31 Aralık 2014

Öptüm Gıdından 2014

2014 benim için pek iyi bir yıl olmadın canım. Beni geçtim Türkiye içinde pek iyi bil yıl olmadın. Dondurmasından bir ısırık alamadan, dondurmanın top halinde yere düştüğü çocuk gibiydim. Sevgilisiyle ilk randevuya çıkacağı zaman yüzünde sivilce çıkan genç kız gibiydim. Anneannemin ördüğü abuk sabuk kazağı sırf o kırılmasın diye giyinmek gibiydim, yılbaşında çerezini, içeceğini alıp televizyon izleyip, müzik dinleyen,  tek zevki tombala oynamak olan aile gibiydim. Kusura bakma terbiyesizleşeceğim ama bana yaptıklarına karşı az bile.Kısaca biri sana göster ama elletme demiş.

Aaaayy! ağlama dayanamam. Gel yamacıma Dörtçük. İsmine çük ekleyince daha samimi olsun istedim. Sakıncası yok değil mi? Özür dilerim 2014. Başarısızlığımızı, karşımıza çıkan kötü insanları, yapamadıklarımızı, gerçekleştiremediğimiz hayallerimzi yine kolaycılığımızdan hep sana, yıllara bağladık. Senin vasıtanla tüm yıllardan özür dilemiş olayım.

Keşke hayat bir rakamın değişmesi kadar kolay olsa. Ama öyle değil. Bu yıl sağlık açısından en iyi yılımdı. Bir kez dahi doktora gitmedim. Ama bana öğrettiği en büyük şey insanlar varsa mutlaka kötülük vardır, cümlesiydi. Bizzat bunu yaşayarak öğrendim. Bu yüzden;



Yeni yılınızda umarım sağlıklı geçirirsiniz ve en önemlisi iyi insanlarla karşılaşırsınız. Gerisi zaten hallolur iyisiyle kötüsüyle belki çabuk belki yavaş, belki gülerek belki ağlayarak bütün bunlar geçer. İyi günlerde, kötü günlerde geçer. Yeni yıl size kötü kalpli, art niyetli insanlardan uzak hayat getirsin. Mutlu ve sağlıklı yıllar.

2014 yılımı Mahkemeye Dava açarak kapattım. Keşke 2014 yılına da dava açabilseydim. :) Dava sürecini sonra anlatacağım.

Özellikle Baharım, Hamiyetim, size musmutlu, sağlıklı yıllar. ( onlara özel cevap veriyorum. Çünkü özel bir şekilde yeni yılımı kutladılar. Öptüm sizi şekerler.)

Öptüm gıdından 2014

Sahipsiz Cümleler

26 Aralık 2014

Hepimizin Evinde Fabrika Var

Sağlığınıza önem veriyor musunuz?

Hayvanları seviyor musunuz? Hayvansever misiniz?

Çevreyi koruyor musunuz? Benim gibi çevre konusunda duyarlı biri yok mu diyorsunuz?

Bu sorulara çoğumuzun vereceği cevap evettir. Sağlığımı düşünürüm, hayvanları severim, çevreyi korurum. Ama öyle değilsiniz, değiliz maalesef. Hadi sağlığınıza önem vermiyorsunuz, bu sizi ilgilendirir. Hayvanlara dolaylı yoldan zarar vermeye, çevreyi kirletmeye hakkımız var mı? Nehri kirleten fabrikalar için yürüyüş yapar, bizler sosyal medyalarda imza kampanyası başlatırız. Fabrikayı karalayıcı söylemlerde bulunuruz çevreyi, nehirleri, suları kirlettiği için. Peki biz.

Hepimizin evinde fabrika var. Ne diyorsun Anarşi diyebilirsiniz. Evet, tekrarlıyorum hepimizin evinde fabrika var. Banyomuzda bulunuyor o fabrika. Şampuan Fabrikanızdan bahsediyorum. Kullandığımız şampuanların çevre üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu biliyor musunuz? Hadi sağlığınızı geçtim. Sağlığını pek umursadığını görmüyorum insanların bu yazıyı ikinci yazışım. Bir kişiyi dahi bu konu da bilinçlendirsem yeter.

Küçük bir şehirde yaşıyorum. Maalesef buranın en büyük alışveriş merkezi bir tane ve orada da kısıtlı ürünler. Rafları inceliyorum. Ürünlerin üzerinde

Dolgun saçlar,

Saç dökülmesine karşı mucize ( içeriğini inceliyorum. Aksine saç dökülmesine neden olacak maddeler J )

Silikonsuz şampuan ( insanlar sonunda bunu öğrendi ya, Peki diğerleri)

Şimdi sizden ricam Banyonuza gidin şampuanınızı alın. Ve içeriğini inceleyin. Banyonuzda bomba tutuyor olabilirsiniz. Üstelik bunu saçınıza sürüyorsunuz. Aynı şekilde diş macunlarında da var. Ve direk ağzı temas halinde bu ürünler.

Şampuanınızı elinize alın. Şu siteden içeriklerini inceleyin. TIK!

Ben baktım çözüm bulamıyorum. İçeriğinde en az zehirli madde olan ürünleri almaya başladım. Maalesef insanlar, şampuanın köpürmesini temizlik zannediyor. Aslında bu zehirli maddenin ne kadar çok olduğunun göstergesi.

Bir tane organik ürün denedim, beğenmedim. Yine de markanın adını vermek istemem. Belki benim saç yapımdan dolayıdır. Türkiye’de iki tane firma buldum. Diğerinde pek açıklama yoktu. Beğendiğim firma ise Mecitefendi oldu. Organik ürünler var. Onlardan bikaçı:

Daha almadım; ama bu ürünlerden birini seçeceğim. 24 tl belki çoğunuza pahalı gelebilir ama bence bir aya endekslersek hiçte pahalı değil. Ve sağlığınız söz konusu.

14 tl’lik ürünler vardı. Açıkcası fazla açıklama olmadığı için iletişime geçtim. İçeriliğinde Paraben, Slikon, Sls…. İçeriyor mu diye. 400 ml’lerin tek Sls içerdiği bilgisini aldım.

Peki diğer ürünün (24 Liralık) içeriği nasıl  sls ,paraben ,  alkol , hayvansal yağ vb hiçbir kimyasal madde bulunmamaktadır. Ve köpürmeyi sağlamak için Hindistancevizi yağı özü vb.kullanmaları. Tabi bütün bunlarda maliyeti artırıyor. Ucuzdur vardır bir illeti, pahalıdır vardır bir hikmeti diye boş yere dememiş atalarımız.

250 ml’lik ürünlerden alacağım. Deneyip sizi bilgilendirmek isterim. Umarım artık sürekli kullanacağım şampuanı bulmuş olurum. Neredeyse tamamen organik şampuanları bulmak zor gibi. Ben artık en az zehirlisini bulmaya çalışıyorum hem çevre, hem kendim adına. Ayrıca hayvanlara zarar verilmemesi bir artı.

Bunun dışında güzel ürünler var. Ben böyle şeyleri severim zaten, yağlar, kolonyalar, maskeler tek kullanımlık, bunun dışında sabunlar, kremler. BURADAN ( Mecitefendi)
bakabilirsiniz.

Bir de şunu ekleyim. İstanbul’da yaşayanlar varsa. 8-11 Ocak arasındaki Fuara gidin bence.


Bir sonraki yazımda da yağlardan oda kokusu yapmaya ne dersiniz. Ben size yaptığım karşımlardan vereceğim.

Yağlar, birkaç damla
Su ve karbonattan oluşan.
Ve eve sıkmak için şişe.

Oda spreyi, parfümü almıyorum. Soluduğumuz havaya zehir sıkıyoruz çünkü. Hele bir de evinizde çocuğunuz varsa kesinlikle böyle hata yapmayın. Güzel koku demek temizlik değil. ve geçen hafta oda spreyinin patlaması sonucu bir evde yangın çıkmıştı, haberi hatırlıyorsunuzdur . Aslında bu konu çok uzun mumlar, temizlik maddeleri… bunları da başka yazımızda inceleyelim, alternatiflerini araştıralım. Görüşmek üzere.


Sahipsiz Cümleler

25 Aralık 2014

2014'ün Son Mİmi

Merhaba gadasını aldıklarım. Nasılsınız? Ben mi nasılım? Müslüm Gürses kafasındayım bugün.

Kaç kadeh kırıldı sarhoş gönlümdeeee!

Yemimle on dakika önce bu şarkıyı söylüyordum ben. Bu şarkı kimin ya diye araştırdım. Müslüm babanınmış. Nereden dilime pelesenk oldu. Hâlbuki hiç açıp Müslüm Gürses şarkıları dinlemişliğimde yoktur. Kesin bir dolmuş şoförünün açtığı Müslüm müziği bilinçaltıma yerleşmiş. İstemsizce söylüyorum. Yalnız sadece bu cümlesini diğer sözleri yok. :)

Kaç kadeh kırıldı sarhoş gönlümdeeee!

ASLICIĞIM bana mim paslamış. 2014 yılının nasıl geçtiği ile ilgili. Keşke yollamasaydı dedim; ama ne yapalım yapacağız. 2014 yılı gibi bombok geçen bir yılım olmadı da ondan. Bok böcüğü gibi amaçsızca dolandım durdum diyeceğim ama bok böcüğü bile o güzel topçuğu yaparken bir amacı var. Neyse cevap vermeye çalışayım bakayım sorulara.

(Kaynak: Karikatür Türk)

2014 yılının size kattığına inandığınız en önemli şey nedir? (İnsan, duygu, hayvan, kitap vs.)
Beni şaşırtacak bana çok katkısı oldu diyeceğim bir kitap olmadı. Duygu anlamında çok değişiklik yok. Hatta daha duygusuzlaşmaya doğru gidiyorum. 

Bir kedim bile yok. Anlıyor musun? Hadi gülümse!
Her zaman bir kapıyı açık bırakıyorum, insanlara. Vefasız olabilecek kişilere karşı. Nereden çıkardın bunu Anarşi diye bilirsiniz. Çünkü ben de melek değilim, vefalı bir insan da değilim. Ama şunu diyebilirim. 2014 hayatıma çok tatlı birini kattı aslında. Dostum, sırdaşım, abim, babam,  kardeşim, canım, arzum, pisiciğim… diyebileceğim bir insanı. Ve ömür boyu da öyle kalacak. Hani bir söz vardır biri bitse biri kalır. Belki okur burada yazılanları. Okursa kendisinden bahsettiğimi anlayacaktır.

2014 yılında yaptığınız ve sizi gururlandıran şey nedir?
2014’te yaptığım hiçbir şey gururlandırmadı beni.  Beni ve ailemi gururlandıracak büyük bir şey yaptığımı sanmıyorum.

2014 yılında gerçekleşen ve sizi en çok üzen şey nedir?
Mavi gözlü meleğimin, mavişimin, babaannemin vefat etmesi, üstelik üç yıldır görüşememiştik, uzak şehirlerde olmamızdan dolayı.

2014 yılında kendi başınıza yaptığınız en büyük şey nedir?
Her şeyi kendi başıma yapmaya çalışıyorum ki ben. Sonra işin içinde çıkamıyorum.  En büyük şey deyince o da yok. Belki çoğunuza büyük bir şey gibi gelecek şeyler. Bana sıradan geldiği için olabilir.

2014 yılındaki en büyük pişmanlığınız nedir?
Birçok pişmanlığım oldu. İnsanın hayatı pişmanlıklarla doludur zaten. En büyük pişmanlıklarımdan biri babaannemi uzun süre görememiş olmam oldu. Bunun dışında neden Antep’te kalmadığım hep pişmanlıklarımdan biridir. Sadece 2014 yılına ait değil. Hayatım çok farklı bir yön alacaktı o zaman. Belki daha iyi olacaktı belki daha kötü bilmiyorum. Ama pişmanlıklarıma takılı kalan biri değilim. Geçmiş, geçmiştir artık benim için. Pişmanlıklarımda öyle.

2014 yılında başınıza gelen ennn komik olay nedir?
Birden sorunca aklıma gelmedi. Çok gülen biri olduğum için midir acaba. Düşüneyim bir. Hayatımı film şeridi gibi geçireyim gözümün önünden. Bir sürü komik anı geliyor; ama 2014’ten hiç şey aklıma gelmiyor. Geldiği zaman yazarım söz. Evdeki saksıları deviren kaplumbağa :D, annemin dudağını gece uyurken arı sokması ve kadının ben uyandırana kadar haberi olmaması ( emanet dudaklar :D) yengemgilin evine giren aklı dengesini yitirmiş adamın eve girip ev de bulduğu uhuyu eline sıkıp, televizyonda çalan müzikle şap şap ( uhunun elinde çıkardığı sesle) oynaması…. Binlerce şey geliyor aklıma ama en komiği gelmiyor maalesef.


Acısıyla tatlısıyla bir senemiz daha gitti sayılır. Yeni yıl size hayallerinizi gerçekleştireceğiniz fırsatlar sunsun. Görüşmek üzere. Bu mimi yapmak isteyen herkese paslıyorum bende.

Sahipsiz Cümleler

22 Aralık 2014

모던 파머 / Modern Farmer

Yeni bir dizi izliyorum. Konusu dikkatimi çekti. Tezimi yazdığım dönemlerde kendimi sorgulayıp. Acaba bırakıp köye mi yerleşsem. Ne için uğraşıyorum ben ya dediğim :) Bu yüzden dikkatimi çekti sanırım. Ki on yılımı ( çocukluğumu)  köyde geçirmiş bir kişi olarak. Çiftçilik yapmanın hiçte kolay olmadığını bilirim.

Dizinin konusu da ünlü olmaya ramak kala, ünlenemeyen dört arkadaşın, ünlü olmak için para biriktirmek için tarım yapmalarını ele alıyor. Diziyi anlatıp büyüyü kaçırmak istemem. Ama tarımın, köydeki yaşamın kolay olmadığını görüyorsunuz.

Başrol oyuncusunun mimikleri ilk bölümlerde çok abartılı gelmişti. Ama sonra nedense öyle hissettirmedi. Belki alıştığımdandır. Böyle güzel bir konuya daha güzel bir senaryo çıkabilirdi bence. Bir de Uzak doğu dizilerinde aşk olmazsa olmazlardan. Aşksız bir dizi görmedim herhalde. Bunu neden eleştiriyorum. Asıl konunun önüne geçiyor da ondan. Diziyi sevdim, oyuncuları sevdim. Yalnız bir yavanlık var çözemedim. Vasat bir dizi; ama izlenilmeyecek gibi değil. Bir de senaristler senaryoları aşka boğmaktan vazgeçerler umarım. Tabi kolay olan yol. Çünkü aşk her zaman sattırır, her ürünü. Herkes mi aşık olur kardeşim. Dizi de ki herkes birbirine aşık. Vıcık vıcık aşk :D


Adı: 모던 파머 / MoDoN PaMor / Modern Farmer

Yönetmen: Oh Jin Suk 

Senaryo: Kim Ki Ho 

Tür: Romantik Komedi

Bölüm sayısı: 20 



Oyuncular:
Lee Hong Ki - Lee Min Gi 
Park Min Woo - Kang Hyuk
Lee Ha-Nui - Kang Yoon-Hee ( Filmde rolünü en çok beğendiğim kişi oldu. Ve rolüyle çok iyi bütünleşmiş. Sevdim bu kadını. Daha doğrusu Unni yi :D )
Kim Jae Hyun - Han Ki Jun

Lee Shi Un - Joo-yeon 

Bir de bu dizi de ünlü olmak için çırpınan ve köydeki diğer insanların hayatını görünce benim sürekli sorduğum sorular geldi aklıma:

İnsanlar ne için yaşıyor?

Ne için yaşıyoruz?

Para kazanmak, ev almak, daha lüks arabalara binmek için mi?

Peki, bu süre içerisinde çalışıp didinirken gerçekten yaşıyor muyuz?

Vasat bir arabayı kullananla, lüks bir arabayı kullanan arasından ne fark var? Marka mı? Sonuçta ikisi de aynı görevi görüyor.

Milyonlarca parayı biriktirip dokunamadıktan sonra, o insan da fakir değil mi?

İnsanın yemek yeme ihtiyacı olmasaydı. Yine de çalışır mıydı? Ne kadar saçma soru diyebilirsin. O paraları istiflerken yemek yemekten başka bir şey yapmıyorsun ki.

Bir insan elbisesine milyarlarca para verirken, başka bir insanın bir dilim ekmeğe muhtaç olması ne kadara adil, o insan bu giysileri giyerken. Çevresindeki, Dünyadaki milyonlarca aç insanı, zor durumda olan insanı düşünmüyor mu? Az da olsa vicdanı sızlıyor mudur?

Yaşamak demek, en güzel kıyafetleri giymek, en güzel yemekleri yemek mi?

Yaşamak sanal ekrandaki gökyüzüne bakarken, yanındaki gökyüzüne görmemek olmuş artık.
 İnsanların yaşamak kavramına yükledikleri bu, ben başka bir tanım bulamıyorum. Peki siz?

Filozof musun, Özlem. Fazla sorgulama mı diyorsunuz yoksa.

NOT: Bir de not düşeyim bazı bloglara bu ara uğrayamıyorum. Çünkü mailimi değiştirdiğim için tüm takipçi listem silindi. Yavaş yavaş takibe alıyorum sizi  tekrardan blogcanlar. Bir de profilde sorun var yeni takipçi listesinde gözükmüyorum. İzleyici listenizin sonlarında bir yerdeyimdir. Haberiniz ola. :)

Sahipsiz Cümleler

21 Aralık 2014

Pollyanna'ya Son Mektup

Bu güzel şiirleri güzel bir sesten dinleyin. Abone olun. :)



Hayatım bir mutsuzluk inşaatıydı Pollyanna 
Çimento, demir, çamur... 

Duvarlarımı şiir ve türkü söyleyerek sıvardım. 

En üst kattan düşerdim her gün 

Esmer bir işçi gibi dilini bilmediğim bir dünyaya 

Hayatım bir mutsuzluk inşaatıydı Pollyanna 
Sana ve mutluluğa yazılmış mektuplarıma 
Cevap beklediğim zamanlarda. 
,,,,,,,,,,,,,


Unutuşum başka bir sendi. Ben ölüyordum Tropiko.
Unutuşun beyaz romansıyla ölüyordum.
Söyleyecek başka bir şeyim yok artık.
Unutmak istemiyordum oysa.
Güzel kalan yaralarda vardır çünkü...
Limon kokulu, yağmurlu kadınlar vardır.
Hiç unutmayan kadınlar vardır... limon kokulu...
Her şeye rağmen... yağmur kalan kadınlar vardır...



ah bu ben 
grameri bozuk bir hikayenin içinde, 
yüklemini kaybetmiş bir cümle gibiyim 
sindire sindire yaşamalı ayrılıkları da 
belki de bu yüzden../..hala aşık gibiyim 
.............



Sevgilim sabahın erkenini seviyor, 
ben geceyi ve esmerliğini onun, 
o dorukları seviyor, korkuyor bundan 
ben rüzgarla buluşan tepeyi, tuhaflığı, 
ona bir yeşil gülümsüyor, 
ben, hayatı delice sevdiysem nasıl, 
diyorum, seni de öyle. 
O kendi boşluğunda oyalanan günlerde 
canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor, 
ben göğe bakıyorum geceden, 
kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim 
diyorum, yanında, 
o sabahları eğilip öpüyor denizi.
................



antik bir aşkın kalıntıları kalıyor sular altında 
“yasu!” diye bağırıyor bir balıkçı 
eyvallah çekiyor yan masadakiler 
bir kadın derinden “samyotisa’yı” söylüyor, 
“sagapo me agapi” diyor 
bütün meyhane başını önüne eğiyor 
kadın şarkı söylüyor 
kadın ağlıyor 
yâr gidiyor 
.............


Sahipsiz Cümleler

20 Aralık 2014

Keşke Yalnız Bunun İçin Sevseydim Seni

(İstanbul- İstiklal Caddesi )


Kuşlar toplanmış göçüyorlar

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



İyi anlarında sesin kalınlaşıyor.

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Baktım yeri toparlıyor ayak izleri

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Eşiklere oturmuş bir dolu insan

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Fazıl hüsnü diyor ki, ne diyor fazıl hüsnü?..

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Ortaoyunumuzun dekoru bir kağıt mendil

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



ve konsolun üstünde noksan bir gümüş kutu

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Uzaklardaydın, oracıkta öbür kıta da,

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



İkinci bir parıltı var senin bakışlarında

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Kehanet adlı kısacık bir şiir buldum

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Yürüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



İki çay söylemiştik orda, biri açık,

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Bir şey var, ancak makilerin orda söyleyebilirim,

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



An ki fıskiyesi sonsuzluğun

keşke yalnız bunun için sevseydim seni



Cemal Süreya

Sahipsiz Cümleler

17 Aralık 2014

Bir Yastık Arıyorum Kuş Seslerinden


İnsanların hesap makinesine dönüştüğü bir dünyada;
yakın çevre deyince, artık aklıma

kuş, çiçek, ağaç, kitap gibi şeyler geliyor.
Üzgünüm.



Allah’ım bana kaldırımların kalbinden tak; yürüsünler gitsinler sesim çıkmasın…




Kalbimizi kıranlara şunu diyelim;
"Esirgemez kokusunu, dalını kırandan da erik çiçeği…"




Bir yastık arıyorum kuş seslerinden
Mühim değil sonrası.



Bir araba kırmızı ışıkta geçti dediğimiz zaman, bu nesir olur. Şiir ise şudur: Kırmızı ışıkta geçen gemiler.



Bir şüphesin sen, dünyanın içinde
Geceden gündüzden ve diğerinden
Sessiz sedasız gitmeden önce;
Sevgili veya uçurum, aynı şey, bak sözlüğe



Çok neşeli kuşlar konmuş sesine. 

İbrahim Tenekeci'nin beğendiğim cümlelerinden birkaçı. İnsanın kendine yakın hissetttği yazarlar, şairler vardır. Kendime yakın hissettiğim birisidir. Hep tıpkı ben yazmışım gibi dediğim.


Sahipsiz Cümleler

16 Aralık 2014

Minik Yıldız ( Tiny Star)




Minik Yıldız

Ben minik bir yıldız.
Sen ise ay.
Sen güldün. Ben parladım var gücümle.
Bazen bulutlar girdi dünyana.
Ben ışığımı kaybettim, o zaman.
Sen bilmiyordun.
Gülüyordun, gülüyordum.
Ağlıyordun, ağlıyordum.
Karalığa hapis oluyordun, karanlığa hapis oluyordum.
Sen gülüyordun ben mutlu oluyordum.
Sen üzülüyordun, benim minik yüreğim acı çekiyordu.

Merhaba!
Ben minik bir yıldız.
Sen ay.
Ben sönük bir yıldız.
Sen ışığım.
Ben uzak
Sen yakın
Minik kalbimin atışını duyuyor musun?
Tık tık tık tık…

Binlerce yıldız vardı etrafında.
Bu minik yıldız nasıl fark ettirecekti kendini sana.
Minik bedenime bakmadım;  büyük kararlar aldım.
Bir yolu olmalıydı.
Sana yakın olmanın
Gözyaşını silebilirdim.
Kara bulutları uzaklaştırabilirdim.
Sana yakın olursam daha çok parlardım.

Merhaba!
Ben minik yıldız.
Sen ay.
Ben sönük bir yıldız.
Sen ışığım.
Ben uzak
Sen yakınım
Minik kalbimin atışını duyuyor musun?
Tık tık tık tık…

Olmadı, cılız sesimi duymadın.
Uzaktın. Bana çok uzak.
Senden aldığım ışıkla
Sana göstermeliydim kendimi.
Sönük ışığımı da fark etmedin.
Çevremdeki yıldızlar alay etmeye başlamıştı üstelik.
Minik yıldız, aya aşık!
Sönük yıldız, aya aşık!
Sonra hepsi birden.

Merhaba ay
Şu, minik yıldız.
Sen ay.
Şu, sönük bir yıldız.
Sen ışık.
O uzak.
Sen yakın
Minik kalbinin atışını duyuyor musun?
Tık tık tık tık…

Üzüldüm.
Ağladım.
Kızdım
Fark etmedin; ama küstüm
Senin ışığınla aydınlanmak isteyen ben.
Kara bulutlar girsin istedim aramıza.
Uzun bir süre sessiz kaldım.
Bakmadım yüzüne.
Senin ışığınla parlamak istemesem de.
Işığını ve seni özlemiştim.
Sadece bir yol kalmıştı.
Ya karanlığa gömülecektim.
Ya da beni fark etmenin mutluluğu ile ölecektim
Var gücümle minik bedenime doldurdum ışığını.
Şimdi, sana yakın yıldızlardan daha parlaktım.
Canım acıyordu, minik yüreğim yanıyordu.
Ama başarmıştım.
Bana bakıyordun.
Ve duyuyordun beni.

Merhaba
Ben minik bir yıldız.
Sen ay.
Ben sönük bir yıldız.
Sen ışığım.
Ben uzak
Sen yakınım
Ben aşık
Sen imkansızım.
Ben bir dilek
Sen hayatım
Minik kalbimin atışını duyuyor musun?
Tık tık tık tık


Tiny Star

I am a tiny star
You are the moon.
You smiled. I flashed, with all my strength.
Sometimes clouds entered into your world.
At that time, I lost my light.
You weren’t knowing.
You were smiling, I was smiling
You were crying, I was crying.
You were trapped to the darkness. I was trapped to the darkness.
You were smiling, I was being happy.
You were sad, my little heart was suffering

Hello!
I am a tiny star.
You are  the moon.
I am a dull star.
You are my light.
I am far.
You are near.
Can you hear the beat of my little heart?
Tık tık tık tık…

There is thousands of star available your around.
How should this little star, make itself noticeable
I didn't look at my tiny body. I took big decisions.
There should be a way.
Be close to you
I may wipe your tears.
I may remove dark clouds.
If I would be near to you, I glare more.

Hello!
I am a tiny star
You are the moon
I am a dull star.
You are my light
I am far.
You are near.
Can you hear the beat of my little heart?
Tık tık tık tık…


Didn't work, You didn’t hear my feeble voice.
You are far. You are very far to me.
With the light, which I got from you
I must show myself to you.
You didn’t notice my dull light.
The stars around me started to laugh
Tiny star, fell in love with the moon
Dull star, fell in love with the moon
Later, all at once.

Hello moon!
That is the tiny star.
You are the moon.
That, is a dull star.
You are the light.
That, she is far
You are near.
Can you hear the beat of my little heart?
Tık tık tık tık…

I was sad.
I cried.
I was angry.
You did not notice; but I sulk
I wish to illuminate with your light.
I wanted dark clouds to enter between us.
I stayed quiet, along time
I didn’t look at your face
Even I didn't want to shine with your light
I had been missed your light and you.
There was only one way
Either I am going to sink into darkness.
Or, I would die of happiness that you notice me .
With all my strength, I filled your light into my tiny body
Now, I was brighter than the nearest stars to you.
My little heart was burning.
But, I had been achieved.
You were looking at me.
And, You were hearing me.

Hello
I am a tiny star
You are the moon
I am a dull star.
You are my light
I am far
You are my near
I am in love
You are my impossible
I am a wish
You are my life
Can you hear the beat of my little heart?
Tık tık tık tık

(Özlem Boz / Anarşi)

Sahipsiz Cümleler