bu sefer. Ne yapmak istediğimi anlamış olacak ki ses çıkarmadan git der gibi başını öne doğru itip tekrar işine koyulmuştu.

Limon sarısı etekle çimlerin üzerine oturmak ne kadar akıl kariydi bilinmez ama ilk defa umursamadan çimlerin içine gömülmüştüm bile. Ayakkabımı çıkarıp cimlerin ıslaklığını, soğukluğunu hissetmek  istemiştim parmaklarımda. Bu sefer kahveye eşlik eden çim kokusu eşliğinde denizi izlemeye koyulmuştum. Banka oturmuş annesinin yanı başında ayakta dikilen yediği çilekli doldurmanın yüzünde oluşturduğu sevimli kirlilikle ahu gözlü dondurma delisi küçük kız, çimlerde oturmak için annesine mızmızlanmaya başlamıştı. Kocaman abla oturmuştu işte onun eteği batmıyor muydu?  Kadının delici bakışları üzerime dikilmişti. Ailesinden terbiye almamış, bir de bizim çocuklarımızın eğitimini, terbiyesini bozacak ahlaksız genç kız bakışları. İlk defa o zaman anlamıştım, insanların konuşmadan daha gerçekçi, yalansız konuştuklarını.
Hem çimene oturmanın neresi aptalca, ahlaksız bir davranıştı ki. Kim demişti,  kim belirlemişti toplumdaki kuralları

Kalabalık içinde seslice gülme.

Genç kız oturaklı olur.

Erkekler ağlamaz…..

Sırf para kazanayım diye işe yaramaz cümlelerle, yazım hatalarıyla dolu Ucuz Romandı hayatımız.

Her şeyi boş verip denizin mavisine gözlerimi dikmiş, denizin bana söylediği şarkıyı dinlemeye başlamıştım. Denizin mavisi dün okuduğum ütopyadaki Maviye İz Süren keşifçilerini hatırlatmıştı. Bütün renklerin yok olduğu yeşili, sarısı, kırmızısı… disütopyayı anlatıyordu roman.  Dünyanın eski haline gelebilmesi için ilk önce mavi rengi bulmaları gerekiyordu. Çünkü mavi renk hayatın özüydü. O yüzden keşifçilerin adını Maviye İz Süren koymuşlardı. Karanlığın hâkim olduğu dünya da maviyi, gökyüzünü, denizi arayan keşifçilerdi onlar.

Kızıl saçlı hoş bir genç kızın bağırmasıyla irkilmiştim. İnya diye bağırarak birine doğru koşuyor bir yandan da elinde tuxedo markalı çantanın içinden bir şey çıkarmaya çalışıyordu. Hiçbir şey düşünmeden bir müddet çevredeki insanları izlemeye başlamıştım. Yanı başımdaki banka oturmuş iki genç  Admin Panpa imzalı karikatürleri okuyup gülüyorlar  bir yandan da yaşlı çifte bakıyorlardı. Yetmiş yaşı civarlarındaki iki çiftin boş kalan ellerinde poşetler diğer elleri de birbirine kavuşmuştu.  Yaşlı çifti gören kedilerle dolmuştu ortalık, bu kadar kedi nerede saklanıyor diye şaşırmamak elde değildi. Poşetin içindekilerin ne olduğunu tahmin edebiliyordunuz yanındaki kedilerin davranışlarından. Tekrar yaşlı çiftin kavuşmuş ellerine bakıp Aşkın Bedenleşmiş Hali bu olsa gerek diye düşünmüştüm.

Çimenlerin üzerinde çıkan ayak sesini duyup başımı sağ tarafıma çevirdiğimde bir gencinde benim gibi çimlerin üzerinde oturduğunu görmüştüm. Telefonun hoparlöründen çıkan müzik sesiyle

Waiting for my real life to begin…. TIK!

Diyerek bir yandan şarkı mırıldanıyor bir yandan da çikolatasına ısırıklar atıyordu. İnsanları izlemeye bırakıp tekrar denizin mavisine dikmiştim gözümü. Hayat sanki bir tiyatro oyunuydu. Herkesin elinde bir repliği vardı. Benimde elime replik kâğıtları tutuşturulmuştu ama kâğıdın birkaç sayfası doluyken diğer sayfalar bomboştu. Sonsuza kadar doğaçlama oynamak zorunda kalmıştım tiyatromda, oturup bir köşeye izlemek istiyordum tiyatroyu, insanları. Yönetmen kesin kızıyordu bana seni aptal kalk oturduğun yerden tiyatromu berbat ediyorsun diye.

Başımı çevirdiğimde genç adamın gitmiş olduğunu görmüştüm. Yalnız arkasında kitabını unutmuştu. Kitabı alıp sağa sola bakındım, fakat genç adamdan iz yoktu. Bir müddet kapağını inceledikten sonra bana eksik verilen tiyatro repliğimin bu romanın sayfalarında olduğunu bilmeyerek çantama koymuştum Mutluluk Satıcısı romanını…
Sahipsiz Cümleler


İnyanın mimini biraz geçikmeli yaptım, kusura bakmazsın umarım. Mimde sevdiğiniz, takip ettiğiniz blogların ismi geçiyor.  Onlar kendilerini bilir. Bariz ortada gerçi yazımda. :)  Unuttuğum kişiler varsa şimdiden özür dilerim. Umarım beğenmişsinizdir.


27 yorum:

  1. Hahahah çanta markası olmuşum :D
    Çok güzel bir hikaye-mim olmuş eline sağlık :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hehehehe.. ne yapayım ilk o geldi aklıma giysi markası vardı öyle ben de çanta yaptım :D Teşekkür. :)

      Sil
  2. Bayıldım, güzel ne demek :) Ya bende kaçıncı kez mimlendim bilmiyorum ama bir türlü yazamıyorum. Teşekkür ederim güzel cümlelerinde beni de unutmadığın için, ilk fırsatta yaparım umarım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen bu aralar ben de eskisi gibi değilim. Yazamıyorum hikaye vb. Aniden geldi bunu yazmak, yazmasaydım bu mim çok bekleyecekti.

      Sil
  3. Baby bunu okumadım çünkü kendim yazana kadar okuyup etkilenmek istemiyorum ama eminim süper yazmışsındır sen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman yazdıktan sonra okursun Uzakdoğu güzeli :)

      Sil
    2. hehehe öyle yapcam artıkınnn :)

      Sil
  4. Yanıtlar
    1. Senin gibi ahu gözlü bir kız koydum yazının içine. Teşekkürler canım

      Sil
    2. Bu yazi nasil oldu da eski yorumlar ile buraya eklendi tekrar? Yine bunu okumak cok güzeldi :)

      Sil
    3. Düzenleden tarihini değiştirip öne çekiyorum. Az okunan yazıları ya da arada hatırlatmak istediklerimi tarihini bugüne ayarlıyorum.

      Sil
    4. Seni kurnaz seni :)

      Sil
  5. benim güzel yüreklim nasıl güzel bir ürün ortaya koymuş
    ben daha yeni okuyorum..
    kusursuz.. çok iyi bir öykü.
    senin kalbinden geçen yolları seviyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Beğenmene çok çok sevindim.

      Sil
  6. Şifreli öykü mimi olduğunu blog isimleri renkli olmasa farketmezdim :)
    Çok güzel olmuş :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bunu hissetirmek istemiştim. Demek başarılı olmuşum.

      Sil
  7. Çantayı çok başarılı buldum, çok yaratıcı ve adımı gördüğüme sevindim. Bu gece bunu yazmak için uyanık kalacağım.
    Ba-yıl-dım
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pehiim hehehe sorma ya birden geldi aklıma Tuxedoyu başka bir şekilde kullanmayacaktım yoksa.

      Sil
    2. Ama süper yaratıcı olmuş ve ben hala yazamadım. Çünkü zor :)

      Sil
    3. Bence sen bunun üstesinden kalkarsın. Kaleminin, yazma yeteneğinin benden güçlü olduğunu düşünüyorum.

      Sil
  8. ^-^ ay ben bunu yeni gördüm kıs hihihhi yazılarında hep yer almak çok mutlu ediyor beni hihihhi (=)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de yorumuna daha yeni cevap yazıyorum :) sizin gibi tatlı insanların hayatımda olması mutlu ediyor beni :D

      Sil
  9. wooooww muhteşem olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :( ben seni nasıl unutmuşum ya

      Sil
    2. beniii unutmaaaaa :( uzun zamandır yoktumm ondan olda galibaaa :)

      Sil
    3. Unutmaam ben nasıl eklemediğime hayret ediyorum zaten. Eklemediğim kişiler vardır daha kesin. Var hatta! şimdi ses çıkarmayım hehehe

      Sil