14 Aralık 2015

Hadi Kendimize Hediye Alalım

Şimdi yazının başlığını okuyunca saçmalama Özlem, insan kendisine nasıl hediye alsın diyebilirsiniz. Haklısınız. Ama aldığınız hediye paketinin içinde ne olduğunu bilemeyeceğinizi söylesem ikna olursunuz sanırım değil mi?



Hep başkalarını mutlu etmek için uğraşıyoruz; fakat nedense ben son günlerde şunu düşünüyorum. İnsan ilk önce kendini mutlu etmeli. O yüzden kendinize bu sevimli paketlerden almaya ne dersiniz? İlk önce kendinize  bir paket alın sonra başkasına alırsınız.


Zorla reklam vb. yapmıyorum. Bu hediye paketleri, paketlerin içeriğini bilmemek hoşuma gittiği için sizinle paylaşmak istedim.


Hadi Bi'kutu Mutluluk hediye edin kendinize.


Sahipsiz Cümleler

11 Aralık 2015

Mesafeler Aşka Engel Değil


Birbirine ulaşabilecek, dokunabilecek mesafede olup birbirinden ruhen kilometrelerce olan uzak insanlar varken birbirinden fiziken uzak olup birbirlerinin ruhuna dokunan insanlar var demek ki. Çiftin yaptıkları artık reklam amacına bürünmüş. Keşke çektikleri resimler kendi aralarında kalsaydı masumiyetini yitirmezdi. 

Ama çok kıskandım ben bunları. 



Koreli çift Danbi Shin ve Seok Li bir bütünün iki yarısı. Hem de aralarında 11,000 kilometre mesafe olmasına rağmen. Danbi'nin New York'a taşınması ve Seok'un Seul'de kalmasıyla birlikte çift, mesafe sorunlarını aşmak için ortak bir fotoğraf projesi gerçekleştirmeye karar veriyor. Half&Half ismini verdikleri bu projede Danbi ve Seok, günlük yaşamlarındaki deneyimleri fotoğraflıyor ve ikili bu fotoğrafları birleştirerek aslında yaşamlarının ne kadar da birbirine benzer olduğunu ve mesafelerin birliktelik hissini asla etkileyemeyeceğini gözler önüne seriyor. 

Korean couple Danbi Shin and Seok Li are two halves of the same whole—even if they're 6,863 miles apart. Since Danbi currently lives in New York and Seok Li is based in Seoul, the couple bridges the distance by collaborating on their Half&Half photo project. While they're on video calls, Danbi and Seok will simultaneously capture a photograph in their different locations. They then put these photos side-by-side, for their shared ShinLiArt venture, to explore the similarities that can be found in their individual lifestyles. Even though there's a 14-hour time difference, both artists are able to find parallels between their surroundings and their daily routines. Danbi and Seok's work reveals that our humanity is just as important as our geography.












Kaynak: onedio

Sahipsiz Cümleler













1 Aralık 2015

Tavsiye Film: Bajrangi Bhaijaan


Öyle bir adam düşünün ki hayatında hiç yalan söylememiş, dürüst ve oldukça saf. Ve bir tarafta da konuşmayan Pakistanlı tatlı bir kız çocuğu. Pakistanlı kız yanlışlıkla, çatışma halinde oldukları Hindistan’a geçerse. Ne Pakistanlı olduğunu söyleyebilir nede evine geri dönebilir. Tek şansı tıpkı kendisi gibi temiz adama rastlaması olur. Üstelik iki ülke arasında vize dahi kaldırılmışsa bu tatlı kız çocuğu ailesine nasıl kavuşacak? İzleyin görün.


Sahipsiz Cümleler

1 Ekim 2015

Kadınlar Ülkesi / Herland

Bir uygarlık düşünün erkeğin olmadığı sadece kadınlardan oluşan bir uygarlık. Nasıl bir uygarlık olurdu sizce. Kadınların birbirini kıskanıp, bir araya gelip örgütlenemedikleri bir Dünya olurdu. Çoğu kişi bu cevabı verir değil mi?


İlkel Kabileleri araştırmak için görevlendirilen Mühendis, Doktor ve Sosyolog olan bilim adamları,  sadece kadınlardan oluşan bir ülke bulurlar. Oldukça uygar bir toplumdur üstelik. O kadar kadının içinde sadece 3 erkek. Erkeğin olmadığı uygarlık gelişmiş midir,  ya cinsiyet kalıpları? Bence film olarak yayınlanmalı. PK kadar dikkat çekici bir film olur. Sadece dikkatimi çeken, böyle olsaydı nasıl olurdu, evet gerçekten de öyle dediğim ve sorguladığım noktalar oldukça çok oldu.

Kadının kıskanç olmasını, çekici ve baştan çıkartıcı olup, cinsellikte erkeğin hâkimiyeti altında olması, çocuğa bakıp, ev işleriyle ilgilenmesi… bunlar doğuştan gelen ya da kadının yapısında olan şeyler değil. Eril bir sistemin kadına kanıksattıkları şeyler.

Eril dünya da erkeğin yapısında hâkim olma, elde etme, sahip olma, güçlü olma düşüncesi var. Barışçıl değil. Dünyanın bugün bu halde olması açlık, yoksulluk, savaşlar, iktidar kavgaları… Eril Dünya’nın olmasıdır.

Eril iktidarı her yer de görebilirsiniz. En basitinden küfürlere bakın. Hep kadın organını, kadınlığı vb. ye yapılır. Erkek organını aşağılayıcı bir küfür göremezsiniz, kendini uygar sanan Batı toplumlarında bile. Erkek kadını, kadın cinsel organını aşağılar ama o organın kölesidir. 

Ben cinselliğe hiç bu açıdan bakmamıştım. İlginç geldi. Sosyolog Van’ın aşık olduğu zeki kadının yönelttiği sorular oldukça düşündürücü. Bu sorulardan birisi de şuydu.

-Cinsellik üremek için yapılır. Siz zevk almak amacıyla mı yapıyorsunuz? Anne, baba olmaya hazır olmadığınızda bile mi?

-Van Evet bu aşkın, sevginin göstergesidir.

-Peki, doğa da böyle bir şey var mı? Hiçbir hayvanın zevk amaçlı cinsel birliktelik yaşadığını gördünüz mü?

-Van, biz hayvan değiliz der.

Burada şunu sorgulatmak istemiş yazar bize. Ben cinselliğin hep dürtü, iç güdü olduğunu düşünürdüm; ama şimdi cinselliğin bile toplum tarafından şekillendirildiğini, oluşturulduğunu düşünüyorum artık. Ve yine bunda eril düşünce hâkim. Üç erkeğin Kadınlar Dünyasında özellikle Terry’in  cinsellikle sevdiği kadına HAKİM olmak istemesi ve bunu dile getirmesi. Kendi bekâretini sorgulamayıp kadında bekâret arayan erkekler bunun somut örneği değil mi?

Kitabı okuyun kesinlikle, sorguladığınız çok nokta olacak. Hayata, eğitime, çocuk yetiştirmeye dair. Kitabı bitirdiğimde böyle bir dünya olsa seve seve yurttaşı olurdum diye düşündüm. Hatta İlber Ortaylı bakışı atıp:

Erkeksin keşke ölsen, bile dedim. :)

Ama kitap bunu anlatmak istemiyor. Erkeklerin olmadığı bir Dünya değil amacı. İsmi de sizi yanıltmasın Kadınlar Ülkesi Feminist bir Dünya da değil. Hümanist bir Dünya. Bu kitapta amaç Eril sistemdeki çarpıklıkları, yanlışları gösterme.

Kadınlar Ülkesinde kadınların nasıl ürediklerini merak etmişsinizdir. Sadece bitkilere ve bazı hayvanlara has olan partenojen doğumlarla. Yani erkek spermine ihtiyaç duymadan hamile kalabilmesi, kadının kromozonu XX olduğu için sadece kız çocuk doğuyor. Kadınlar Ülkesi böyle oluşuyor.

Kadınlara nasıl eril düşünce kanıksatıldıysa Humanist düşünce de kanıksatılması gerekmektedir. Kadınlar ilerlemediği, eril ve dişil hâkim olma yarışı engellenip hümanist düşünce benimsenmediği sürece bu dünya Cehennem olacaktır. Gerçi Cehennemden de beter. Savaşlar, açlıktan binlerce çocuk ölüyor.

Saygı görülmeyen, cinsel anlamda bile köle olması istenilen, ezilen ve bütün bunlara rağmen beğenilmek için çaba sarf etmesi istenilen kadın. Çocuk istediği zaman neden bir erkeğin itip, kakmasına, köleliğini kabul etsin ki.

Yaşamı sınırlandırılan kadınlar, insanlığın ilerleyişini yavaşlatıyordu.

Ancak insanlığın yarısını oluşturan kadınlar gelişmesi engellenmiş insanlardır.

Erkekler kendi istedikleri kırılgan, bağımlı, pasif ve ürkek kadın türünü yaratmak için buna karşı çıkan kadınlarla evlenmeyerek iktidarı elinde tutmaktadırlar.



Sahipsiz Cümleler

25 Eylül 2015

Hadi Amasra'ya Gelin!

Amasrayı özlemişim. Ben tenha olur diye düşündüm ama oldukça kalabalık. Ömrümün bir kısmını burada geçirmiş biri olarak bu güzel ilçeden bahsetmemek olmaz. Fırsatınız olursa kesinlikle Amasra'ya uğrayın. Bulunduğunuz şehrin karmaşasından uzaklaşmak istiyorsanız, huzur bulacağınız güzel mekanlardan birisi. Ayrıca burada pansiyon şeklinde evde kiralayabiliyorsunuz. Görsellerle geçirdiğim bir günü paylaşıp Amasra'ya geldiğinizde nerelere gitmeniz gerektiğinin paylaşımını yapacağım.

1. SAHİL BALIK

Amasra'ya gelip balık yemeden giderseniz olmaz. Görsellik açısından en güzel mekan. Karadeniz'in üzerinde balıklarınızı yiyorsunuz. Size tavsiyem saat 5 gibi rezervasyon yaptırıp güneş batışını izleyerek balıklarınızı yemeniz.



Tabi Amasra salatasını istemeyi unutmuyorsunuz.



Ve hazine haritası buldum. Bunu güzel düşünmüşler Salih Balık işletmecileri. Amasrayı tanıtan güzel bir servis kağıdı.




2. LÜTFİYE 

Türk kahvesi için burada. Ayrıca fındık ezmesi, lokum, şerbet, reçel çeşitlerini bulabilirsiniz burada. Ben fındık ezmesi almanızı tavsiye ederim.





3. AMASTRİS AHŞAP

Amasra'ya geldik boş gitmek olmaz diyebilirsiniz. Sevdiklerinize hediye alacağınız güzel bir mekan. Bunun gibi birçok yer söz konusu çarşısında ama ben hediyelik eşya anlamında burayı seviyorum. Ben bir sürü hediye aldım bile. Tabi kendime de :)




4. FATİH CAMİ

Cuma hutbelerinde, Ve Bayram namazında İmam, Fatih Sultan Mehmet'in kılıcını kuşanarak camiye geliyor. Bu gelenek haline getirilmiş.




5. AMASRA'NIN GECESİ

Amasra'yı bence gece daha güzel oluyor. Deniz kenarındaki cafelere oturup gece elbisesini kuşanmış Amasra'yı kahvenizi, çayınızı yudumlarken izleyin. Tek başına ya da sevdiklerinizle. İki durumda da güzel bu ilçe. Yalnızsanız görüntüsüyle size eşlik ediyor. Sevdiklerinizleyseniz hoş sohbet ortamında görüntüsüyle aranıza dahil oluyor. Kesinlikle gecesini görün Amasra'nın.





6. Bunun dışında Müze ve Kuş kalesine gidebilirsiniz. Benden bu kadar.

7. Bu da bonus. Sevilmekten zevk alan bir kedicik.





Sahipsiz Cümleler

24 Eylül 2015

Biri Benim Animemi Yapmış

İyi Bayramlar pisicikleeeeer! Bugün menüde var? Büyük bir kısmınız et yiyecektir; ama ben malesef yiyemeyeceğim. Alerji oldum. Yasak bana :( Ben de balık yiyeceğim. Galiba, sanırım, muhtemelen, olabilir, herhalde :D

Neyse ben bayramdan öte çok farklı bir paylaşım yapmak için geldim. Belki bayram günü yapacak bir şey bulamazsanız izlersiniz.

Himouto Umaru- Chan

Birileri benim animemi yapmış. Bir karakter ancak bu kadar benzeyebilir bana. İzledikçe gülme tutuyor beni. Ne çirkef, iğrenç gözüküyormuşum. Hep bu çirkefliğim evdekilere.

Genç kızımız dışarıda hanım hanımcık, yardım sever.... bir kız. Eve gelince birden canavara dönüşüyor.

Bunun aynısını bende yapıyorum dedim. Eve girer girmez ayakkabıları atıp. Evde en paçoz halde ( büyük ihtimalle pijama) gezip animelere, kitaplara, mangalara dalan zaaat, işte o ben oluyorum. Kim gözetliyor lan beni.

ANİME İÇİN TIK TIK! Evet gerçek yüzümü de gördünüz. :)

İkinci paylaşacağım film ise "My Brilliant Life". Bu film beni çok ağlattı ya. Erken yaşlanma hastalığı olan çocuğun hayatını anlatıyor. Bize sıradan gelen şeylerin ne kadar önemli olduğunu gördüm. Aşkın, okula gitmenin. Bu tarzda film izlemedim. Bu nedenle kıyaslama yapamayacağım. Ama izlenmesi gereken bir film bence, hayatımızın kıymetini anlamak için.


Üçüncü "Twenty" yirmili yaşlardaki gençlerin hayatını anlatıyor. Sırf sevdiğim grup üyesi Junho var diye izledim. Film gençlik filmi. O yaşlardaki tercihlerimiz, ailelerimizin baskıları vb. Seçmek istediğimiz yollar; ama bazı nedenlerden dolayı seçemediğimiz. Bana göre vasat bir filmdi. Böyle güzel konusu olan film daha iyi işlenebilirdi bence. Tabi zevk meselesi.


Ve dördüncü "Queen" Bu filmi uzun süre önce izlemiştim. Çok hoşuma gitmişti. Evleneceği sıra eş adayı tarafından terk edilen genç kızımızın. Kendi hayatını yaşamaya karar vermesi ve Dünya turuna çıkması. Yeni insanlarla tanışmasını konu alıyor. Benim de böyle bir hayalim olduğu için hoşuma gitti. Bence sizde seveceksiniz.


Ve sonuncu. Benim gönlümde yer edinmiş şahane adam. Amir Khan'ın "PK" çabuk izlesin. Daha izlemediniz mi yuh! diyorum başka bir şey demeye gerek yok.



Boş vaktiniz varsa. Bayramda et yemekten başka bir şey yapmıyorum. Bir de evi naylon çorap kokusu dolduran teyzelerden bıktım diyorsanız. Film keyfi yapın. Görüşmek üzere. Ben gideyim, beni anlatan animemi izleyim. Kim yazdı lan bunu. İlk defa animeyi kaleme alan kişiyi merak ettim. Ruh ikizim olabilir. Görüşürüz psicikler!

Sahipsiz Cümleler


17 Eylül 2015

1 Milyon Suriyeli Çocuk Mülteci



Bu Dünya'da en üzücü şeyin "Çocukların gözlerinin çocuk gibi bakmaması" olduğunu düşünürüm. Suriyeli çocukların gözlerine baktınız mı? Hele ailesini bırakıp tek başına mülteci olan çocukların. Küçücük beden 100 yaşındaki acılar çekmiş bir insanın bakışını taşıyor.

"Hiçbiri ülkesini isteyerek terk etmedi. Hiçbiri burada olmaktan mutlu değil. Göçleri zorunluluktan. Lütfen onlara daha anlayışlı, şefkatli davranın. Onlar sizden hiçbir farkı olmayan insanlar. Lütfen onlara gülümseyin. Lütfen onları anlayın" Eminim bir çocuğa vereceğiniz küçük bir çikolata bile gözlerinin çocukça bakmasını sağlayacak. Bizim yarın ne olacağımız belli değil. Maalesef kirli tezgahların döndüğü stratejik önemi olan coğrafyaya sahibiz.





Sahipsiz Cümleler


16 Eylül 2015

Film Tavsiyesi: Kötü Adam / Ek Villain / Ek Vilan

Ne kadar sulu göz bir kızım ben ya. Belki çoğu kişinin ağlamayacağı şeylere ağlıyorum. Yer yer beni duygulandırdı filmin bazı sahneleri. Ana konu aşk ama başka bir konu etrafında dönecek. Aşkla meşkle devam etmiyor yani. Filimden sopiler vermek istemiyorum. Tadını kaçırmayım izlemek isteyen olursa. Ama filmde en çok sevdiğim sözü ve şarkıyı paylaşayım.



Karanlık, karanlıkla son bulmaz.
Sadece aydınlık onu yok edebilir.
Nefret, nefreti yok edemez.
Sadece aşk onu yok edebilir.

Başkalarının acılarını paylaşmazsak kendi acılarımızı dindiremeyiz.

Ayrıca Kore uyarlaması olduğu söyleniyor, bilmiyorum öyle midir? İzlemedim kore versiyonunu.


Sahipsiz Cümleler

2 Eylül 2015

#birkalembirsilgi #binmutluluk



Görsel üzerine fazla söz söylemeye gerek yok. Bir kalem bir silgi, bin mutluluktur diyorum sadece. Hadi sizde bir çocuğu sevindirin.

21 Ağustos 2015

EVDE PROBİYOTİKLİ YOĞURT YAPMA ( ÜRÜN DENEMESİ)

Evde yoğurt yapmayı geçtim, probiyotikli yoğurt yapıyorum He heheyyy sen daha git hazır yoğurt al. Beceriksizzz! Gören de evde kimya laboratuvarı kurdum zanneder. Kişisel tercih sebebidir ama ben hazır yoğurtları sevmiyorum. Yoğurttan öte hamur yiyormuşum gibi geliyor. Bu nedenden ötürü üşenmem pazara gidip süt alırım, yoğurdumu kendim yaparım.

Yalnız ilk probiyotikli yoğurt denemem. Probiyotiği duymayan yoktur herhalde. Benimde uzun süredir duyduğum ama içeriğinin ne olduğunu, faydasının ne olduğunu bilmediğim bir şey. Şey diyorum ama bunlar canlı varlıklar. Sevimli, yararlı baktericikler. Gerçi ben onlara güzel bir ad buldum.

Bağırsak çöpçüleri. hehehehe

Çok tatlılar be

Merak ettim neymiş neciymiş bu probiyotik. Bağırsaklarımızla evlendireceğimiz probiyotiğin in mi cin mi olduğunu bilmek lazım değil mi? Ne kadar çok yararı varmış. Bağırsaktaki zararlı bakterilerin bir kısmının yok edilmesinden, çeşitli vitaminlerin bağırsağımız tarafından emilmesine yardımcı olması, karaciğer ve böbreğin yükünü azaltmasına kadar birçok faydası var. Ayrıca antibiyotik kullanan, ishal sorunu yaşayan bunun dışında karında şişlik probleminiz varsa tüketilmesi gereken bir ürün. Zaten biz probiyotikleri kuru soğan, muz gibi yiyeceklerden alıyormuşuz. Fakat yapılan araştırmalar stres altında olan modern toplum hastalarının probiyotikleri azalıyormuş. Yani hepimizin. Bu da bağışıklık sisteminin zayıflamasına, kolay hasta olunmasına neden oluyormuş. Biz milletçe probiyotiksizizdir kesin.

Probiyotiksiz seni! Artık biri beni sinir ederse. Bu cümleyi kullanacağım.



Yayla probiyotik yoğurt mayasını deneme fırsatım oldu. Gelelim nasıl yaptığıma. Bir litre ılık süt ve bir paket yayla yoğurt mayası. İlk önce yarım çay bardağının içine kerataları (probiyotikleri) atıp ( Evcil hayvanların onlar benim hehehe) çay bardağındaki ılık sütle karıştırdım. 15 dakika bekletip 45 derecelik süte probiyotikleri döktüm. Dereceniz yoksa ( serçe parmağınızı süte sokup 8'e kadar sayıp. Hafif yanma hissi hissettiğinizde. Süt mayalanacak sıcaklıktadır)

İyi çalışın keratalar diyerekten. Yoğurdumu 6 saat mayalanmaya bıraktım. 6 saat sonra bir heyecanla açtım. Aman ne göreyim. Bildiğin süt. Olmadı bu derken neyse biraz daha kapalı kalsın dedim. Ümitsizce açtım bir baktım ki. Probiyotikli yoğurt olmuş bile. Yavaş çalışmışlar ama iyi iş çıkarmış keratalar. Bir gün dolapta beklettim. Ve birkaç saat önce tadına bakmış biri olarak tadını şöyle tanımlayabilirim. Yoğurt, kaymak karışımı bir şey. Ben kahvaltıda kaymak niyetine yerim o derece. Tatlı bir tadı var. Tatlı derken şeker gibi bir şey gelmesin aklınıza. Normal yoğurtta olan ekşi tat yok. Çoğu kişinin ay ne güzel yoğurtmuş diyeceği yoğurt tadı yani. Sevdim ben.

Görüşmek üzereeee!

10 Ağustos 2015

Oh My Ghost ( Kore Dizisi)

Tatlı mı tatlı bir diziyle karşınızdayım. Hayalet dizisi. Özlem hayalet dizisine nasıl tatlı mı diyorsun, diyebilirsiniz. Ama bildiğiniz hayalet dizisi değil bu. Dizimizde yaşamınız yitirmiş neden öldüğünü hatırlamayan genç kızımız geçmişindeki bir kin yüzünden bu Dünya'dan göçüp gidememiştir. Bu kinini bekaretini kaydedememiş olmaya bağladığı için alımlı genç kızların vücudunu ele geçirerek erkekleri baştan çıkarmaya çalışır. Yalnız her seferinde bir sorunla karşılaşır. Bir erkeği öpmüş olması bile erkeğin buz kesilip, hasta olmasına neden olmaktadır. Tabi hayalet avcısı teyzemiz, bu sevimli hayaletimizin peşindedir. Bir nedeni var tabi. Uzun süre Dünya'da kalan ruhlar, kötü ruha dönüşecektir. Kötü ruha dönüşmeden onu bu dünya'dan göndermelidir.

Hayalet avcısı kadından kaçarken Na Bong Sun'un içine girer. Ve tesadüftür ki Na Bong Sun hayaletleri görebilmektedir. Yakalanmamak için Na Bong Sun bedeninden çıkmaz. Hatta Na Bong Sun'un iş yerinde çalışmaya başlar. Fakat içine kapanık, ağzından özür dilerim, tamam dışında pek cümle çıkmayan Na Bong Sun tamamen farklı bir kişi olmuştur. Arkadaşları hatta şef bile bu duruma şaşkındır.

Yalnız çapkın hayaletimiz rahat durmaz. Ve şefi gözüne kestirir. Gerçi gözüne kestirmediği erkek yok.  Hastayken şef gayri ihtiyari, sevdiği kadının hayalini görerek onu öper. Yalnız  orta da ilginç bir durum söz konusudur. Öptüğü erkeğe ilk defa bir şey olmamıştır.Ve şefin yaşam gücü erkeği olduğunu öğrenir. Tabi bu Dünya'dan göçüşünü sağlayacak anahtarın da o olduğunu anlar.

Hayalet Na Bong Sun'un vücudundan çıktığında, platonik aşk yaşadığı şefe karşı daha yaklaştığını ve arkadaşlarıyla ilişkisinin daha iyi olduğunu görür. Hayaletin vücuduna girmesini engellemeye çalışır. Sonra şefi kendisine aşık etmesi koşulu ile hayaletle anlaşma yapar.

Yalnız işler öyle sarpa sarar ki. Hayaletimiz de şefe aşık olur. Peki şef kime aşıktır.





























Filmden birkaç sahneyi sahneyi paylaşacak olursak.


Heeeçç! Bir erkekte bu kadar naz yapar mı?

(Ve şefimiz de aşık olur)


(Türkiye'den başarı belgesi aldığına emin misin Şef? Kuru fasulye, pilav yaparsan tamam diyeceğim.  :)

video
(Kaynak: Koreantürk) Bu da bonus.

SAHİPSİZ CÜMLELER

8 Ağustos 2015

ÖNEMLİ DUYURU

Merhaba pisicikleeeer! Nasılsınız? Beni sorarsanız genel anlamda iyiyim ama bugün hiç iyi değilim. Bu sıcak hava da hasta olan tuhaf insanlardan biriyim işte. Lafı çok uzatmayacağım. Zaten lafı uzatacak kadar durumum da musait değil.  Ben bizim yazılarımızdan paylaşımlarınızdan sene de bir dergi hazırlamayı düşünüyorum.



Tabiki katılım sayısına bakıp karar vereceğim buna.  Tek başına bir dergi çıkarmanın imkanı yok değil mi?  Bence katılım zor olmasa gerek eski yazılarınızdan ya da deneme, hikaye, kişisel vb. herhangi bir yazınızı paylaşabilirsiniz. Sadece siyasi içerikli, başkasının ürününü vb. yerecek yazılara yer vermeyi düşünmüyorum. Tabi birkaç tane de editör gerekli. Yazım ve imla yanlışlarını kontrol edecek.  Yorumlarınızı bekliyorum. Bugün bu ağrıdan ölmezsen, dergi çıkarırız inşallah. Görüşmek üzereeeee! Şunu da ekleyim sıradan bir dergi değil. Ve sizin katılımlarınızla ortak güzel bir dergi ortaya çıkartacağımızı düşünüyorum. Bir de dergimize ad bulmaya ne dersiniz? Ben dereyi gömeden paçayı sıvadım; umarım katılırsınız.

25 Temmuz 2015

İyi Geceler Aşk


Gözlerinizi kapatın. Hayal ederek bu güzel sesi dinleyin!



"Geçenlerde karşı inşaatta oynarken dirseğimi çarpmıştım duvara. Öyle hızlı da değildi ama dirseğimden kalbime bir elektrik gitmişti de bir anda kalbimi ağlatmıştı sanki. Onun gibi bir acı var işte. Sadece dirseğimi değil her yerimi çarpmışım gibi; gözümden kalbime, karnımdan kalbime, dilimden kalbime, kalbimden her yanıma yayılan bir acı, bir elektrik var. Geçmiyor."



“Hiç de hayata ait değil kahkaha/Annem demişti mukayyet ol ağzına/Çok gülme çok konuşma çok görünme/Yoksa seni vereğen sanırlar a kızım/İnsana önce hayâ lazım../İşte böyle dedi de ben kızdım/Ne alaka diye”



 
Birinin peşindeyim ben; tanımsız bıraktığım birinin. Sessizliğin doyurduğu, biçimli ve endişeli birinin. Düşüncelerimi zapteden, kelimelerimi korkutan birinin. Yanında huzurlu uyuduğum, mutlu uyandığım birinin. Onunla olmakla, onunla birlikte yaşamakla gizli bir gurur duyduğum, asla kıskançlığa ya da sahiplenmeye dönüşmeyen bir tutkuyla bağlandığım birinin. Onu arıyorum göğe her baktığımda; bir melek gibi uzanıp yüzüme dokunacağını tasarlıyorum. Bütün aşkların payına düşen şiddetten arınmış, başkalarına aynı/ birbirimize farklı koktuğumuz bir sevginin yolu bu. Cesaretimi ondan alıyorum pervasızca ve yine ona ben cesaret veriyorum mücadele ruhunda. Bir sır gibi saklıyoruz misafirliğimizi. Hüzün bitince geri döneceğiz çağımıza. İnsanlığa karışmaya hazır yapışık kalpler taşıyoruz aşkımızda. Bizim aşkımız hakikaten beden gücü gerektiriyor akıl kadar. Yapacak çok işimiz var. Dövüşecek çok düşmanımız var. Kucaklayacak çok arkadaşımız var. Bizim sebebimiz bu. Bizim fazlalığımız bu. Belki de iksirimiz. Kanayan yüzlerle çevrili bir gezegende, rüzgâra karışan bellek tozlarımızla, erdemlerimizle, ideallerimizle ayaktayız. Yalan söylemiyorum,
Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.



 
Gün gelir düşer gözlerin rengi,karışır sulak topraklara.İşte bu yüzden belki biraz kanamak lazım,biraz bakmak,biraz sataşmak lazım.Tası tarağı toplayıp çekip gitmek lazım belki de.''Bilmem ki bu akşam ben de bir hoş muyum?'' diyerek,bütün şarkıları alarak,sırra kadem basmak lazım.


Sahipsiz Cümleler

24 Temmuz 2015

Tavsiye: Live Clean ( Eco Friendly- Organik)

Piyasada organik, doğaya ve hayvanlara zarar vermeyen ürünleri bulmak benim için önem arz ediyor artık. Sadece şampuan seçiminde önem veriyordum; ama bu konu hakkında oldukça bilgisiz olduğumu gördüm. Bencillik yapıp sağlığıma zarar vermeyecek şampuanları vb. seçerken bugün kullandığımız birçok markanın (ruj, oje, sprey….) hayvanlar üzerinde deney yapılarak piyasaya sürüldüğünün iç yüzünü ayrıntısıyla öğrenme fırsatım oldu. Bununla ilgili videolarda izledim. Paylaşmayacağım o videoları iç karartıcı ve üzücü videolar. İlgiliyseniz bulabilirsiniz bu videoları internette.

Araştırmalarım sonucunda Live Clean markasını buldum. Argan yağlı şampuanını ve kremini aldım. İçinde hiçbir kimyasal madde yok. Bunun dışında en önemli şeylerden biri hayvanlar üzerinde deney yapılmamış olması. Aslında burada önemli bir noktayı görüyorsunuz, deney yapan firmalar demek ki sadece hayvanlara, çevreye değil sağlığımıza zarar verecek ürünler piyasaya sürüyorlar aslında. İçinde tehlikeli, kimyasal bir madde olmayan ürünü firma neden deney etsin ki.


İnsanlar organik ürün bulamamaktan şikayetçi eğer sizde böyle ürün arayışları içindeyseniz bu markayı tavsiye ederim size. Daha deneme imkanım olmadı; ama en kısa zamanda memnun kalıp kalmadığımı yazının yorum kısmında paylaşmaya çalışacağım.




Amacım neden bu ürünleri kullanıyorsunuz diye kimseyi yermek değil, ki çoğumuz bilgisiziz bu konuda. Hangi firmalar hayvanlar üzerinde deney yapıyor, araştırma aşamasındayım. Frimaların isimlerini verecektim; fakat kesin bir sonuca varmadan zan altında bırakmak istemem firmaları. Bu konuda sizde kesinlikle araştırmalarınız yapın ve hayvanlar üzerinde deney yapan firmaların ürünlerini almayın. Çevreyi, hayvanları düşünmüyorsanız en azından kendi sağlığınızı düşünün. Görüşmek üzereee! 

Sahipsiz Cümleler

21 Temmuz 2015

Anne Niçin Baktın Bana Öyle Klavuzu

Pisicikleriiim! Uzun süredir böyle seslenmiyorum sanki. Pisi pisi pisicikleriiim! :) Suyunu çıkarmayım. Gayri resmi tavırları bir tarafa bıraksam iyi olacak gibi. Ne yaptınız bayram tatilinde bakayım. Önce ben mi anlatayım. Hııım! Ben bayramda tatil yaptım ya.

-Ah aaaah nerede o eski bayramlar diyor, biri duyuyorum. Sen büyüklerini ziyaret etme git gez, toz.

Ama kızmayın bayramdan önce ben bütün akrabalarımı gördüm. Sadece bayram gününe denk gelmedi. Bende Bayramda büyüklerini ziyaret etmeyen kişilere sinir oluyorum açıkçası.  Zaten bayramda klasik üç tip vardır.

1-Bayramı film, dizi izleyerek geçiren. ( Bu en  zevklisi gibi duruyor açıkçası. Tamam tamam, kızma.)



2-Bayramı denizde geçiren.

-Bayramda nereye gittiniz?
-Denizee!  

Biz, su soğukmuş. Şuraya bir karpuz koyun sonra kesip yeriz, diyen insanlarız. Ne bu havalar anlamadım.



Gittiği bayram ziyaretinde sıkılıp, konuk olduğu evin halı desenlerini ezberleyenler.

-Aaaa! Su çiçek yanlış renkte dokunmuş. Yeşil olacaktı. Bir çok halının hatasını tespit etmişliğim vardır. Eski halılar el dokuması halılardı sonuçta. 


Hadi itiraf edin. Bunu çoğumuz yaptık. :D O değil de evin sahibi bile halıyı inceler. Artık eskisi gibi karmaşık halılarda yok. Neyini inceleyeceklerse. 

Tabi bunlardan daha acı bir durum var. Evin yetişkin kızı olmak.  Temzilik yap, yaprak sar, misafirlerin ayakkabısını düzenle, terlik ver, bulaşık yıka, çayları dolduuuur!, kolonya tutsana, şekeri de şekeri de…Niye kız çocuğu yapıyor bunları ya. Bir zahmet kolonyayı sen tut.  Siz oturun halı desenlerini ezberleyin. Bunu demişliğim vardır. Ve annemden misafirler gidince ben sana gösteririm bakışı! O bakışı sizde biliyorsunuz kızlar değil mi?


İstisnasız bu bakışların, tavırların hepsine maruz kaldım. Video kurban bayramı ile ilgili ama her bayram yaşıyoruz bu doğaçlama tiyatromuzu.

Ayyy! Yok yok yok. Daha beterini buldum ben. Yaşlı teyze öpücüğü. Ağzındaki bütün tükürük yüzünde. Lama mısın teyzem be.

Elini öpüp yüzünü öpülmesine izin vermeden birkaç kez uyanıklık yapıyorum; ama çoğu teyze benden hızlı davranıyor. Öp teyzem öp yala bitir!

Ben nereleri gezdiğimi, ne yediğimi anlatacaktım size. Yazım çok farklı bir yön aldı. Neyse diğer paylaşımımda bahsederim artık.

Bu da bonus videomuz. Anneler can onlar can!


Bayram adına tek sevindiğim şey. Anne bakışlarına maruz kalmayıp ve en önemlisi yaşlı teyze öpücüklerine boğulmamış olmak. Görüşmek üzere.


Sahipsiz Cümleler

8 Temmuz 2015

İYİKİ TÜRKİYE'DE DOĞMUŞUM

Müzik dinlerken birden bu videoları izlerken buldum kendimi. Özlem oruçlu olanlara yapılır mı bu diye bilirsiniz; ama Türk yemekleri dışında diğer yemekleri canımızın çekeceğini sanmıyorum. Ön yargılı olmak değil. Tadanların verdiği tepkiden dolayı bu kanıya vardım.

TÜRKİYE: İlk önce Türk yemeklerini tadan yabancıların tepkilerini izleyelim. Hahahaha şırdan ne ya.Verdikleri tepki çok hoşuma gitti. Onu ben bile yemedim. 


TAYLAND: Balığı çok severim ben. Aşkımdır o benim o derece. Hatta balık cipsi olsa ne güzel olur ya demiştim. Bu Taylandlılar benden önce düşünmüş. Ama videoyu izledikten sonra ne güzel olur ya demekten vazgeçtim.


MEKSİKA: Meksika denilince akla ne gelir tabi acı. Acıyı da severim ama hiç acı olmadığını iddia ettiler.



JAPONYA: Tek beğendikleri Japonya oldu sanki. 


TÜRKİYE: Bizim atıştırmalıklara bak be. Sizinkilerde atıştırmalık mı? İyi ki Türkiye de doğmuşum diyorum. Abur cuburlarımız bile güzel. Farklı ülkeye gitmeyi planlarsam giysi dışında bir valizde yiyecek götüreceğim yanımda :D


TAYLAND: Yenir bu da karın doyurmaz. Ekmek var mı? Bu Taylandıların da ne pis bir midesi var kardeşim.  Açken ben ben değilim. Nasıl olur acaba diye tadını düşünüyorum. Töbe töbe.

 

VE BONUS: Sonra benim çocuk sebzeleri yemez diyorsunuz. Ben de bunları yiyerek büyüseydim ben de sevmezdim. Bebeği olan bebeği olacak anne adayları. Bu tür şeyleri bebeğinize vermeden siz deneyin. :)
Sahipsiz Cümleler

2 Temmuz 2015

KORE GÜNLÜKLERİM'İN ÇEKİLİŞİ VAR!

Şansım dönmeye başlamışken, hadi Özlem bu çekilişi de katıl dedim. Ayrıca sırf o kedili kalem ve totoro için çekilişe katılıyorum. Çok şirin hediyeler var. Katılmak isterseniz. TIK TIK!

8 Haziran 2015

YİTİK ÜLKE DERGİSİ ÖYKÜ YAZARI ARIYOR

Size iki güzel haberim, duyurum var. Birincisi, Maviye İz Süren'in yani benim kısaca Mavi diye seslendiğim güzel paylaşımlar yapan blogcanın kitap çekilişi var. Önceden görmüştüm, paylaşım yapacaktım. Ama demek istemiyorum. ( Ama demekten bıktım artık. Öyle yoğunum ki neye yetişeceğimi şaşırıyorum o derece. Bugün aklıma geldi. Son iki gün kalmış çekilişe, yetiştiğime sevindim.  Özellikle Bir Deli Çocuğun Güncesi kitabı için çekilişe katılmak istiyorum. Siz de çekilişe katılmak isterseniz. Ayrıntılı bilgi için TIK!

İkinci güzel haberin ise Yitik Ülke Yayınlarının dergi de öykü paylaşımında bulunmak için yazarlar araması. Blogcanlar içinde çok güzel hikaye yazanların olduğunu biliyorum. Maviye İz Süren bunlardan biri bence. Bu güzel yayına yazılarınızı gönderebilirsiniz. Üstelik hikayelerini gönderen kişileri eli boşta göndermiyor.

31 Mayıs 2015

Blog Yazarlarının Dikkatine!



Sizi güzel bir projeden haberdar etmek istiyorum. Mustafa arkadaşımız güzel bir proje düşünmüş. Blog yazarlarının gönderikleri iki yazı ile bir kitap oluşturma fikri. Üstelik ücretsiz, e kitap. Böylelikle daha fazla kişiye ulaşmış olacağız. Geçen gün bende böyle bir şeyler düşünüyordum. Tesadüf eseri karşıma çıkan bir paylaşım oldu. Ayrıca bu düşünceyi ileri ki günlerde geliştirip piyasa da, raflarda yerini alan bir kitap haline getirebileceğimizi düşündüm. Biliyorsunuz ki kitap basım ücretleri hayli tuzlu. Tek başına kitap çıkarmak maddi açıdan biraz zorlayabilir insanları. En az on yazardan oluşan bir kitap olsa kişi başına 200-300 lira gibi bir miktar düşecek. Piyasadaki bazı yayınlarını biliyorsunuzdur belki. Ortak yazarlardan oluşan kitapları var piyasa da. Ortak bir konu belirleyip onun üzerine herkesin bir iki deneme, hikaye yazdığı kitaplar. Örneğin ben şunu düşünmüştüm. Mektuplardan oluşan bir kitap gibi.

Sözü çok uzatmayacağım. Ayrıntılı bilgiyi Mustafa'nın blogunda bulabilirsiniz. Sizler de destek olmak istemez misiniz? Bence böyle bir güzel projeyi kaçırmayın. Haydi o zaman. TIK Bir de buraya TIK!

Sahipsiz Cümleler

20 Mayıs 2015

Kim'in Adası / Kım's Island (2009)

Uzun süredir film izleyemiyordum; ama bugün Kim'in adasını izleme fırsatım oldu. Eğlence amaçlı sıradan ada macerası diyerek izlemeye başladığım bir filmdi. Bir kadın bir erkek adaya düşer. Komik, eğlenceli, aksiyon dolu maceralarla adada vakit geçirirler şeklinde. Fakat hiç beklediğim gibi bir film değildi. Beklentimin çok çok üstündeydi.

Genç adam intihar sonucunda ıssız bir adaya düşüyor; ama bu ıssız ada kaçmak istediği insanların, iş hayatının, kredi kartlarının yanı başında. İlk zamanlar bu durumdan şikayetçi olsa da borçlardan, iş hayatından, paradan uzaklaşıp bunlar olmadan da hayatını idame ettirebileceğini anlıyor. Tek başına bu adada yaşayan adamı dürbünüyle gözleyen asosyal, sanal ortamda vakit geçiren bir genç kızımız da var.

22 Nisan 2015

Mimi Mimi Bir Kuş Konmuştu

Merrhaaabaaa! 

Aslıcığıma  teşekkür ediyor mime geç cevap verdiğim içinde özür diliyorum. 




Kitap okumak için evde belli bir yerin var mı?
Yatağııııım! Ben her yerde kitap okuyabilecek cinsten bir insan değilim. Ufak bir ses, gürültü beni rahatsız eder. Bu nedenden ötürü en sessiz yer odamdır. Ama en çok kitap okumayı sevdiğim yer yatağımdır.

19 Nisan 2015

Yazmak İçin Bir Milyon Neden

Merhabaaa ben geldim! Blog istatistiğim düşmüş.Oldu mu şimdi bu. Ben paylaşım yapmasam bile arada bloguma gireceksiniz. :) Galiba taslak haline çevirdiğim yazılarım ve şablonumdan kaynaklanan bir problem var. Bu yüzden şablon da değişiklik yaptım. Sade şablonları nedense daha çok sevmeye başladım ben. Diğer şablonlar beni yoruyor yazı ya da paylaşımları okurken. İçeriği de her telden devem ettireceğim yine eskisi gibi.

On beş gündür paylaşımda bulunmamışım bu benim için büyük bir olay. Çünkü her hafta bir, iki paylaşım  da bulunuyordum. Yeni bir şehre alışma evresini ancak atlatabildim. Yeni çevre, yeni insanlar... Bu hafta bolca kitap aldım.

4 Nisan 2015

Hızlı Okumak İstemez misiniz?

Özel sektörde çocuklara farklı yöntemlerle eğitim veren bir kurumda çalışma fırsatım oldu. Tabi gözlem gücüm iyidir benim. İlgimi çeken şeyleri araştırmayı da seviyorum. Matematik bile nasıl sevdirilir ve oyun gibi öğretilir onu öğrenmenin yanında. Bana en büyük katkı Hızlı Okuma oldu. 

Hızlı Okumanın her gün yapılması gereken uygulamaları var. Kodlama. Göz açısını genişletme, göz hareketleri…. uzar gider. Bunların hepsini bir arada toplamam mümkün değil; ama size iki programdan bahsedeceğim. Bunu hem çocuklarınıza hem de kendinize uygulayabilirsiniz. Ben ilk okuduğumda okuma hızım Türkiye seviyesindeydi. Bir iki haftalık uğraş sonucu Türkiye seviyesinin üzerine çıktım. En hızlı okuyan % 3 lük kesime de girmek isterim aslında. Size şimdi bir formül 
vereceğim. Elinize bir kitap alın. Kronometrenizi çalıştırın. Açtığınız sayfayı okumayı bitirdiğinizde, kronometreyi durdurun.



Benim yaptığın en büyük yanlışlardan biri. Kelimeleri tek tek okumammış. Yani Göz açımın dar olmasından dolayı böyle yapıyormuşum maalesef. Şimdi bir cümleye baktığımda beş altı kelimeyi toplu şekilde okuyabiliyorum. Bunun nasıl bir yararı olacak Özlem diyebilirsiniz. Şu şekilde anlatalım. 


Diğer yanlışım da her ne kadar ağzımı kıpırdatarak okumasam da genzimden okuduğumu fark ettim. Şimdi sadece gözüm hareket ediyor.

Özel eğtim merkezine gelen aileler çocuklarının hızlı okumasını istemelerinin nedeni sınavlar maalesef. Hatta ales, kpss vb. sınavlar için bile hızlı okuma eğitimi alanlar var. Ben hayata sadece sınav gözüyle bakmıyorum. Şunu diyebilirim sadece.


"Hayat çok boş.  Dua edin ve binlerce kitap okuyun."  Binlerce kitap okumanız içinde hızlı okumanız gerekiyor değil mi? O zaman hadi hızlı okuma çalışmalarına. Bu alıştırmaları her gün alışkanlık haline getirmelisiniz. Yarım saat az televizyon izleyin bahane bulmayın.



Sahipsiz Cümleler



2 Nisan 2015

Hadi Evde Oyun Hamuru Yapalım

Bir şeyi anlatırken bilimsel dil kullanamıyorum ben. Benim anlatımların sohbet havasında ya da standup havasından geçecek sanırım. Robotik dil kullanma beni rahatsız ediyor. Robotik dil kullanan insanlarda. Ben rahat ettiğim şekilde anlatımlarımı devam ettireyim.

Hadi bugün hepimiz çocuk olalım! Oyun hamuru yapalım mı? Çocuğu olan kişiler çocuklarıyla birlikte yapsınlar. Çocuğu olmayan ya da hala bekâr olan kişiler geleceğe hazırlık amacıyla yapsınlar. Deneyim olsun. Aman ne evlenmesi ne çocuğu diyenlerde kendi eğlencesi için yapsın. Oyun hamuruyla oynayıp şekiller yapın gerçekten rahatlayacaksınız. Bir psikoloğun seansına gitmiş gibi
.
Oyun hamuruna neden bu kadar taktın Özlem diyebilirsiniz. Oyun hamuru piyasa da satılan birçok oyuncaktan bin kat daha değerli bir şey.  Çocuğun öncelikle hamuru avucunda yoğururken, yuvarlarken kaba motor becerisini, şekillendirirken parmaklarını kullanarak ince motor becerisini kazanmasını sağlıyorsunuz. Sadece bununla bitmiyor tabi zihinsel gelişimini de sağlıyorsunuz. Kavramları, nesneleri, renkleri tanıması adlandırmasını zevkli hale getiriyorsunuz.

İyi de 1-2 liraya satılan oyun hamurları dolu ortalık. Pahalı olanlar da var; ama içeriğinin çocuğun sağlığına zarar vermesinden korkuyorum, diyorsanız. Evde tamamen organik oyun hamuru yapmaya ne dersiniz. OYUN HAMURU İÇİN TIK

Hala oyun hamuru yapmak istemeyenleri görüyorum aranızda. O zaman ev de fimo hamuru yapmaya ne dersiniz? Takılarınızı, evdeki biblolarınızı siz yapın. Hem kendinize meşguliyet terapisi yapmış olacaksınız fena mı? Bu konu da size güzel bir site önerebilirim.



Bu bloga bayılacaksınız. Ben keşfedeli bir iki yıl oluyor. İlk keşfettiğimde saatlerce sayfalarını incelemiştim. SİTE İÇİN TIK Fimo hamurunu satın almanızı öneririm. Oyun hamuru gibi ev de yapılan fimo hamur tarifleri de var internette. İsterseniz onları deneyebilirsiniz.

Bugünlük bu kadar. Görüşmek üzere.

Sahipsiz Cümleler

1 Nisan 2015

Aile Çarkı ( Sistem Kuramı)

Sistem Kuramı, mühendislikte sık başvurulan kuramlardan biri. Fakat bu sistem kuramını aileye uygulanabilir. Sistem kuramı üst sistem ve alt sistemlerden oluşuyor. Toplumu, kültürü üst sistem olarak ele alabiliriz. Alt sistemlerde aile içeresindeki bireylerin ilişkileri. Toplumu bir araba olarak düşünürsek, aile de o arabanın çalışması için en önemli çark. Peki, bu çark sistemi nasıl işliyor bakalım.


Gördüğümüz gibi aile de üç tane çark var. Anne- Baba çarkı, Karı- Koca çarkı ve Çocuklar çarkı. Şimdi bu çarklardan birinin dişinin kırıldığını düşünelim. Çarkın işlemesi, çalışması eskisi gibi olur mu sizce. Örneğin, Karı- Koca çarkındaki bir dişi kırılsın. Belli bir süre o çark dönecektir; ama diğer çarkları da etkilemeye başlayacaktır. Karı koca arasında iletişim bozukluğu, şiddet çocukları etkileyecektir. Anne- baba rollerini etkileyecektir. Kırılan çark tedavi edilmezse çark durma noktasına kadar gelecektir. Buna binlerce örnek verilebilir. Aile içindeki bir bireyin alkol, uyuşturucu bağımlığı, cinsel sorunlar bunun dışında boşanma sürecinin sağlıklı atlatılamaması, aile içi şiddet… aklınıza gelecek binlercesi.

Süper vizyon kapasımda görüştüğüm aileyi örnek vermek isterim size. Kişisel bilgileri anlaşılacak şekilde her şeyi anlatmayacağım. Sadece bir noktaya değineceğim. Bana bahsedilen problem çocuklarından birinin davranış bozukluğuydu. Yani ev de sürekli camları, pencereleri vb. kıran bir çocuktan bahsediyorlardı. Çocuk çarkında bir sorun var. Peki, asıl kırık diş nerede çocuğun çarkında mı? Yoksa diğer iki çarklardan birinde mi? En sonunda iş alkol bağımlılığına, eşe şiddet uygulamaya kadar geldi.  Ve şiddet uygulayan kocanın daha da derinlere indiğinizde aynı şiddeti çocukken babasının ona uyguladığı hayat hikâyesini dinledim.


Şiddet öğrenilir. 

Dediğim gibi bu çarklarınızdan herhangi birinin dişinin de sorun varsa onu tedavi etmeniz gerekmekte. Sonra tedavi edilemeyecek ya da çok uğraş, tamir gerektirecek bir sürece girersiniz. Tıpkı eşlerin cinsel yaşamındaki sorunun, aile içinde huzursuzluğun çocuğun okul başarısını etkilemesi gibi… Kitapta okuduğum yaşanmış örnekti bu. Oldukça ilginç gelmişti. Çocuğun eğitimde başarısız olmasını ilk kendinde ararız oysa değil mi? Demem o ki  aileler siz o kırık çarkların bilincindesiniz. Kırık çarklarınızı tedavi etmeniz gerekiyor. Empatik bir iletişim kurarak gerekirse bir uzamana başvurarak. 



Sahipsiz Cümleler