21 Ağustos 2015

EVDE PROBİYOTİKLİ YOĞURT YAPMA ( ÜRÜN DENEMESİ)

Evde yoğurt yapmayı geçtim, probiyotikli yoğurt yapıyorum He heheyyy sen daha git hazır yoğurt al. Beceriksizzz! Gören de evde kimya laboratuvarı kurdum zanneder. Kişisel tercih sebebidir ama ben hazır yoğurtları sevmiyorum. Yoğurttan öte hamur yiyormuşum gibi geliyor. Bu nedenden ötürü üşenmem pazara gidip süt alırım, yoğurdumu kendim yaparım.

Yalnız ilk probiyotikli yoğurt denemem. Probiyotiği duymayan yoktur herhalde. Benimde uzun süredir duyduğum ama içeriğinin ne olduğunu, faydasının ne olduğunu bilmediğim bir şey. Şey diyorum ama bunlar canlı varlıklar. Sevimli, yararlı baktericikler. Gerçi ben onlara güzel bir ad buldum.

Bağırsak çöpçüleri. hehehehe

Çok tatlılar be

Merak ettim neymiş neciymiş bu probiyotik. Bağırsaklarımızla evlendireceğimiz probiyotiğin in mi cin mi olduğunu bilmek lazım değil mi? Ne kadar çok yararı varmış. Bağırsaktaki zararlı bakterilerin bir kısmının yok edilmesinden, çeşitli vitaminlerin bağırsağımız tarafından emilmesine yardımcı olması, karaciğer ve böbreğin yükünü azaltmasına kadar birçok faydası var. Ayrıca antibiyotik kullanan, ishal sorunu yaşayan bunun dışında karında şişlik probleminiz varsa tüketilmesi gereken bir ürün. Zaten biz probiyotikleri kuru soğan, muz gibi yiyeceklerden alıyormuşuz. Fakat yapılan araştırmalar stres altında olan modern toplum hastalarının probiyotikleri azalıyormuş. Yani hepimizin. Bu da bağışıklık sisteminin zayıflamasına, kolay hasta olunmasına neden oluyormuş. Biz milletçe probiyotiksizizdir kesin.

Probiyotiksiz seni! Artık biri beni sinir ederse. Bu cümleyi kullanacağım.



Yayla probiyotik yoğurt mayasını deneme fırsatım oldu. Gelelim nasıl yaptığıma. Bir litre ılık süt ve bir paket yayla yoğurt mayası. İlk önce yarım çay bardağının içine kerataları (probiyotikleri) atıp ( Evcil hayvanların onlar benim hehehe) çay bardağındaki ılık sütle karıştırdım. 15 dakika bekletip 45 derecelik süte probiyotikleri döktüm. Dereceniz yoksa ( serçe parmağınızı süte sokup 8'e kadar sayıp. Hafif yanma hissi hissettiğinizde. Süt mayalanacak sıcaklıktadır)

İyi çalışın keratalar diyerekten. Yoğurdumu 6 saat mayalanmaya bıraktım. 6 saat sonra bir heyecanla açtım. Aman ne göreyim. Bildiğin süt. Olmadı bu derken neyse biraz daha kapalı kalsın dedim. Ümitsizce açtım bir baktım ki. Probiyotikli yoğurt olmuş bile. Yavaş çalışmışlar ama iyi iş çıkarmış keratalar. Bir gün dolapta beklettim. Ve birkaç saat önce tadına bakmış biri olarak tadını şöyle tanımlayabilirim. Yoğurt, kaymak karışımı bir şey. Ben kahvaltıda kaymak niyetine yerim o derece. Tatlı bir tadı var. Tatlı derken şeker gibi bir şey gelmesin aklınıza. Normal yoğurtta olan ekşi tat yok. Çoğu kişinin ay ne güzel yoğurtmuş diyeceği yoğurt tadı yani. Sevdim ben.

Görüşmek üzereeee!

15 Ağustos 2015

Güney Kore Hayranlığı ( Popüler Kültür)

Twitter da Türkiye gündeminde farklı karakterde, tanımadığımız hashtaglarla karışlamaya başladık.

Kpop grubunun çıkış şarkılarının yayınlanması, 
İki ünlünün ilişiklerini açıklamaları ya da iki ünlünün ayrılık haberleri.  
Yani Güney Koreli ünlüleri ile ilgili aklınıza ne gelirse. 

Yaşanan bu durum Güney Kore ile ilgisi olmayan kişilerin dikkatini çekmeye başladı.  Türkiye gündeminde Çince’ye benzer bir yazı. Hatta Uygur Türklerine işkence uygulayan insanların Türkiye gündeminde ne işi var, diye tepkilere bile neden oldu. Ve en çok sorulan soru:

“Gençlerdeki Güney Kore hastalığının nedeni nedir?”  

Bu soru da benim uzun süredir cevap aradığım bir soruydu. Ben de neden Güney Kore diyerek Kore dizi, kpop gruplarının yoğunlukta olduğu fan sitelerine ulaştım. Onlara Neden Güney Kore? diyerek anket sorularını yönelttim.  235 kişi anketi cevaplandırdı. Fakat makale yazacağım için anket sonuçlarının hepsini burada paylaşmayacağım, özür dileyerek. Makalemi yayınladığım zaman söz hepsini paylaşırım.

Kore fanı olarak araştırma benim için hem kolay hem zor bir süreçti. Zor süreçti çünkü objektif bakabilmem için hayranlıktan sıyrılmam gerekiyordu. Kolay bir süreçti çünkü Kore hayranı olduğum için ulaştığım gruplarda içtenlikle karşılandım. Yaklaşık beş yıldır Kore dizilerini takip ediyor, bir yıldır da kpop müziği dinliyorum; Kpopla pek alakadar olduğum söylenemez.  Çoğu grubu bilmem ve açıkçası 13 kişiden,9 kişiden oluşan grup üyelerinin adlarını da öğrenmeye üşeniyorum. öğrenmek içinde vakit ayıramam açıkçası. İzlediğim dizilerdeki çoğu karakterin isminide bilmem. Bu durumum Kore hayranlığı olarak adlandırılır mı tam emin değilim.

Sohbet esnasında Kore fanlarına Kore’yi sevme nedeniniz nedir, diye sorduğumda büyük çoğunlukla soruların cevapsız kaldığını gördüm.

“Bilmiyorum seviyorum işte” “Neden seviyormuşuz, biz de merak ediyoruz.”

En sık verilen cevap dizileri ve müzikleri sevdikleri üzerine oldu.  Peki dizi ve müzikler Güney Kore’yi sevme nedeniyse. Güney Kore dizi ve müziklerini, Dünyadaki diğer dizi ve müzik sektöründen farklı kılan bir şeyler olmalıydı.

Anket verilerine baktığımızda Güney Kore ile tanışma da



ilk sırayı alan arkadaş çevresi, ikinci TRT dizleri, üçüncüsü ise internet vasıtasıyla. 

Kore dizilerinde hangi türü sevdiklerine dair, verilen cevaplara baktığımızda romantik ve romantik komedinin toplamda %70’lik kesimi oluşturduğunu görüyoruz.




Yalnız Güney Kore dizileri fantastik, bilim kurgu neredeyse bütün türler %99 gibi büyük oranla romantizm, aşk, sevgi barındırır. Hayalet dizisini izlerken korkuyla birlikte aşk, sevgi rüzgârına kaptırırsınız kendinizi.  Bölümler kısadır. Dizi 16-20 gibi bölümlerle son bulur. Türkiye’deki diziler gibi 25463132578… bölüm değildir. 

Aşk sattırır, diye sözüm vardır benim.  En çok satış yapan kitaplara baktığınızda ve çoğu insanın tercih ettiği kitaplara baktığınızda. hep aşk ve sevgi üzerine kitaplar olduğunu görürsünüz. Bunu bilen Koreliler aşkı, sevgiyi çok iyi kullanmış ve dizilerde bu sevgiyi gerçekten çok iyi işliyorlar. Kirlenmemiş, saf bir sevgi söz konusu Kore dizilerinde. Türkiye’deki diziler Kore dizilerinin yanında Porno kalır, o kadar saftır aşkı işleyişleri. Sevgi arayışı içinde olan, tabiatında aşk olan insanın Kore rüzgârına kapılmaması mümkün değil. Birinci nedenimiz bu.

Peki, insanlar dizi izlese ne olacak izlemese ne olacak, diyebilirsiniz. Bize bir katkısı olmayabilir, ama Güney Kore ekonomisine oldukça büyük bir katkısı var. Kore sempatizanlığı, diziler, Kpop sayesinde sadece Türkiye’de değil Dünya’da bir salgın haline gelmiş durumda. Güney Kore kültürel olarak kendini tanıtma imkânı bulduğu gibi, diğer ülkelerle ekonomik, ticari anlamda da büyük bir katkısı olmuş durumda. O kadar etkili bir salgın ki kpop birbirine düşman olan iki ülke İsrail ve Filistinli gençlerin ortak ilgilisi haline gelmiş hatta ortak etkinlikler yapmaya kadar ilerlemiş işler.

Anket verilerine göre fanlar “Sert, maço, korumacı ama sevgi dolu erkek rollerini seviyor” Gelenekselliği ve modernliği harmanlayan Kore dizilerinde bu erkeklerden oldukça çok var.

Tamam dizileri anladık, peki KPOP neden bu kadar seviliyor?

“Beden üzerindeki iktidar” Kpop kız,erkek grupları bedenleri, fanlar üzerine bir iktidar olarak kullanıyorlar. Tabi onların bedenleri üzerinde de bir iktidar var.

Erkekler seksi, sert gerektiğinde sempatik, sevimli hallere bürünebiliyorlar. Örneğin, üst kısımlarını tamamen çıplak bırakıp fanlarının çığlıkları arasında müziklerine devam ediyorlar.  Ya da kızlar kısacık şortlarıyla sevimli, seksi ama utangaç hareketleri ile müziklerini devam ediyorlar. Amaçları gençleri kendilerine âşık etmek, hayran bırakmak; çünkü ne kadar hayran bırakırsan o kadar çok para kazanırsın. Maalesef sosyal medya da incelediğim her yerde çoğu kızlar kpop gruplarının çıplak hallerini, yakışıklı hallerini konuşuyor. Hatta cinsel ilişkiye girecek kadar aşırı uçta hayallerle Bu başarılı olduklarının göstergeleri değil mi? Kore hayranlığının ikinci nedeni de bu. Güzellik, dış görünüş o kadar önemli ki Güney Kore'de Dünya'da estetikte birinci sırada bu ülke de. Bir Koreli ağzından TIK!

İlgimi çeken diğer bir nokta ( Netizen diye Kore de sırf ünlüleri eleştirmek, değerlendirmek için kişiler vardır) Netizencikler erkek gruplarının çıplaklığını eleştirmeyip vücutlarını överken, kızların kısa şort giymesini eleştirip vücudunu sattığını söylüyorlar.  Anketimizde de kız gruplarının dans komspetleri yapmacık bulunuyor. Toplumsal cinsiyetçi yapıyı görüyorsunuz değil mi ve kadın kıskançlığını.

Neyse bunu geçelim. Kpop’ta Ticari boyut o kadar ileri noktaya gelmiş ki. O grup üyelerinin kendi tasarladıkları tişörtler, şapkalar, taktıkları bilekliklerin vb. aynısı bunun dışında tasarladıkları oyuncaklar, hayranları tarafından online ve mağazalardan satın alınıyor.

2013'te En çok kazanan erkek Kpop grupları Top 10
1. Big Bang - 634 Milyon lira
2. Super Junior - 574 Milyon lira
3. DBSK - 506 Milyon lira
4. 2PM - 429 Milyon lira
5. CNBLUE - 369 Milyon lira
6. SHINee - 319 Milyon lira
7. Beast - 253 Milyon lira
8. EXO - 236 Milyon lira
9. FT ISLAND - 228 Milyon lira
10. INFINITE - 209 Milyon lira
Cr: ForbesKorea


Türkiye’deki ünlü anlayışı ve Kore deki ünlü arasında oldukça büyük farklar var. Kpop üyeleri genç nesille hitap etsin diye ( Ağaç yaşken eğilir arkadaşlar. Beyin gençken daha iyi şekil verilir) grup üyeleri genç kişilerden oluşuyor.  27 yaşına gelmiş bir üyeyi yaşlandı diye nitelendiriyorlar bu netizenler. Oysa Biz de böyle bir yaş kriteri yok önemli olan sanatını icra etmesi. Yaş kriteri, güzellik anlayışı bile kpop’u ekonomiye döktüklerini anlamamız açısından yeterince büyük bir kanıt.  Diğer bir farkta sosyal medya vb. hesaplarda fanlarıyla iletişim kurabiliyorlar. Küçük fan tanışma toplantıları yapıyorlar. Onlara kendi elleriyle kurabiye paketleri, meyve paketleri hazırlıyorlar.





Kpop grupları hayranlarına belirli adlar takıyorlar Vip, Hottest gibi.... 2PM grubunun üniversite sınavına girecek hayranalrı için hazırladıkları paketlerle mesaj gönderiyorlar.  Mesajda “2PM’in sınava girecek Hottest’lar için hazırladığı süpriz etkinliği açıklıyoruz! 2PM sizin arkanızda! Hong hong gonh~ Bu bizim Hottest’larımız için!” ve “2PM sınavı olan Hottest’lar için süpriz bir etkinlik hazırlıyor. Onların hayranlarının arkasında oluşlarına bir bakın. Çok tatlı!” 

Bütün bunlar sempatiyi arttığı gibi yol, su, elektirik olarak geri dönüyor tabi. Bu da hayranlarına onlara ulaşılabirlik hayali kurmalarına neden oluyor.

Sevdiği grup üyesinin sevgilisi olduğunda üzülen ya da sevgilisine onu bırakması konusunda hakaretler yağdıran bazı kişiler söz konusu. Ya sevmediği, kıskandığı aktöre hakaret eden kişiler söz konusu.

Park Shin Hye örneği. TIK!

Ben sadece Türkiye örneğini biliyorum. Yabancı ülke vb. birçok örnek vardır eminim.
Ve en can alıcı nokta, Hatta fanlığı ileri boyuta götüren kızcağızlar var maalesef. İŞi güüüüücü hayranı olduğu ünlünün kapısında beklemek. Ben bu tür kişilerin akıl sağlığının pek yerinde olduğunu düşünmüyorum. Bunun neden bulup açıklama yapmaya gerek yok. YAŞANMIŞ BİR OLAY TIK


Hıım oldukça ciddi bir oran, ama bu dizilerden öğrenildiği kadar Peki dizilerdeki Türk ve Kore kültüründeki benzerlik ne? Neden bunun üzerinde duruyorum çünkü. Sevmemim nedeni bize yakınlar, bizim gibiler, kültürleri bize çok benziyor diye cevapta aldığım için.

Dizilerde
Güney Korelilerde bizim gibi ayakkabılarını çıkarırlar.
Bu dışında komşunun tabağını boş bırakmamak için içine bir yiyecek konur.
Türkiye'ye göre büyüklere saygı daha yoğun, ama benzer noktaları vardır. Bunun dışında ben pek benzer nokta görmedim açıkcası. 

Kültürel benzerlik konusunda bir video. Bu artık geleneksel bir şekilde kalmış, ama hala yapanlar var. Biz de ilk diş çıktığında yapılan tören gibi.


Güney Kore



Bu size tanıdık geldi mi? Diş buğdayı törenlerinde de aynı yapılır bize. Önüne konan eşyaları seçmesi istenir. Makas seçerse berber olacak ya da kalem seçerse öğretmen olacak gibi yorumlar yapılır.
Benzer yönleri var gerçekten. Çok büyük bir benzerlik var mı bilemem. Kore de yaşamadan.

Sandığınız gibi ergen kesim hayran değil.

Üniversite öğrencileri arasında daha popüler.




Japonya da üst gelir kesim, yaşlı kadınlar arasında kpop'un önemli olduğunu okumuştum. Bir makale de. Yaşlı başını almış teyzecikler gençecik çocukların hayranı konumundalar. Bunun nedeni de bir statü göstergesi olduğu içinmiş. Bu konu hakkında bilgili olmamak yeriliyormuş Japonya'da ne kadar doğru bilemem. Ama konserlerde yaşça büyük fanlar görmedim değil videoları incelerken.


k Japonya’da 2002’den itibaren ergenlik çağındaki 
gençler ve üst sınıf orta yaşlı kadınların ilgisini çekiyor. 
k Amerika’da ise 2010’dan öncesinde yalnızca Koreli Amerikan vatandaşları tarafından dinlenirken, bu tarihten sonra çokça Koreli Amerikanlar ve Asyalı Amerikanlar ile beyaz Amerikalılar ve Afro-Amerikanların da ilgi alanına girdi. 
k Dünyanın geri kalanında da 2010’dan itibaren ergenlik çağındakiler ve çokça gençlerin gözdesi. Özellikle kızlar, 20’li yaşlardaki kadınlar ve daha az oranda 30’lu yaşlardaki kadınlar. ( Radikal Gazetesi9

Müziğin, dizilerin nasıl bir keskin silah haline getirileceğini Kore çözmüş durumda. Ticaret yapıyor, dilini öğretiyor. Ayrıca beyin yıkama aracı maalesef. En verimli olduğumuz çağda bu tür bağımlılık yapan uğraşlarla vakit geçiriyoruz. Bizim devletin yerinde olsam böyle işe girişirdim. İşte bir kore fanının dedikleri.

“Günde en az altı saatimi onlara ayırıyorum. Sabah uyanır uyanmaz sosyal medya hesaplarına bakıyorum, bir şey paylaşmışlar  mı diye.  Çünkü aramızda saat farkı var. Biz uyurken bir şeyler olmuş olabilir.”

Kore Dünya'daki bu Kore akımını bildiği için birçok şehirde Kore kültürü ve dili hakkında bilgi, eğitim veren merkezler açmış durumda. İzmir, Ankara ve İstanbul'da var. Ayrıca her sene geleneksel kpop festivalleri yapılıyor ülkemizde. Tabi sadece bizim ülkemizde değil. Festival sonucunda seçilen birinciler G. Kore'de tekrar yarışıyorlar.



Müzik dinleyebilirsiniz, dizi izleyebilirsiniz. Ben müzik dinliyorum, dizi de izliyorum, anime de Yalnız bunun ölçüsü (sadece Türkiye'de değil bütün Dünya da) kaçmış durumda.




Unuttuğum noktalar kesinlikle vardır. Şimdilik bu kadar, görüşmek üzereeee! 

Sahipsiz Cümleler


10 Ağustos 2015

Oh My Ghost ( Kore Dizisi)

Tatlı mı tatlı bir diziyle karşınızdayım. Hayalet dizisi. Özlem hayalet dizisine nasıl tatlı mı diyorsun, diyebilirsiniz. Ama bildiğiniz hayalet dizisi değil bu. Dizimizde yaşamınız yitirmiş neden öldüğünü hatırlamayan genç kızımız geçmişindeki bir kin yüzünden bu Dünya'dan göçüp gidememiştir. Bu kinini bekaretini kaydedememiş olmaya bağladığı için alımlı genç kızların vücudunu ele geçirerek erkekleri baştan çıkarmaya çalışır. Yalnız her seferinde bir sorunla karşılaşır. Bir erkeği öpmüş olması bile erkeğin buz kesilip, hasta olmasına neden olmaktadır. Tabi hayalet avcısı teyzemiz, bu sevimli hayaletimizin peşindedir. Bir nedeni var tabi. Uzun süre Dünya'da kalan ruhlar, kötü ruha dönüşecektir. Kötü ruha dönüşmeden onu bu dünya'dan göndermelidir.

Hayalet avcısı kadından kaçarken Na Bong Sun'un içine girer. Ve tesadüftür ki Na Bong Sun hayaletleri görebilmektedir. Yakalanmamak için Na Bong Sun bedeninden çıkmaz. Hatta Na Bong Sun'un iş yerinde çalışmaya başlar. Fakat içine kapanık, ağzından özür dilerim, tamam dışında pek cümle çıkmayan Na Bong Sun tamamen farklı bir kişi olmuştur. Arkadaşları hatta şef bile bu duruma şaşkındır.

Yalnız çapkın hayaletimiz rahat durmaz. Ve şefi gözüne kestirir. Gerçi gözüne kestirmediği erkek yok.  Hastayken şef gayri ihtiyari, sevdiği kadının hayalini görerek onu öper. Yalnız  orta da ilginç bir durum söz konusudur. Öptüğü erkeğe ilk defa bir şey olmamıştır.Ve şefin yaşam gücü erkeği olduğunu öğrenir. Tabi bu Dünya'dan göçüşünü sağlayacak anahtarın da o olduğunu anlar.

Hayalet Na Bong Sun'un vücudundan çıktığında, platonik aşk yaşadığı şefe karşı daha yaklaştığını ve arkadaşlarıyla ilişkisinin daha iyi olduğunu görür. Hayaletin vücuduna girmesini engellemeye çalışır. Sonra şefi kendisine aşık etmesi koşulu ile hayaletle anlaşma yapar.

Yalnız işler öyle sarpa sarar ki. Hayaletimiz de şefe aşık olur. Peki şef kime aşıktır.





























Filmden birkaç sahneyi sahneyi paylaşacak olursak.


Heeeçç! Bir erkekte bu kadar naz yapar mı?

(Ve şefimiz de aşık olur)


(Türkiye'den başarı belgesi aldığına emin misin Şef? Kuru fasulye, pilav yaparsan tamam diyeceğim.  :)

video
(Kaynak: Koreantürk) Bu da bonus.

SAHİPSİZ CÜMLELER

8 Ağustos 2015

ÖNEMLİ DUYURU

Merhaba pisicikleeeer! Nasılsınız? Beni sorarsanız genel anlamda iyiyim ama bugün hiç iyi değilim. Bu sıcak hava da hasta olan tuhaf insanlardan biriyim işte. Lafı çok uzatmayacağım. Zaten lafı uzatacak kadar durumum da musait değil.  Ben bizim yazılarımızdan paylaşımlarınızdan sene de bir dergi hazırlamayı düşünüyorum.



Tabiki katılım sayısına bakıp karar vereceğim buna.  Tek başına bir dergi çıkarmanın imkanı yok değil mi?  Bence katılım zor olmasa gerek eski yazılarınızdan ya da deneme, hikaye, kişisel vb. herhangi bir yazınızı paylaşabilirsiniz. Sadece siyasi içerikli, başkasının ürününü vb. yerecek yazılara yer vermeyi düşünmüyorum. Tabi birkaç tane de editör gerekli. Yazım ve imla yanlışlarını kontrol edecek.  Yorumlarınızı bekliyorum. Bugün bu ağrıdan ölmezsen, dergi çıkarırız inşallah. Görüşmek üzereeeee! Şunu da ekleyim sıradan bir dergi değil. Ve sizin katılımlarınızla ortak güzel bir dergi ortaya çıkartacağımızı düşünüyorum. Bir de dergimize ad bulmaya ne dersiniz? Ben dereyi gömeden paçayı sıvadım; umarım katılırsınız.