26 Aralık 2014

Hepimizin Evinde Fabrika Var

Sağlığınıza önem veriyor musunuz?

Hayvanları seviyor musunuz? Hayvansever misiniz?

Çevreyi koruyor musunuz? Benim gibi çevre konusunda duyarlı biri yok mu diyorsunuz?

Bu sorulara çoğumuzun vereceği cevap evettir. Sağlığımı düşünürüm, hayvanları severim, çevreyi korurum. Ama öyle değilsiniz, değiliz maalesef. Hadi sağlığınıza önem vermiyorsunuz, bu sizi ilgilendirir. Hayvanlara dolaylı yoldan zarar vermeye, çevreyi kirletmeye hakkımız var mı? Nehri kirleten fabrikalar için yürüyüş yapar, bizler sosyal medyalarda imza kampanyası başlatırız. Fabrikayı karalayıcı söylemlerde bulunuruz çevreyi, nehirleri, suları kirlettiği için. Peki biz.

Hepimizin evinde fabrika var. Ne diyorsun Anarşi diyebilirsiniz. Evet, tekrarlıyorum hepimizin evinde fabrika var. Banyomuzda bulunuyor o fabrika. Şampuan Fabrikanızdan bahsediyorum. Kullandığımız şampuanların çevre üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu biliyor musunuz? Hadi sağlığınızı geçtim. Sağlığını pek umursadığını görmüyorum insanların bu yazıyı ikinci yazışım. Bir kişiyi dahi bu konu da bilinçlendirsem yeter.

Küçük bir şehirde yaşıyorum. Maalesef buranın en büyük alışveriş merkezi bir tane ve orada da kısıtlı ürünler. Rafları inceliyorum. Ürünlerin üzerinde

Dolgun saçlar,

Saç dökülmesine karşı mucize ( içeriğini inceliyorum. Aksine saç dökülmesine neden olacak maddeler J )

Silikonsuz şampuan ( insanlar sonunda bunu öğrendi ya, Peki diğerleri)

Şimdi sizden ricam Banyonuza gidin şampuanınızı alın. Ve içeriğini inceleyin. Banyonuzda bomba tutuyor olabilirsiniz. Üstelik bunu saçınıza sürüyorsunuz. Aynı şekilde diş macunlarında da var. Ve direk ağzı temas halinde bu ürünler.

Şampuanınızı elinize alın. Şu siteden içeriklerini inceleyin. TIK!

Ben baktım çözüm bulamıyorum. İçeriğinde en az zehirli madde olan ürünleri almaya başladım. Maalesef insanlar, şampuanın köpürmesini temizlik zannediyor. Aslında bu zehirli maddenin ne kadar çok olduğunun göstergesi.

Bir tane organik ürün denedim, beğenmedim. Yine de markanın adını vermek istemem. Belki benim saç yapımdan dolayıdır. Türkiye’de iki tane firma buldum. Diğerinde pek açıklama yoktu. Beğendiğim firma ise Mecitefendi oldu. Organik ürünler var. Onlardan bikaçı:

Daha almadım; ama bu ürünlerden birini seçeceğim. 24 tl belki çoğunuza pahalı gelebilir ama bence bir aya endekslersek hiçte pahalı değil. Ve sağlığınız söz konusu.

14 tl’lik ürünler vardı. Açıkcası fazla açıklama olmadığı için iletişime geçtim. İçeriliğinde Paraben, Slikon, Sls…. İçeriyor mu diye. 400 ml’lerin tek Sls içerdiği bilgisini aldım.

Peki diğer ürünün (24 Liralık) içeriği nasıl  sls ,paraben ,  alkol , hayvansal yağ vb hiçbir kimyasal madde bulunmamaktadır. Ve köpürmeyi sağlamak için Hindistancevizi yağı özü vb.kullanmaları. Tabi bütün bunlarda maliyeti artırıyor. Ucuzdur vardır bir illeti, pahalıdır vardır bir hikmeti diye boş yere dememiş atalarımız.

250 ml’lik ürünlerden alacağım. Deneyip sizi bilgilendirmek isterim. Umarım artık sürekli kullanacağım şampuanı bulmuş olurum. Neredeyse tamamen organik şampuanları bulmak zor gibi. Ben artık en az zehirlisini bulmaya çalışıyorum hem çevre, hem kendim adına. Ayrıca hayvanlara zarar verilmemesi bir artı.

Bunun dışında güzel ürünler var. Ben böyle şeyleri severim zaten, yağlar, kolonyalar, maskeler tek kullanımlık, bunun dışında sabunlar, kremler. BURADAN ( Mecitefendi)
bakabilirsiniz.

Bir de şunu ekleyim. İstanbul’da yaşayanlar varsa. 8-11 Ocak arasındaki Fuara gidin bence.


Bir sonraki yazımda da yağlardan oda kokusu yapmaya ne dersiniz. Ben size yaptığım karşımlardan vereceğim.

Yağlar, birkaç damla
Su ve karbonattan oluşan.
Ve eve sıkmak için şişe.

Oda spreyi, parfümü almıyorum. Soluduğumuz havaya zehir sıkıyoruz çünkü. Hele bir de evinizde çocuğunuz varsa kesinlikle böyle hata yapmayın. Güzel koku demek temizlik değil. ve geçen hafta oda spreyinin patlaması sonucu bir evde yangın çıkmıştı, haberi hatırlıyorsunuzdur . Aslında bu konu çok uzun mumlar, temizlik maddeleri… bunları da başka yazımızda inceleyelim, alternatiflerini araştıralım. Görüşmek üzere.


Sahipsiz Cümleler

22 Aralık 2014

모던 파머 / Modern Farmer

Yeni bir dizi izliyorum. Konusu dikkatimi çekti. Tezimi yazdığım dönemlerde kendimi sorgulayıp. Acaba bırakıp köye mi yerleşsem. Ne için uğraşıyorum ben ya dediğim :) Bu yüzden dikkatimi çekti sanırım. Ki on yılımı ( çocukluğumu)  köyde geçirmiş bir kişi olarak. Çiftçilik yapmanın hiçte kolay olmadığını bilirim.

Dizinin konusu da ünlü olmaya ramak kala, ünlenemeyen dört arkadaşın, ünlü olmak için para biriktirmek için tarım yapmalarını ele alıyor. Diziyi anlatıp büyüyü kaçırmak istemem. Ama tarımın, köydeki yaşamın kolay olmadığını görüyorsunuz.

Başrol oyuncusunun mimikleri ilk bölümlerde çok abartılı gelmişti. Ama sonra nedense öyle hissettirmedi. Belki alıştığımdandır. Böyle güzel bir konuya daha güzel bir senaryo çıkabilirdi bence. Bir de Uzak doğu dizilerinde aşk olmazsa olmazlardan. Aşksız bir dizi görmedim herhalde. Bunu neden eleştiriyorum. Asıl konunun önüne geçiyor da ondan. Diziyi sevdim, oyuncuları sevdim. Yalnız bir yavanlık var çözemedim. Vasat bir dizi; ama izlenilmeyecek gibi değil. Bir de senaristler senaryoları aşka boğmaktan vazgeçerler umarım. Tabi kolay olan yol. Çünkü aşk her zaman sattırır, her ürünü. Herkes mi aşık olur kardeşim. Dizi de ki herkes birbirine aşık. Vıcık vıcık aşk :D


Adı: 모던 파머 / MoDoN PaMor / Modern Farmer

Yönetmen: Oh Jin Suk 

Senaryo: Kim Ki Ho 

Tür: Romantik Komedi

Bölüm sayısı: 20 



Oyuncular:
Lee Hong Ki - Lee Min Gi 
Park Min Woo - Kang Hyuk
Lee Ha-Nui - Kang Yoon-Hee ( Filmde rolünü en çok beğendiğim kişi oldu. Ve rolüyle çok iyi bütünleşmiş. Sevdim bu kadını. Daha doğrusu Unni yi :D )
Kim Jae Hyun - Han Ki Jun

Lee Shi Un - Joo-yeon 

Bir de bu dizi de ünlü olmak için çırpınan ve köydeki diğer insanların hayatını görünce benim sürekli sorduğum sorular geldi aklıma:

İnsanlar ne için yaşıyor?

Ne için yaşıyoruz?

Para kazanmak, ev almak, daha lüks arabalara binmek için mi?

Peki, bu süre içerisinde çalışıp didinirken gerçekten yaşıyor muyuz?

Vasat bir arabayı kullananla, lüks bir arabayı kullanan arasından ne fark var? Marka mı? Sonuçta ikisi de aynı görevi görüyor.

Milyonlarca parayı biriktirip dokunamadıktan sonra, o insan da fakir değil mi?

İnsanın yemek yeme ihtiyacı olmasaydı. Yine de çalışır mıydı? Ne kadar saçma soru diyebilirsin. O paraları istiflerken yemek yemekten başka bir şey yapmıyorsun ki.

Bir insan elbisesine milyarlarca para verirken, başka bir insanın bir dilim ekmeğe muhtaç olması ne kadara adil, o insan bu giysileri giyerken. Çevresindeki, Dünyadaki milyonlarca aç insanı, zor durumda olan insanı düşünmüyor mu? Az da olsa vicdanı sızlıyor mudur?

Yaşamak demek, en güzel kıyafetleri giymek, en güzel yemekleri yemek mi?

Yaşamak sanal ekrandaki gökyüzüne bakarken, yanındaki gökyüzüne görmemek olmuş artık.
 İnsanların yaşamak kavramına yükledikleri bu, ben başka bir tanım bulamıyorum. Peki siz?

Filozof musun, Özlem. Fazla sorgulama mı diyorsunuz yoksa.

NOT: Bir de not düşeyim bazı bloglara bu ara uğrayamıyorum. Çünkü mailimi değiştirdiğim için tüm takipçi listem silindi. Yavaş yavaş takibe alıyorum sizi  tekrardan blogcanlar. Bir de profilde sorun var yeni takipçi listesinde gözükmüyorum. İzleyici listenizin sonlarında bir yerdeyimdir. Haberiniz ola. :)

Sahipsiz Cümleler

20 Aralık 2014

Keşke Yalnız Bunun İçin Sevseydim Seni

(İstanbul- İstiklal Caddesi )


Kuşlar toplanmış göçüyorlar

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



İyi anlarında sesin kalınlaşıyor.

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Baktım yeri toparlıyor ayak izleri

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Eşiklere oturmuş bir dolu insan

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Fazıl hüsnü diyor ki, ne diyor fazıl hüsnü?..

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Ortaoyunumuzun dekoru bir kağıt mendil

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



ve konsolun üstünde noksan bir gümüş kutu

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Uzaklardaydın, oracıkta öbür kıta da,

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



İkinci bir parıltı var senin bakışlarında

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Kehanet adlı kısacık bir şiir buldum

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Yürüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



İki çay söylemiştik orda, biri açık,

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Bir şey var, ancak makilerin orda söyleyebilirim,

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



An ki fıskiyesi sonsuzluğun

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Cemal Süreya

Sahipsiz Cümleler

17 Aralık 2014

Bir Yastık Arıyorum Kuş Seslerinden


İnsanların hesap makinesine dönüştüğü bir dünyada;
yakın çevre deyince, artık aklıma

kuş, çiçek, ağaç, kitap gibi şeyler geliyor.
Üzgünüm.



Allah’ım bana kaldırımların kalbinden tak; yürüsünler gitsinler sesim çıkmasın…




Kalbimizi kıranlara şunu diyelim;
"Esirgemez kokusunu, dalını kırandan da erik çiçeği…"




Bir yastık arıyorum kuş seslerinden
Mühim değil sonrası.



Bir araba kırmızı ışıkta geçti dediğimiz zaman, bu nesir olur. Şiir ise şudur: Kırmızı ışıkta geçen gemiler.



Bir şüphesin sen, dünyanın içinde
Geceden gündüzden ve diğerinden
Sessiz sedasız gitmeden önce;
Sevgili veya uçurum, aynı şey, bak sözlüğe



Çok neşeli kuşlar konmuş sesine. 

İbrahim Tenekeci'nin beğendiğim cümlelerinden birkaçı. İnsanın kendine yakın hissetttği yazarlar, şairler vardır. Kendime yakın hissettiğim birisidir. Hep tıpkı ben yazmışım gibi dediğim.


Sahipsiz Cümleler

10 Aralık 2014

Simli Yılbaşı Kartları

Biz şanslı çocuklardık. Belki çoğunuz hatırlarsınız simli yılbaşı kartları olurdu. Karların, gölün doğanın resminin yer aldığı. O kartlara saatlerce bakardım. Şimdi öyle güzel kartlar yok. Ailemiz sevdiklerine kart gönderirdi sevdiklerimizden kart gelirdi. Teknoloji bir çok şeyi kolaylaştırıyor ama sevgiyi, paylaşmayı, sabrı da beraberinde götürüyor gibi.

( Simli yılbaşı kartları)

Nerede o eski günler diyerek şikayet etmeyi bıraktım. Sevdiklerime yılbaşı kartı gönderdim. Bugün ikinci mutluluk haberini alıyorum ve tabi ben de mutlu oluyorum. Bu yüzden sevdiklerinize sürpriz yapmaya ne dersiniz. Ayrıca PTT'nin güzel bir uygulaması var. Yılbaşı kartları onlardan hediye, göndermesi sizden.

Küçücük zarfın içine kocaman sevginin sığdırılabileceğini hatırlatmak güzel değil mi sizce.

Ve karşınızdaki insanlar harika, sevilesi insanlarsa daha güzel oluyor bu sürprizler. Ben bu anneyle kıza  bayılıyorum. Ve paylaştığı şiirlere.

"Sana bir incir yaprağına bakmasını öğreteceğim 
Kendi avuçlarının içinde seyahati 
Ve gökyüzünün her yerde mavi olduğunu öğreteceğim.."



Sahipsiz Cümeleler