15 Ocak 2015

Kitap Tavsiyesi: Sevme Sanatı / The Art of Loving

Şimdi yazının uzunluğunu görünce ya da aman kitap tanıtımı diye okumayacaksın. Siz bilirsiniz. Belki hayatına, sevgiye dair çok şey kaçıracaksın. Bu kitap tesadüfen çıktı önüme. Ve ben hiç bir şeyin tesadüf olmadığını düşünürüm. İyi ki de çıkmış diyorum. Bence sizde okumalısınız. Kafası karışık sosyoloğumuzun Erich Fromm’un “Sevme Sanatı” kitabını bitirdim. Sosyologların çoğunun kafası karışık. 


“Aşık olmak tamamiyle meta haline gelerek kişinin kendi olanaklarıyla alışveriş etmesi haline dönüştü.”
Sevgi paketlerimizi vitrine düzüyoruz. Kullanma kılavuzunu bir de etiketi ekledik mi tamamdır.

“İnsanlar, en kullanışlı nesneyi bulduklarını düşündükleri zaman birbirlerine âşık olurlar.”
“Kişilik paketlerini birbirleriyle değiştirirler ve ucuza kapatma yoluna giderler.”
Froom buna paket değişimi demiş. Oldukça da güzel tanımlamış. Yalnız ben şunu eklemek istiyorum. Sevgi vitrininde ilk dikkatimizi çeken pakettir. Paketin etiketi ne zaman önemli olur, ona değinmeden önce:

“Sevginin de yaşamak gibi bir sanat olduğunun farkına” varmamız gerekmektedir. Yani nasıl seveceğimizi öğrenmek istiyorsak. Tıpkı bir mesleği öğrenir gibi öğrenmemiz gerekmektedir. Buna kendi mesleğinizi örnek alabilirsiniz.
Sevgiyi daha anlaşılır kılmak için. Yalancı ya da çoğumuzun içine düştüğü sanrı sevgilere örnek vermiş Fromm.

Örneğin aşağılanmaya, sevilmemeye, itilip kakılmaya, hatta ikinci kadın ya da erkek olmaya bile gönüllü tipteki hastalık haline gelmiş sevgi. Bu sevgi mazoşist sevgidir.  Kişi, o kişi olmadan yaşayamayacağını, onsuz hayatının ışığının söneceğini düşünür. Fromma göre bu yalancı bir sevgidir. Bana göre de salaklıktır.

Sadece insanı ele almayın sevgi denince. Mesela, bir çiçeği alıyorsunuz. Onu ilgi gösteriyorsunuz. Sabah kalktığınızda günaydın diyorsunuz. Suyunu, vitaminini VERİYORSUNUZ. Karşılığında o da size çiçek veriyor. Hayatta kalıyor. Daha da güzelleşmek istiyor. İşte Fromm burada “Sevgi vermektir der tekrar” Almak için vermek değildir, sevdiğiniz için vermektir der. Siz gönülden verdiğinizde zaten karşınızdakine vermeyi öğretirsiniz der. Erich Fromm’un bu açıklamasını şu şekilde eleştiririm: İstediğimiz kadar gerçekten gönlümüzden geldiği için verelim. Biz insanoğlu içten içe karşılığını almak isteriz. Çiçeğin tomurcuklanmasını, açmasını isteriz.

Gelelim ikinci yalan sevgiye. Bu da sadist sevgidir. Örneğin nişanlı bir erkek başka bir kadınında kendisiyle ilgilenmesini istemesi gibi. Fromm’a göre bu kişi tek başınalığını, yalnızlığını, hapis olmuşluğunu böyle arayışlar içine girerek kapatmak ister.

Üçüncü yalan sevgi. Buna uzun bir tanım kullanmış; ama ben buna hayali sevgi diyorum. Mesela, filmdeki, kitaptaki aşklara âşık olma. Sevgi duygusunu sadece orada yaşayıp gerçek hayatına döndüğünde unutma. Ve filmlerdeki sevginin olmadığını söyleme durumu söz konusudur. Bu tarzda insanlar oldukça çok bence.

“Sevme zorlama olmadan sadece özgür olunduğunda yaşanabilen, insan gücünü somutlayan bir eylemdir.”
Kendi seçiminiz değilse, özgür değilseniz sevgiyi yaşayamazsınız. Fromm ilgiyi ihmal etmez. Sevgi sanatında ilginin olması gerektiğini söyler. Örneğin; çiçekle ilgilenmeyen birisiniz. Sizin elinize zorla çiçek veriliyor. Bunu seveceksin diye. Veya kedi ilgilendiğiniz bir hayvan değil, bunu seveceksin diye elinize tutuşturuluyor. Ya da en basitinden çoğunuz ilgilenmediğiniz mesleği seçtiğiniz için mesleğinizi sevmiyorsunuz. Daha somut bir örnek verecek olursak ilgilenmediğiniz bir kadın ya da erkekle ailenizin evlenmenizi istemesi. İlgilenmediğiniz şeyi nasıl seveceksiniz?

Sevmek bir eylemdir, edilgen duygu değil.”
Sevmek bir eylemdir, edilgen duygu değil. Bu cümleden ne anladınız? Fromm sevginin aniden oluşan bir duygu olmadığını söyler. Yaşayarak öğrenirsiniz sevgiyi. Bir kişiyi tanımadan sevdiğinizi söylemek bir sanrıdır. Bunu düşününce sevgili anlamında kimseyi sevmediğimi, kimsenin de beni şu ana kadar gerçekten sevmediğini anladım.

Neye üzüleceğimi, üzüldüğümde nasıl biri olduğumu, peki sinirlenince, en sevdiğim yemeği, en çok neyden nefret ettiğimi…. Bilmeyen bir insan beni nasıl sevebilir. 

“En önemli verme edimi maddi değil, insanın kendisinden bir şeyler vermesidir.”
Sevinçlerini, ilgisini, anlayışını, bilgisini, nüktesini, üzüntülerini- Eşlerin evlilikte neden sıkıntı çektiğini şimdi anlıyor musunuz?
Fromm Sevme Sanatının reçetesini veremeyeceğini söyler; ama bana göre reçeteyi vermiş.

Sevme Sanatı Reçetesi:
İlgi
Bilgi
Sorumluluk ( emek)
Saygı
Buna milyonlarca örnek verilebilir. Hayvan, meslek, çiçek, doğa, aile, eş sevgisi…
Ben birine değineceğim. Eşi alalım.

Bir giysi satın alırken ya da ayakkabı ilk önce neyine bakarız. Dış görünüşüne. Öncelik budur. Bizi etkilemelidir. Dış görünüşünden önemli olan diğer şeylere sonra bakarız. Rahat mı, ayağı vuruyor mu? Ayakta güzel gözüküyor mu ya giysi uzun mu kısa mı? Kilolu gösteriyor mu gibi? İnsanoğlu her şey de ilk önce ilgi temelli olur. “İlgilenmediğiniz bir şeyi sevemezsiniz.”  Annenizin ısrarıyla aldığımız içinize sinmeyen giysiyi dolaptan hiç çıkarmayıp tozlanması gibi. 

İkinci Bilgi, bilmediğiniz, tanımadığınız şeyi sevemezsiniz. Şimdi biri bana çıkıp seni seviyorum dese inanmam ailem dışımda. Tanımadığınız kişiyi nasıl sevebileceksiniz.

“Sevgi nedir emektir.” “Kişi uğrunda emek harcadığı şeyi sever ve kişi sevdiği şeyler için emek harcar.”
Ve son olarak saygı. Saygının korkmak olarak anlaşılmaması gerektiğini söyler. Saygı, kişiyi olduğu gibi kabul etmek, değiştirmemektir. Dikensiz kaktüs istemek gibi bir şey bu. 
-Kaktüs istiyorum; ama dikeni olmasın. :)

On sayfalık bir not var elimde. Ancak bu kadar kısaltabildim. Yazamadığım birçok şey var cinsel sevgi, öz disiplin, yalnız kalma terapisi...Kısa notlar ekleyeyim:

*Benlik gelişmemişse sevdiği kişiyi putlaştırmak ister.
*Eğer bir başkasını seviyorsam, ona benim yararlanacağım bir nesne olarak değil. O olarak alır, onunla kendimi bir kılarım.”
*Tanrı sevgisinin yozlaşması, insan sevgisinin yozlaşmasıdır.
*Çağdaş insan üç yaşındaki çocuk konumdadır, ancak anne, baba diye ihtiyaç duyduğu anda bağırır.
*Sevgi arama kendi yalnızlığını, tek başınalığını kapatma duygusuyla karıştırılmamalıdır.
*Sevilmekten korkan bilinç altında sevmekten korkmaktadır.
*Eğer sevginiz sevgi doğurmuyorsa, bu sevginizin sevgi üretmediği anlamına gelir.” Sevilen kişi olamıyorsanız. Sevginiz güçsüzdür.

En son şunu demek istiyorum.
Kadınlar, beyaz atlı prensinizi beklemeyin, erkekler elinizdeki camdan ayakkabıyla Kül kedisi arayışı içine girmeyin. İlk görüşte aşkın, sevginin olmadığını kafası karışık Fromm amcamız gayet güzel anlatmış. O nedenle böyle hayal Dünyasında gezmeye gerek yok.

Neden kafası karışık dediğimi merak ettiniz?
Sevgi almak için vermek değildir der; ama verdiğimiz sevginin yansıması alınmayan sevginin mazoşist sevgi olduğunu söyler. 
Çelişkili bir çok durum var; fakat sevgiyi anlatmak kolay değil. Ve bunu şu ana kadar başaran tek kişi olmuş bana göre.

GEÇERLİ OLAN BU SİSTEM İÇİNDE SEVMEYİ BAŞARABİLEN AYRICALIKLI İNSANLARDIR. Hadi rastgele. Görüşmek üzere!

Sahipsiz Cümleler


13 yorum:

  1. Kitap tavsiyesi benim icin cok guzel oldu. Bu tarz kitaplari cok severim. Saol canim ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle oku canım. Bazen ne diyor bu ya dediğim oldu benim. Sosyologların dili bazen biraz karmaşık olabiliyor. Ama güzel bir kitaptı. Cesur Yeni Dünya kitabına başlayacağım bendeç

      Sil
    2. Okumaya baslayacagin kitabin konusuna baktim simdi biraz farkli geldi. Bende tanrinin unutulan cocuklari kitabini okuyorum, son 100 sayfa. Bir suru odul almis ama Ben cok sikildim gereksiz bos diyaloglardan baska bisey yok. Katilin Kim oldugunu merak ettigim ve yarim birakmamak icin okuyorum. :)

      Sil
    3. Bazı kitaplar çok gereksiz ya. Hele Türkiye'de okuma yazma bilen kitap çıkartıyor :D

      Sil
  2. ilk görüşte aşk,güzel bişey ama:))
    ilk görüşte aşkıyla ömür sürenler demek ki sevme sanatının şifresini çözmüş:))
    teşekkürler özlem,çok güzel bir konu:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşk başka bir şey sevgi başka bir şey bence. İlk görüşte herkes aşık olabilir; ama sevemez. Aşk arzuyla bir bütün çünkü. :)

      Sil
    2. demek istediğim;
      aşık oluyorsun,aşkınla bi ömür yaşıyorsun,aşkın ömrü bitmiş,senn öyle emek vermişsin ki,sevgin ooooo nefis olmuş:)))

      Sil
    3. Hahahahaha...O zaman hepimiz öyle şanlı insanlardan oluruz umarım. Sen o şanslı insanlardan birisin sanırım. :)

      Sil
  3. Blogu reklam alanı sanan bloglar. Bu üç oldu boş yere uğraşmayın, emeğinizi boş yere harcamayın. Yorumu yayınlamam. Hanimiş yorum! Yok muymuş hehehehe...Bence bu moda işini de bırakın böyle pazarlama olmaz. :D

    YanıtlaSil
  4. Ne güzel yazmışsın!
    Kitabı merak ettim bir okuyayım bakalım :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel kitaptı. Sadece dilinde, anlatım tarızın da bir sorun var. Çeviriden mi diye düşündüm. Ama sosyolog olmasına bağladım. :)

      Sil
  5. ben de erich fromm'un yaşama sanatını yeni bitirdim şahane :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hay senin tatlı yanaklarını mıncırırım. :) Ben de bugün düşünüyordum Sanatı diye bir tane daha bir kitabı vardı neydi ya diye. Sen cevabını vermiş bana. Onu da okuyayım. :)

      Sil