22 Aralık 2014

모던 파머 / Modern Farmer

Yeni bir dizi izliyorum. Konusu dikkatimi çekti. Tezimi yazdığım dönemlerde kendimi sorgulayıp. Acaba bırakıp köye mi yerleşsem. Ne için uğraşıyorum ben ya dediğim :) Bu yüzden dikkatimi çekti sanırım. Ki on yılımı ( çocukluğumu)  köyde geçirmiş bir kişi olarak. Çiftçilik yapmanın hiçte kolay olmadığını bilirim.

Dizinin konusu da ünlü olmaya ramak kala, ünlenemeyen dört arkadaşın, ünlü olmak için para biriktirmek için tarım yapmalarını ele alıyor. Diziyi anlatıp büyüyü kaçırmak istemem. Ama tarımın, köydeki yaşamın kolay olmadığını görüyorsunuz.

Başrol oyuncusunun mimikleri ilk bölümlerde çok abartılı gelmişti. Ama sonra nedense öyle hissettirmedi. Belki alıştığımdandır. Böyle güzel bir konuya daha güzel bir senaryo çıkabilirdi bence. Bir de Uzak doğu dizilerinde aşk olmazsa olmazlardan. Aşksız bir dizi görmedim herhalde. Bunu neden eleştiriyorum. Asıl konunun önüne geçiyor da ondan. Diziyi sevdim, oyuncuları sevdim. Yalnız bir yavanlık var çözemedim. Vasat bir dizi; ama izlenilmeyecek gibi değil. Bir de senaristler senaryoları aşka boğmaktan vazgeçerler umarım. Tabi kolay olan yol. Çünkü aşk her zaman sattırır, her ürünü. Herkes mi aşık olur kardeşim. Dizi de ki herkes birbirine aşık. Vıcık vıcık aşk :D


Adı: 모던 파머 / MoDoN PaMor / Modern Farmer

Yönetmen: Oh Jin Suk 

Senaryo: Kim Ki Ho 

Tür: Romantik Komedi

Bölüm sayısı: 20 



Oyuncular:
Lee Hong Ki - Lee Min Gi 
Park Min Woo - Kang Hyuk
Lee Ha-Nui - Kang Yoon-Hee ( Filmde rolünü en çok beğendiğim kişi oldu. Ve rolüyle çok iyi bütünleşmiş. Sevdim bu kadını. Daha doğrusu Unni yi :D )
Kim Jae Hyun - Han Ki Jun

Lee Shi Un - Joo-yeon 

Bir de bu dizi de ünlü olmak için çırpınan ve köydeki diğer insanların hayatını görünce benim sürekli sorduğum sorular geldi aklıma:

İnsanlar ne için yaşıyor?

Ne için yaşıyoruz?

Para kazanmak, ev almak, daha lüks arabalara binmek için mi?

Peki, bu süre içerisinde çalışıp didinirken gerçekten yaşıyor muyuz?

Vasat bir arabayı kullananla, lüks bir arabayı kullanan arasından ne fark var? Marka mı? Sonuçta ikisi de aynı görevi görüyor.

Milyonlarca parayı biriktirip dokunamadıktan sonra, o insan da fakir değil mi?

İnsanın yemek yeme ihtiyacı olmasaydı. Yine de çalışır mıydı? Ne kadar saçma soru diyebilirsin. O paraları istiflerken yemek yemekten başka bir şey yapmıyorsun ki.

Bir insan elbisesine milyarlarca para verirken, başka bir insanın bir dilim ekmeğe muhtaç olması ne kadara adil, o insan bu giysileri giyerken. Çevresindeki, Dünyadaki milyonlarca aç insanı, zor durumda olan insanı düşünmüyor mu? Az da olsa vicdanı sızlıyor mudur?

Yaşamak demek, en güzel kıyafetleri giymek, en güzel yemekleri yemek mi?

Yaşamak sanal ekrandaki gökyüzüne bakarken, yanındaki gökyüzüne görmemek olmuş artık.
 İnsanların yaşamak kavramına yükledikleri bu, ben başka bir tanım bulamıyorum. Peki siz?

Filozof musun, Özlem. Fazla sorgulama mı diyorsunuz yoksa.

NOT: Bir de not düşeyim bazı bloglara bu ara uğrayamıyorum. Çünkü mailimi değiştirdiğim için tüm takipçi listem silindi. Yavaş yavaş takibe alıyorum sizi  tekrardan blogcanlar. Bir de profilde sorun var yeni takipçi listesinde gözükmüyorum. İzleyici listenizin sonlarında bir yerdeyimdir. Haberiniz ola. :)

Sahipsiz Cümleler

13 yorum:

  1. Bu yazıyı başka bir yerde görsem de Özlem yazmış olabilir derdim sanırım :D insanların ne için yaşadığını ben de kendime sorarım sık sık henüz mantıklı bir cevap bulamadım. Ve düşünmeyi bıraktım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorgulamak çok rahatsız etmeye başladı beni. Ben de mi bıraksam acaba. :/

      Sil
    2. Bu arada bloglarını takibe aldım. Profilimde bir sorun oluştu blogun mail adresini değişince. Yeni takipçi listesinde gözükmüyorum. Anarşi profilinde sonlarda bir yerdeyimdir izleyici listende. :)

      Sil
    3. Ben o takip listesine yeni gelenleri hiç bulamıyorum zaten o yüzden de pek bakmıyorum sorun değil :D Bırak bence, bir yere varılmıyor çünkü

      Sil
    4. Takip ettiğim bloglar hep silindi nereden mail adresi değiştirdiysem. :/ Tekrardan takibe alıyorum herkesi. Biri çözümü şu Özlem dese de rahatlatsa beni. :) Umarım bırakabilirim.

      Sil
  2. :)
    özlem,şahane anlatmışsın
    çok uzağa gitmeden bakmak lazım,ben bunu yerken annem ne yapıyor acaba?
    şimdi hep parasal yada maddi konuları bölüşmeye kararlı düşünceler var ya,ben yıllarca dirsek çürütüp çalışıp çabalayıp edinmişim bişeyleri, o evde oturup benim seyahate gitmemi,benim param yok napalım gidemiyorum diyerek içine taş oturtarak,tatile gitmeni bile mahveden insanlara ne yapılır?
    eşit çaba,eşit zeka,eşit saygı,eşit kaygı,eşit sevgi, ne güzel olurdu:))
    sen ben de olmasan da ben seni izlerim tatlı özlem:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi o da var bir insan çalışıp çabalarken diğeri hiç bir şey yapmayacak. Ama şuda var bazı insanlara hayat çok adaletsiz davranıyor blogşekerim. Doğduğu andan itibaren. Kişinin bulunduğu zaman, yer, aile çok çok önemli. Belki de biz şanslı insanlardandık. Tabi çabalamadan hiç bir şey olmuyor. Ütopya gibi bir Dünya istiyoruz biz. Ursula Le Guin'in Mülksüzlerindeki gibi.
      Hihihihihi... senin, benim gibi tatlı değiller ama izlenir. :D

      Sil
  3. Köyde yaşamayı değilde tarımla uğraşmayı isterdim açıkçası, yani sadece 500 metre karelik bahçede bile kendimi kaybeden biri olarak hayatımın tamamını toprakla uğraşarak geçirebilirim sanırım... :-)

    Sorular, en çalışılmadık yerden gelmiş! Bence bizim hayatlarımızı aile, akrabalar, çevre ve devlet otomatikman yönlendiriyor. Bizim seçim şansımız çok kısıtlı kalıyor hayatımızda :-(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahçeli bir evin olmalı senin için. Biliyorum böyle şeylerle çok ilgilisin. Evet öyle etkili tabiki, bundan sıyrılmak içinde çok çaba sarf etmek gerekiyor.

      Sil
  4. çalışıp didinirken yaşamı ıskalıyoruz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi? Bu yüzden hiç birimiz yaşayamıyoruz sanki. Çünkü yaşamak bana göre nefes alıp vermek, karın doyurmak, çok paranın olması değil.

      Sil
  5. Bizim dizilerde de o hava var aşk asıl konunun önüne geçiyor.Gerçekten çok ilginç bir konusu varmış

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ya sonra dizinin tadı kaçıyor. Aşk olsun olmasın değil, güzellik veriyor; ama bazen dozunu kaçırıyorlar.

      Sil