29 Şubat 2016

Muhteşem Film Tavsiyesi (PK)

3 idiots ve Taare Zameen Par’ı izledikten sonra böyle muhteşem filmler izleyebilir miyim? Derdim. Arayış içine de girmiştim, arama motorlarında Amir Khan’ın yönettiği film, oynadığı filmler gibi filmler var mı diye? Tabi bu istediğimi karşılayacak hiçbir film bulamadım. Ve yine bu cevabı Amir Khan’ın rol aldığı film cevapladı. PK filmi. Bugün itibariyle en favori filmim. İzlediğim en muhteşem filmdi şimdiye kadar.



Filmi anlatmayacağım. Ama dini eleştirdiğini, daha doğrusu dini kullanan insanları, dini kültleri, din adına yapılan yanlışların eleştirdiğini göreceksiniz. İlginçtir, PK’yı kendime çok benzettiğim için sevdim belki. Aynı soruları soruyoruz onla. Benimle aynı şeyleri eleştiriyor. Mesela, televizyona çıkıp insanların, halkın açlığından bahsedip paraları götüren din tüccarları vb.

Ve benim sürekli dediğim bir cümle vardır. Din sosyalleşerek öğrenilir. Bunu sınıfta dediğimde töbe töbe cevaplarıyla karşılaştığımı da belirteyim. Bulunduğunuz ortam, doğdunuz aile, ortam, zaman çok önemlidir bunda. Müslüman bir aile de doğarsınız Müslüman olursunuz. Hristiyanlığın hakim olduğu bir ülke de doğarsınız Hıristiyan olursunuz. Aynı şekilde, Budist, Yahudi…. Uzar gider. Kimse size doğdunuz anda, ya da İnsan Hakları Beyannamesinde denildiği gibi “ Herkes kendi dinini seçme” hakkına, özgürlüğüne sahiptir. Oysa hiçte öyle değildir. Doğduğunuz andan itibaren kimliğinize Müslüman vb. olduğunuz iliştiriverilir. Kimse sormaz size, sorgulamanızı istemez. Böyle bir şeye cüret edemezsiniz. Çünkü sizin dininiz en muhteşemdir, en mükemmelidir. Sizin dininiz dışındaki insanlar cehennemde yanacaktır. Bu her din için geçerli. Kendi dini dışındaki bütün dinler aptallıktır, yanlış yoldur.

Bir matematik işlemi var elimizde. Farklı yollardan aynı sonuca ulaşıyoruz. İllaki matematik sorusunu benim gittiğim yoldan çözeceksiniz diyoruz. Aynı matematik sonucuna ulaştıktan sonra çözüm yolunun ne önemi var.

Şimdi önyargı, ideoloji elbisenizi hafifçe üzerinizden sıyırın. Dinle toplum üzerinde nasıl bir algı oluşturulur izleyin ve görün. Bunun dışında sosyolojik bir çok şeyi bulacaksınız. Statü, toplumsal yapı.... 

Doğru numaraya ulaşmanız ümidiyle. Görüşmek Üzere.




Sahipsiz Cümleler

26 Şubat 2016

Hayatım bir mutluluk inşaatıydı Pollyanna


video

 Muhabbet kuşumuz öldü
Arkasında uçuşan tüyleriyle mavi bir sonbahar bırakarak.
Biliyorsun ölüm, mavi boş bir kafestir kimi zaman.
Acıyı hangi dile tercüme etsek şimdi yalan olur Pollyanna
Uyumadığım gecelerin sabahında
Gözaltlarımdan mor çocuklar doğardı
Mor çocuklarıma ninni söylerdi sabah ezanları
Fırtınada ters çevrilen şemsiyelere benzerdi
Duaya açılan avuçlarım
Avuçlarıma kar yağardı
Kimi zaman tipi
Kaç kere avuçlarımda mahsur kaldım
Birkaç kış geçti Pollyanna
Ben hep mahzun kaldım.
Kocaman bir kardan adam yaptı içime bir çocuk şair
Tuhaf şarkılar mırıldanarak: Şiirime kenar süsü olsam ben
Bir kenar süsünün gülü olsam ben
Sarı deftere tuttuğum bir günlük
Aşk olsam ben
Sonra yazları
Yaseminlerle sarmaş dolaş bir balkonum oldu
Balkon yaseminlerle sevişirdi
Yaseminler yaseminlerle sevişirdi
Rüya hülyayla sevişirdi
Ben o beyaz kokan çadırın altında
Geceyle sevişirdim.
Bir davet gibi oturdum balkonda
Beyaz bir örtü gibi sarardım acılarımı başıma
Ben sevgilisi çile olan bir gelindim Pollyanna
Gel derdim gel, kim olursan ol yine gel
Çiçekli bir düğün davetiyesi gibi otururdum balkonda
Yıldızlar ürkerdi, titrerdi davetimden
Ayın etrafında beyaz bir hale dönerdi.
Bileklerimi uzatırdım çıplak, beyaz ve ince
Işıktan bir kelepçe istedim yüz görümlüğü olarak Pollyanna.
Secde eden alnımı,
Şarap içen dudağımla öpmek istedim.
Dizlerimde ve dirseklerimde nasır tutan arayışımı
Beyaz bir merhemle ovmak istedim.
Beyaz bir günahtır aramak kimi zaman Pollyanna
İtiraf etmek gerekirse
Domates biber biçiminde tuzluklar aldım pazardan
Kalp şeklinde kül tablaları
Kalbimde söndürülmüş birkaç sigaradan kalan kül
Yetmezdi yeniden doğmaya.
Orhan Gencebay dinledim itiraf etmek gerekirse
Bedelini ödedim ama Pollyanna
İtiraf artık tedavülden kalkmış bir kağıt  para.
Hayatım bir mutsuzluk inşaatıydı Pollyanna
Çimento, demir, çamur
Duvarlarımı şiir ve türkü söyleyerek sıvardım.
En üst kattan düşerdim her gün
Esmer bir işçi gibi dilini bilmediğim bir dünyaya
Hayatım bir mutluluk inşaatıydı Pollyanna
Sana ve mutluluğa yazılmış mektuplarıma
Cevap beklediğim zamanlarda.
Benim bir köyüm olmadı.
Hiçbir şehir karlı sokaklarıyla bana
Pazen gecelik giymiş bir anne gibi sarılmadı.
İstanbul’u evlat edinsem
Benimsemezdi nasıl olsa otuz yaşlarında bir anneyi
Yüzyıllarca yaşamış bir çocuk olarak
Mütemmim cüz olamadım hiçbir aşka Pollyanna
Bir kitaba bir cüz olamadım.
Yukarıdan aşağı, battal bir intiharı denedim.
Hiçbir bulmacayı tamamlayamadım.
Bir kediyi okşasam ellerim yumuşardı
Biri okşasam bir yumuşardı
Bire bir olamadım.
Fırfırlar olmalıydı oysa hayatımın kenarında Pollyanna
Kırmızı puanlı bir şiir olarak uyumalı, mor puanlı uyanmalıydım.
Pişman olmamalıydı orada olmalarından yeşil farbelalarım.
Bir çingenenin çıkardığı dil olmalıydı şiirlerim
Sana bu son mektubu,
Artık senden mektup beklemediğimi söylemek için yazıyorum Pollyanna
Son şiirini yazmaya cesaret edememiş bir şair olarak.
Seslendiren Sem.

Sahipsiz Cümleler

25 Şubat 2016

Kötü Çocuk Vini Uehara

Hayat çok ilginç ve tesadüflerle dolu, internette paylaştığınız bir fotoğraf kitap kapağında kullanılsın. İlk önce aşk mesajları gelmeye başlasın. Sonra İstanbul’dan Mavi reklamına çekimine katılmak ister misiniz? Binlerce hayranınız sizi bekliyor diye telefon gelsin. Özlem sen de abartma diyor olabilirsiniz; ama bu  Vini Uehara’nın başına geldi. ( Haberin kaynağı TIK )

Mavi marka reklam

Wattpad’ı duymayan var mı? Ben duymuştum; ama bugün haberi okuyunca wattpad hakkında bir araştırma yaptım. İnsanlar nasıl cesaret edip yayınlayabiliyor romanlarını/hikayelerini diye. Telif hakkı korunuyormuş yazının. Eğer telif hakkı korunuyorsa ben de böyle bir yer de yazmak isterim açıkçası. Hikaye yazıyordum ama dikkat ediyorsanız artık yazmıyorum. Çünkü blogta çalıntılar oluyor maalesef. 

Wattpad ne alaka derseniz Vini, Kötü Çocuk ( Büşra Küçük)  kitabına kapak olarak, ünlendi Türkiye’de.  Olayı tam anlayamadım önceden wattpad da yazıp sonra kitap olarak basıldı mı? olayın aslını tam olarak bilmiyorum. Sanırım öyle. Yaklaşık 35 milyon kişi kitabı okumuş. Vini, şimdiye kadar ülkesinde de dikkat çekmemişti belki. Yalnız bu yakışıklılıkla şimdiye kadar nasıl dikkat çekmemiş orası da ayrı bir durum. Gerçi ünlü olmamış binlerce insanlar var güzel ve yakışıklı olan. Ülkesinde durumu nedir bilemem; ama Türkiye’de Mavi markasının yüzü oldu. Genç kızlar tarafından dikkat çekmiş durumda. 

Kitaptaki karakterin cana kemiğe bürünmüş hali olunca hem kitap hem de Vini dikkat çekici hala gelmiş. Özelikle birçok genç kızın elinde bu kitap var şuanda inanmıyorsanız Twittera bakın. Yakışıklılık, güzellik sen nelere kadirsin. Yani şunu demek istiyorum hepimizin kitaplarda hayal ederken etkilendiğimiz karakterler vardır değil mi? Büşra’nın yazma yeteneği inkar edilemez ama şu açıdan da kutlamak lazım okuyan kitlenin farklı karakter hayallerini bir kişi de somut hala getirebilecek  kişiyi seçmiş olması. Bu açıdan da tebrik etmek lazım.

Bir wattpad hakkında beni bilgilendirecek, bu konu da bilgi sahibi birileri varsa bildiklerini benimle paylaşırsa çok memnun olurum. Hatta hikâye yazmakla uğraşan blogcanlar blog yerine ( Blogta telif hakkını almadıysa) wattpad’da yazması daha doğru gibi. Mesela Maviye İz Süren, Sonsuz ( Cahit serisi çok güzeldi) aklıma şu an gelmiyor ama eminim vay bu kitap haline gelse dediğim birçok hikâye okudum blogta. 

Sahipsiz Cümleler

20 Şubat 2016

Yedikule

Merhabalar. Sizlere güzel bir paylaşım yapmaya geldim. Tabi köpecik ve kediciklerle ilgili. Şunu sürekli sorguluyorum.

Hala benimle neden konuşmadıklarını anlayabilmiş değilim. Ömrüm bunları sevmekle, mıncırmakla, okşamakla geçecek. Özellikle sokakta yakaladığım her kediye böyle davranıyorum.

Onlar bize emanet edilen güzel canlılar. Lafı çok uzatmayacağım size Yedikule Hayvan Barınağından bahsedeceğim. Yedikule Barınağı desteğinizi bekliyor. En azından mama parasını karşılayacak kadar destek olabilirsiniz. Üstelik bağış yaptığınız, bakımını üstlendiğiniz sevimli köpeciğin, kediciğin...bir sertifikası tarafınıza ulaştırılabiliyor.


Hepsi sevgiye muhtaç. Bakabilecekseniz, sevebilecekseniz buradan bir köpek sahibi olabilirsiniz. Ya da İstanbulda iseniz hafta sonları bu güzel barınağı ziyaret edebilirsiniz. Onun bakımını üstelenerek koruyucu ailesi olabilirsiniz. Ve sizden bir rica da bulunacağım. Bu yazımı sosyal medya hesaplarınızda paylaşırsanız, çok mutlu edersiniz beni. Birkaç kişiye daha ulaşmak adına. Sağlıcakla kalın. Kendinize iyi bakın. Çevrenizdeki hayvanlara da.



Nasıl bağış yapacağınıza ve gönüllü olacağınıza dair bilgileri siteden edinebilirsiniz. Yedikule Hayvan Barınağına buradan ulaşabilirsiniz. TIK!

Sahipsiz Cümleler

10 Şubat 2016

Tatuta

Yazımın tamamını okumadan önce iki tane soruya cevap vermenizi istiyorum. Bu sorularla hayatım boyunca boğuştum ben. Net cevabını belki buldum. Ya da bulduğumu zannedip hala bulamadım.

Yaşamak nedir?

İyi insan olmak nedir? Peki başarılı bir insan olmak?

Yaşamak, hayatta kalmak için para kazanmak, çalışmak, evlenmek, ev almak, araba almak, çocuklara bakmak, miras bırakmak…. Şeklinde uzar gider. Peki iyi, başarılı bir insan olmak. Sınavlara girmek, işe başlamak, evlenmek, çocuk yapmak, para kazanmak, para biriktirmek. Daha çok para biriktirmek için daha çok çalışmak…

Çok para biriktirince, ev alınca, çeşit çeşit kıyafetimiz olunca, son model telefonumuz olunca yaşadık mı biz şimdi. Ölünce bir sürü kıyafetim vardı, son model telefonları da kullandım, ne iyi yaşadım ben mi diyeceğiz.  Bu yaşam değil ki bu maddi şeyler bedenimiz gibi biz ölünce yok olacak. Soyut, maneviyattan hiçbir eser kalmadan modeli eskiyen bir telefon gibi yok olup gideceğiz be.  Kendimi Müslüm Gürses’in konserine katılmış kendini jiletleyen hayranlar gibi hissediyorum. :)  

Keşke bulaşık vb. bir şeyler yaparak kalacağım ve sadece karnımı doyuracağım yerler olsaydı ve ben o şehri gezseydim, yeni insanlar tanısaydım, farklı kültürler görseydim derken, böyle bir şey varmış ya ben onu öğrendim. Şu an yazı sabırsızlıkla bekliyorum. İlk önce Türkiye’den başlayacağım. Sonra yurt dışı.


Peki Özlem ne bulduğun diye merak etmiş olabilirsiniz.  Gittiğiniz yerde iş yapıyorsunuz ve bu işin karşılığında kalacak yer ve yiyecek imkânı sunuluyor. Sabun, reçel, ekmek, turşu yapımı, hayvan bakımından çiftçiliğe kadar… Hem de gittiğiniz şehri gezme imkânınız oluyor. Size ne yedirdikleri belirsiz otellere: D iki, üç günlüğüne tonlarca para harcamamış oluyorsunuz. Eğer yurt dışına gitmek isterseniz uçak paranızı biriktirmeniz yeterli. Bundan ucuz ve keyifli tatil mi olur. Hem insanları ve kültürlerini daha yakından tanımış oluyorsunuz hem de doğa ile iç içe olup yeni şeyler öğreniyorsunuz. 





Sahipsiz Cümleler